Kanatlarım Kırıldı Yorgun Düştüm / Ramazan Seydaoğlu

Oyun oynamak isteyen bir Ortadoğu’lu çocuğun elinde sapan yerine bir uçurtma olmak isterdim Rabbim. Özgür gökyüzüne salıncağını kurup, pembe bulutlar üstünde ip atlasın, avurdunu şişirerek şarkı söylesin, tahtadan atını uçsuz bucaksız ovalarda otlatsın çocuk. Uçurtmasını kurşunsuz bir gökte uçurtup, sabahları kuş sesleriyle uyansın isterim o çocuğun. Damarlarından kara toprağa akan kanı, bedeninden süzülüp çıkan canı olmak isterdim. Yeniden dirilsin, yeter ki çocukça yaşasın!

Rüyasına girmek istiyorum Fırat boylarındaki çocuğun. Mutluluk vahalarını yalınayak gezmek isteyen, sokaklarda gazsız, bombasız, kurşun sesleri olmadan, uçak sesleriyle irkilmeden uyuyan bir çocuğun rüyasına girmek istiyorum. Çılgınca oynasın, delice koşsun kırlarda, bağırsın avazı çıktığı kadar, karşı tepelerden gelen aksiyle dalga geçsin istiyorum.

Esmer teninde dudaklarının kenarında bir gülümseme olmak istiyordum. Yüzünde demet demet gülücüğü boğdular elma kokusuyla. Seraba dönüştü hayalleri gömüldü tuzlu, derin sulara. Çocuklar hayalleriyle ölmesin istiyorum.

Heyhat! Vuruldu hayallerim. Kanatlarım kırıldı, yorgun düştüm. Ne istedimse ters tepti hep, sevgiden yoksun, kararmış kalpler yüzünden.
Rabbim bir tomurcuk sevgi koy tüfekli amcaların yüreğine..

***

Ben bir çocuğum Ortadoğu’da. Hıçkırıklarla uyanırım harabe yuvamda. Gözlerim hep korku görmüş, gülme nedir bilememiş. Ellerimde papatyalar yerine fişeklerle gezerim. Gökkuşağından atlasam, altından geçsem ya da dileklerim yerine gelir mi Rabbim? Kocaman amcalar oyun oynar gibi öldürmekten vazgeçerler mi birilerini?

Rabbim bu insanlar ne vahşi! Sevgi pınarları kurumuş bir kuru ağaç gibiler. Ne isterler bilmem ki bizden!… Neden saldırırlar böyle aç kalmış vahşi sürüleri gibi. Biz de insan değil miyiz? Bizim de yaşama hakkımız yok mu? Hemcinslerini öldürmek için yarışırlar ve yemezler öldürdüklerinin cesetlerini. Kaç beden kestiler, kaç çocuk düşürdüler toprağa… Övünürler utanılacak hünerleriyle.

Sabah olmuyor bizim burada. Güneş hep batıda bizim için. O güneşleri yakalamak için düşeriz yollara lakin yollar uzun. Yollar engebeli. Yollar tuzlu. Yollarda haramiler bekler, kurşunladılar. Kanatlarım kırıldı, yorgun düştüm kardeşimin kollarına.

Duvar diplerinde, yolların kenarında, belki de açtığınız kapınızın eşiğine düştük, sevginizin kırıntılarına muhtacız.

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

10 thoughts on “Kanatlarım Kırıldı Yorgun Düştüm / Ramazan Seydaoğlu

    Merdan Özek

    (23 Ağustos 2016 - 19:35)

    Yüreği yaralı insanların halini dillendiren yanık bir çalışma. Yureginize sağlık.

      ramazan

      (23 Ağustos 2016 - 20:35)

      Ortadoğu kaynayan kazan. Ortada mazlum insanlar gidiyor maalesef…

    Yeliz Can

    (23 Ağustos 2016 - 19:40)

    “Rabbim bu insanlar ne vahşi! Sevgi pınarları kurumuş bir kuru ağaç gibiler. ..” güzel.
    Azeri bir şair diyor ya: “insan görirem korhirem..”
    Gerçekten neslini yok etmek için nice silahlar üretiliyor..
    Biz insanlik birbirimizi yiyoruz!

    Hamza Doğu

    (23 Ağustos 2016 - 19:44)

    Ben Firat’ın bir kolu olan Murat nehri kenarında büyüdüm! Ramazan abi bizim çocukluğumuzu mu anlatınız?..

      ramazan

      (23 Ağustos 2016 - 20:37)

      Ayni coğrafyada büyümüş mayalanmışız demek Hamza Bey… Gözünüze sağlık…

    Mert Akyurt

    (23 Ağustos 2016 - 19:47)

    Ben de yazı göndermek istiyorum. Yayınlar mısınız?

      ramazan

      (23 Ağustos 2016 - 20:37)

      DergiZan’ın iletişim bilgilerinizden eserlerini görmek isteriz Mert Bey…

    Rahime Tan

    (23 Ağustos 2016 - 19:48)

    “Rabbim bir tomurcuk sevgi koy tüfekli amcaların yüreğine..”

    Canan Yurt

    (23 Ağustos 2016 - 19:50)

    DergiZan güzel bir isim
    =_=

      ramazan

      (23 Ağustos 2016 - 20:38)

      🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir