Aşkın Şahidi “Bayrağım” / Tülay Demircan Koyuncu

Mavi ile yeşilin aşkına şahitlik etmek… Yeşilin, nazlanmasına ortak olmak ya da mavinin kollarını açıp yeşiline sarılıp koklamasına doya doya bakmak!  Seyre dalanlara kalan bu manzara idi…

Anlatılmadan, saatlerin akıp gidişine aldırmadan, seyre dalmak… Bakarken hayatın en olumsuz cümlelerinden oluşan kelimelerini, hiç kurmadan, sadece ruhunu ninni yaparak, hatta zaman zaman gözleri kapataraktan seyretmekti…

Ruhun ilacını verir gibi… Bedenine nasihat eder gibi… Tertemiz Oksijeni içine çekerken, ciğerlerine “haydi iyisin”diyerek göz kırpmaktı! Mavinin yeşil ile dansını ölümsüzlüğün  resmini yüreğine çizerken (her yerde bu aşk var mıdır bilemem) ya da her yürek bakarken, bu aşkı görür mü?
Gurbette yaşamanın belki de tek artısı bu duyguları, yoğunca hissede bilmekti.

Bazı insanlar için muhteşem diye adlandırarak anlattıkları, taş yapılardan oluşan ülkeleri gezerken böyle bir duyguyu yakalayabildiklerini sanmıyorum. Mavinin ve yeşilin bütünleşerek yüreklere yerleşmesine, elbette “ülkemin muhteşemliği” diyebilmemin huzuru ve onuru var.

Seyrederken o topraklara ait olduğunu bilmenin yaşattığı mutluluk, asla göz ardı edilemez. Uzunca yolların ardından, ülkenize girerken yaşanılanlar, sanırım anlatılamaz. Öyle yoğun duygular yaşanır ki…

Sınırda seni karşılayan ilk renklerle farklı bir iklime -sıla iklimine-  kavuşmanın hazını soluyorsunuz… Kırmızısına beyazına nazlı nazlı dalgalanışına… Gözlerden süzülen yaşlar; “Teşekkür” eder.

Bayrağın yüreğine sevda yollar.
Gurbetin yorduğu yürekler.

Evet evet bayrağında yüreği canı kanı var ki!!! Can taşımasa, nasıl aşk ile seyredilir ki! Nasıl el üstü tutulur ki! Pahası biçilmeden sevile bilinir ki!!
Her bir şehidin yüreği onda değil midir? Her vatan uğruna akan kanın rengi ile kan kırmızısı rengini haykırarak göstermez mi? “Bu ülke bizim “diye.
Mavi ile yeşilin, nikâhının şahidi “Kan kırmızı ile hilal ” değil midir? İşte bu aşkı yüreklere işleten de, damarlarımıza kadar nüfus eden de, vatan sevdası ile yaşanan, vatan aşkından başka bir hissiyat olamazdı.

“Gözlerim kapalı” olarak seyrediyorum seni…
Hayır hayır!
Nakşediyorum yüreğime .
Ruhum, nasıl da çocuklaştı!
Elinde elma şekeri ile uçan balon var gibi…
Şımarık oldun, be yüreğim.
Elbette!
Senin de hakkın var..
Şükürler ile gülümsetmeye
Hatta gerçek sevdayı iliklerine kadar yaşatmaya.
Tüm benliğine ve maneviyatınla
Nefes alan ruhuna…
Aşkı yaşatmaya.
Başka “Türkiye” yok ki!
Bu dünyada…
Mavisi, yeşili, kırmızısı, beyazı…
Lalesi, gülü, fesleğeni…
Ayrı ayrı aşkı yaşatan başka bir
Ülke olamaz!
Bu aşk yüreklerimizde yaşadığı müddetçe…
Boşuna gelin-güvey olmayın
Ey ahmak beyinliler!
Kanlarımız damarlarımızda hala mevcutken
Bizi bize düşürüp, seyre dalamayacaksınız…
Türkiye’m…
Tüm kalpler senin için atarken..
Irkı, dini, dili ile tek nefes, tek ezan, tek bayrak demişken…
Sevdanın adını dünya ya haykırırken…
Şehidim sen rahat uyu…
Kırmızın beyaza “Aşkı” yaşattığı
Vatanım “Türkiye’m.”
Biz Türk milleti,
Nokta koyduktan sonra başka cümle kurmayız.
Vatan, millet, ezan, bayrak;
Şahadettir “Ölüm”.

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir