Ellerin Ölümü / Hilal Kantarcı

Bir emir;
Ve can terketti adamın ellerini, çift çift…

Canlılığı yıllar yıllar sürdü de, saniyelere sığdı canın çekilmesi ellerinden.
Tam da yatmak üzerelerken otuz yıllık yatakları üzerine, başı bir tuhaflaştı adamın önce. Dili peltekleşti adamın sonra. Ellerindeki canlılığın nereye ve hangi gerekçeler ile kaybolacağını bilemeden indirip başını, baktı saniyelerce. Yılları sığdırıp saniyelere, saniyelerce baktı ellerine. Başı tuhaflaştı, dili peltekleşti. Dilinden kelimeler uçup gitti, sonra can gitti ellerinden adamın.

Beyninde bir şeyler olmuştu adamın, bir şeyler. Saniyeler süren bir şeyler… Bu sebeple olacaktı adamın ellerindeki ölüm. Saniyelerin götürdüğü şeylere ‘’pıhtılaşma’’ dedi bilir kişiler.

Felaketler, saniyelere sığmaz mıydı ki zaten! Vaktiyle ayaklarının altındaki zemin bir o yana bir bu yana sallanmıştı da, oradan öğrenmişti adam, Azrail yıllarca kalmazdı insanın yanında. Saniyeler sürmeliydi gelip emaneti alışı insandan, böyle olmalıydı. Ölmek öyle uzun uzadıya süremezdi.

Ama yıllarca sürecekti adamın ellerindeki ölüm…

Hayır, mutlak bir ölüm değildi bu. Sadece ellerini terketmişti hayat, dilini terketmişti. Bedenine hükmettiği günleri terkederek, düşmüştü yatağın ortasına adam. Yıllar yıllar süren bu yatmak ‘’ölüm’’ değildi, mezar değildi bu yatak, cömert bir cehennemdi belki.

Çift çift gitti ellerinden can adamın.

Parmaklarına sadece göz ucuyla bakabiliyordu. Ne vaveyla koparabiliyor, ne çorba kaşıklayabiliyor, ne de kehribar tesbihini çekebiliyordu adam. Elleri ölmüştü adamın, elleri! Dağ gibi güçlü elleri! Toprak kazan, yumruk sıkan, fabrikada gece gündüz demeden uğraşan elleri… Gençken, çocuklarının başını okşayan elleri. Sonra yâr yemenisiyle oynayan elleri.
Eller ölür müydü bedenden önce?

Kelebek kanadı gibi çift çift elleri. Yumruk oldu mu dağ dağ elleri. Emeğini avuçlayan elleri, yorgunluktan nasır tutan elleri.
Yıllarca canla başla çalışan,
Ve sonra saniyeler içinde susan elleri…

Elleri öldü adamın, kelimelerinden sonra ve bedeninden hemen önce.
Saniyeler içinde,
öldü adamın
çift çift elleri

Önce elini, sonra dilini gömdü yatağın ortasına adam
Ve ”öldüm!” diyemeden, öldü adam….

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

1 thought on “Ellerin Ölümü / Hilal Kantarcı

    rumma

    (29 Kasım 2016 - 22:19)

    Her zaman ki gibi çok başarılı bir yazı..
    Allah diye atan nabzı vardı adamın, gören gözleri, imtihana sabreden kalbi, şükreden zihni..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir