Sığınma isteği / Sevgi Ataş

Sığınma isteği bir spermin yumurtaya sarılıp ana rahmine düşmekle başlıyor sanırım. Aylarca orada sığınıp anne sıcaklığı ve koruyuculuğunun vermiş olduğu hissi algılayarak huzurla zamanı gelince dünya denilen bu yaşam mücadelesi verilen ve daha ilk acıyı ciğerlerimize nefes almaya çalışırken tattığımız anda ana kucağına sığınıyoruz. Ah o kucak! Ne mübarek bir minder, ne kutsal bir otağ, ne koruyucu bir kalkan ve de en çokta naz makamı, sanki cennetten ikram edilmiş bir numune cennet bahçesi.  Biraz büyüyünce, elini sıkıca tutup kanatlarının altına gizleniyor ve bu duygusal ihtiyaç artarak devam ediyor, etmeli de sanırım, sevmek sevilmek ihtiyacı insan olmanın en güzel eylemi değil mi?

Bu düşüncelerin soruları ile ruhumun sığınma ihtiyacının olduğu bir duygu yoğunluğu ile kalem bana öyle güzel geldi ki adeta annemin kucağındaki huzuru buldum, saçlarımı tararken okşayan ellerinin sıcaklığı sardı kalbimi.

Hani nefes alamaz kalbin sıkışıp boğazına bir düğüm atarlar sonra gözlerine ağlamaman için yasak koyarlar ya işte tam bu çıkmazların içinde kalem loş köhne, havasız bir odada açılan pencereyi açıp nefes almak gibi iyi geldi bana ve kaleme sığınmanın  da bir ihtiyaç olduğunu  kalp havuzunda birikenlerin kalemle buluşup, neden yazılanların bu kadar değerli olduğunu fark edip kaleme teşekkür ettim.

Fark ettim ki herkes bir şeye sığınıyor; kimi sigaraya, kimi alkole, kimi mağaza vitrinlerindeki kıyafetlere, kimi arkadaşları ile dedikodu zevkine kimi tarikat kimi de gerçek sahibiz ve bütün yaratılmışların da sahibi olan malik-ül mülk olan Allah’a sığınıp sıcak yatağında bile huzur bulamayıp, soğuk havda soğuk suyla abdest alıp LA İLAHE İLLEALLAH diyerek seccadesine sığınıp, dua dua âminler diyenler var. Dedim ya herkesin sığınmaya ihtiyacı var.

Bir küçük serçe minicik bir balkon duvarında küçücük bir tuğla kırığının içine yuva yapıp sığınmış işte o zaman dedim ki: iki ağaç dalının birleşmesinden bir yuva oluyor ve fıtrat huzurun yuvadaki sıcaklığa sığınmaya ihtiyacı olduğunu aşikâr olarak gösteriyor.

Sadece sevgiye şefkate muhabbete sığınanlar yok, bunun sığınmaya yeterli olmadığını düşünüp, Paranın gücüne, güzelliğinin gücüne, kendi akıllarına sığınanlar da yok değil, onlarında değerleri öncelikleri  sığındığı başka şeyler!!!

Şiire sığınanlar! tüm bedenine zerrelerine nüfus eder derecede: nasılda yağmur yağınca ıslanmak için şemsiyesiz sokağa fırlar içinde ki coşkuyu, hüznü, hasreti yağan yağmurla birleştirip ne çok içini döker dertleşir, ne fırtınalar koparır, veeeee yağan yağmura sığınır koşar adım, bilir ki saf yağmur suyu tuzlu suya karışıp, saklayacaktır  bütün anlatılanları velhasıl herkes sığınır bir yerlere.

  1. 11.2016
Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir