Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına / Hatice Türkmen Yurtseven

Sevgili DergiZan okurları ,
Bundan böyle onbeş günde bir size Anadolu insanının yüreğinden, acılarından, sevinçlerinden, hasretinden kopup gelen ve buram buram toprak kokan, Anadolu insanı ve yaşamı kokan türkülerimizle ilgili bildiğiniz ya da bilmediğiniz hikayelerini araştırıp derleyerek buradan sunacağız.  Sizlerin de tavsiye ve önerilerinizi yorum olarak yazının altında paylaşmanız bizi mutlu kılacaktır.
Hepinize güzel okumalar diler, hatalarımız ve kusurlarımız varsa affola, diyorum.

**********************************

Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına ( tiridine) Türküsünün Hikayesi

“Mandaya söğüt dalından yuva yaptırıp, yavrusunu da sineğe kaptıran şair, hayatı senin kafan gibi yaşamak istiyorum… “cümlesi ile çıktım yola .. Türkü baştan sona içinde doğruları anlatan fakat ilk bakışta anlamsız gibi görünen bir ifade taşımaktadır. Ozanın ince zekâsı hiciv sanatının çok güzel bir örneğini sunmuştur. Güldürürken, eğlendiren, düşündüren, yeren, gönderme yapan ve ders veren özelliktedir.

Ve hikayemiz şöyledir dostlar : 

Osmanlı döneminde Kastamonu’da her bahane ile halktan vergi toplayan zalim bir bey varmış. Halk ozanları da köy düğünlerinde ve diğer sazlı sohbetlerde türküleri ile beyi eleştirmeye başlamışlar. Bu olay beyin kulağına gitmiş. Haliyle çok kızmış, din adamlarına talimat verip hutbede vaazda beyi haklı kılacak söylemleri öne çıkarmaları talimatını vermiş.

Beyin tertiplediği bir şölene ozanlarda eğlence için çağrılmış. Ancak bey şu talimatı vermiş “bu çalgıcılara herkese verilen yemek, verilmeyecek. Dillerini tutmasını öğrenecekler, sadece et suyu ve ekmek verilsin, atışmalarında idareyi eleştirmesinler “.
Öyle de yapılmış. Çalgıcılara et suyu ve ekmek verilmiş. Çalgıcılar bu et suyuna ekmeği doğrayıp yemişler.
Eğlencede sıra ozanlara gelince, söze başlayan ozan kendilerine yapılan bu haksızlığı beye söylediği türkü ile dile getirmiş.
Şimdi gelelim türkünün sözleri ile neyi anlattığına:

“sabahleyin erken çifte giderken, aman aman
öküzüm torbadan düşmüş, gördün mü?”

“Öküzün torbadan düşmesi ise, öküzlerin hem yemlenmesi, ekine zarar vermemesi, hem de zaman kazanmak için boyunlarına takılan yem torbasının öküzün boynundan çıkması ve öküzün yemeden içmeden kesilmesi anlamını taşır.
Şimdi yukarıda anlatılan ile yemeği kesilmiş ozan arasındaki bir benzetmedir. Yani ozan kendisini köylünün esas dostu ve gücü olarak görüp yemeğinin kesildiğini yani “öküzün torbadan düştüğünü” söylüyor. Sonra da soruyor köylüye; “bu akıl almaz olayı gördün mü?” diye. Ve devam ediyor:

“amanını amanını amanını yandım
tridine tridine tridine bandım
bedava mı sandın, para virip aldım”

“amanın ben yandım. Kuru ekmeği suya banıp tirit yiyorum. Aç bırakılıyorum. Bu bedavadan, hiç yoktan, durup dururken başıma gelen değildi. Ben bunun bedelini beyi eleştirerek, bir bedel karşılığı ve anlaşılır olan kısmıyla, para verip ödedim” diyor.
“Kastamonu’da Tirit yemeği, kuru ekmekleri sıcak su ile ıslatılarak yapılan bir yöre yemeğidir. Durumu iyi olanlar et suyu soğan ve kıyma da ilave edebilirler”.
sonra devam ediyor:

“manda yuva yapmış söğüt dalına, aman aman
yavrusunu sinek kapmış gördün mü?”

Çeltik tarlalarının sürülmesinde kullanılan manda yazın sıcağında göletlere yatarak az kıllı olan derisini hem serinletmek hem sineklerden korumak amacıyla çamura bular. Bunun içinde göletlerin ve çeltik tarlalarının kenarlarında bulunan ve dalları da suyun içine kadar uzanan salkım söğütlerin dalları üzerine, gölgesine yatar. İşte mandanın söğüt dalına yuva yapması budur. Yavrusunu sinek kapması da yavrunun sinek tarafından ısırılmasıdır. Çünkü yörede kapmak sözü ısırmak anlamındadır. “Köpek kaptı” gibi.

Burada anlatılmak istenilen de şudur; manda yani yağı ve sütü ile gücünden faydalanılan köylüdür. Köylü kendisini korumak ile görevli beyin gölgesinde bir yuva kurmuş, onun canı ozandır. Ozan halkın yavrusudur. Ancak korumasızdır. Ozanın canı yandı. Bir sinek onu ısırdı. Ey köylü sen bunu biliyor musun? Bu akıl almaz olayı gördün mü? diyor. Türkü nakarat kısmından sonra şöyle devam ediyor:

“sabah ezanını okurken aman aman
müezzin minareden uçtu gördün mü?”

Yazının başında beyin din adamlarına talimat verdiğini ve onların da camilerde bey lehine konuştuklarını belirtmiştim. Bu kıta da beyden taraf olan imamlar eleştirilir.
Diyor ki; bu zulmü yapana karşı söz söylediğimiz için imamlar da uçtular. Onları da kaybettik artık. Zulümden yana tavır koydular. Bu olmaz şeyi de gördün mü? biliyor musun? diyor.

“aşağıdan gelir türkmen koyunu
selviye benzettim yarin boyunu”

Olarak, giriş kısmına, türkünün trt repertuvarına alınması sırasında bir ekleme yapılmıştır. asıl türküde bu bölüm yoktur.

Umuyorum bu güzel türkümüzün keyifli hikayesi bizlere de ilham kaynağı olur..

Sevgi ve muhabbetle kalın..

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

1 thought on “Manda Yuva Yapmış Söğüt Dalına / Hatice Türkmen Yurtseven

    Ayşe karaman

    (28 Ocak 2017 - 14:31)

    hayat okadar acımasız kı insan nefes almakda korkiyo insana guven kalmadi guvenendağ ustıne geldıkçe dunyaya ters bakmaya başliyoruz okadar nefret ediyosun ki hayata kimsey belbağlamiyacan yoruldım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir