Acıya Göbek Atmak ya da Ankara Misket’inin Öyküsü / Hatice Türkmen Yurtseven

Türküler destansı bir masaldır, Anadolu’nun geçmişinden günümüze ulaşan.

Her biri ayrı bir hikâye barındırır içinde. Her kelime, her satır, yanık gönüllerden yükselen birer ağıttır.

Ağıt, ölümün adından yakılan halk türküleridir. Acıyı, hüznü, özlemi yansıtır.

Bugün hemen her düğünün vazgeçilmezi, Ankara misketinin aslında bir ağıt olduğunu öğrenmek beni çok şaşırttı

Misket, ufacık tefecik bir elma türü aslında. Hikâyemizin asıl kadını, Huriye de tıpkı misket elması gibi.

Bu yüzden yavuklusu Osman Efe’nin ona misket değişi.

Bir nedeni daha var.

Huriye, sık sık evlerinin önündeki Misket elması ağacına tırmanır Osman Efe’nin yolunu gözlerken. Misket, dalında bekler kavuşmayı yani. Osman, Ankara’nın sayılı efelerinden. Genç, yakışıklı…

Ama bir de üçüncü adam var. Yörenin ağalarından Kır Ağa.

Su doldururken çeşme başında gördüğü genç kız sürekli rüyalarında. O’da aşık misket kıza

Ağalığına güvenip ister genç kızı. Misket kızın babası da, ”Kır Ağa, hem yiğittir, malı mülkü de yerindedir” diyerek verir kızını.

Akşamı zor eder Misket kız gözyaşları içinde. Tırmanıp çıkar elma ağacına. Anlatır durumu Osman Efe’ye. Osman Efe, çılgına döner. Kır Ağa’ya haber gönderir, “vazgeç, Misket kız benimdir” diye.

Kır Ağa da yiğit bir adam, ”Çıksın karşıma ‘ diye yanıtlar.

Bıçaklar çekilir. Sağ kalan alacaktır Misket’i.

Düello sert gider. Kır ağa sıkıştırdıkça sıkıştırır rakibini. Ama pes etmez Osman.

Durur Kır Ağa birden;

”Benimle böylesine boy ölçüşen yiğide, ben kıyamam. Koç olacak kuzuya bıçak çekemem. Vur bıçağını bağrıma. Misket senin olsun” der.

Osman Efe önce şaşırıyor, sonra oda bıçağını yere atar ve koşup ellerine sarılır Kır Ağa’nın.

Kır ağa kötü karakter değildir.

Hatta daha büyük bir aşka saygı gösterecek kadar yiğittir. Seymen’dir kısacası.

Kır Ağa vazgeçtim demek için Misket’in evine yönelir kalabalıkta ardında.

Misket ise evde, ağacın tepesinde beklemekte. Kalabalığın önünde Kır Ağa’yı görür. Gözleri Osman’ı arar ama göremez. Birden başı döner sanır ki Osman Efe öldü, Kır ağa kendini almaya geliyor.

Tepe üstü ağaçtan salınıverir. Cansız bedeni yere yığılır. Osman Efe yakar aşık olduğu misketin türküsünü. Ona kavuşmaya bu kadar yakınken kaybetmenin acısını bağlamasının tellerine döker:

 Güvercin Uçuverdi

Kanadın açıverdi
(Ben yandım anam)
El oğlu değil mi (aman aman)
Sevdi de kaçıverdi

A benim hacı yarim
Başımın tacı yarim
Ellere bana acımaz
Sen bari acı yarim

Güvercinim uyur mu
Çağırsam uyanır mı
(Ben yandım anam)
Sen orada ben burda
Buna can dayanır mı

Deniz susuz olur mu
Dibi kumsuz olur mu
Ben müftüye danıştım
Yiğit yarsız olur mu

Caminin ezan vakti
İçinin düzen vakti
Ben misketi kaybettim
Sonbahar gazel vakti

Havuzbaşı su başı
Ben istemem yüzbaşı
Olursa muşir olsun
Dosta düşmana karşı

Caminin ezanı yok
İçinin düzeni yok
Çok memleketler gezdim
Misketten güzeli yok

Yılan kaydı kamışa
Su neylesin yanmışa
Mevlam sabırlar versin
Yerinden ayrılmışa 

 

Misket kızın yani Huriye’nin hikayesi dilden dile dolaşıp türkü olur.

Bu acıya tüm köy ağıt yakar. Osman Efe, sığmaz oralara. Ağa ise helak olur böyle buruk bir hikayedir misketin hikayesi. Misket oyunu  delikanlı ile ağanın karşılıklı dövüş öncesi ortada dönmelerinden öykünmüştü. Misket ise dövüştükleri güzel kızın ismi olarak kalır dillerde..

Türkü Ankara’nın önemli namelerinden biri olur.

Zaman içinde değişen yeni ilave sözleriyle günümüze kadar gelir ve Ankara’nın vazgeçilmez oyun havası olarak yerini alır..

Nasıl bir kaderse, Osman’ın acısına göbek atar herkes. Belki de benim gibi Ankara’lı olmayan çoğu bilmez oynadığı türkünün hazin hikayesini..

Onlara nasip olmayan mutluluğa tüm sevenler talip olsun inşallah.

Sevgi saygı ve muhabbetle…

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir