Konuşulmamış Sözcüklerle Omuzuna Yaslandım / Âdem Efiloğlu

Ey müstesna cümlelerle şiirlere kazıdığım. Ruhum, şiryanım, bıldırcınım, yüreğim… Asırlardır suskunluğa bürünmüş bağrımda, sorgusuzca geçiyor anılar. Ben hayatı zemheri yaşamış iklimlerde, buz tuta buz tuta sevmeyi öğrenememişim. Ruhumu hadsiz sevdalara rehin bırakmadan içinden geçip gitmişim bütün zamanın. Gün geldi kutuplarda dondum, gün geldi çöl rüzgârında yandım. Ama bedbin ama eksik ama sensizim işte. Yaşadığımı sanırken, sordum şimdi kendi kendime, yaşadım mı ben?  Çürümüş duyguların küf kokularında tütsülendikçe bedenim, kokuları mahzenleri boğmakta. Gel avuçlarına sakladığın merhametinin hatırına yıka şu bedenimi, Allah aşkına. Eğer ben yaşadıysam şimdi yaşadıklarım da neyin nesi…

Gecenin koyu gözlerinde, ayaz kesmiş şubat gecelerinde, irem bağlarında saklar gibi sakladım aşkını. Çığlık çığlığa yangınlarımın yalazı. Ve ben bu demde ölüme susar gibi susuyorum aşkına. Aklın almadığı bütün meselelerde, ismini itikâf ede ede yoğuruyorum içimi. Yetemiyor cümleler seni ve bendeki hallerini anlatmaya. Bu yüzden ayakları yorgun şiirlerden imtina ederek seviyorum seni.  Her kelamında ağlayan sözcüklerle seni bana yar etsin diye dua ediyorum Allah’a. Sen yar olduğunda allanan yüreğimin bayramına davetlidir tüm dünya. Yokluğunun acısında geçen senelerin sonuna dem vurmadayken, adın mıh gibi çivilenir yüreğimin ortasına. Her ibadette bilesin ki dua diye adarım avuçlarıma, ama aşkla…

Bütün hezeyanlarımı bir umuda doldurdum. Anladım ki muradına vakıf olan her şeyi geride bırakabiliyor sevdana tutulmak.  Anladım ki ben sarhoş yüreğimin dinmeyen âleminde salına salına adımlıyorum evreni.  Anladım ki Mecnun artık, hükümsüz sözcüklerin arasında aciz bir âşık. Artık o bildiğim Mecnun değil nazarımda. Ferhat’ın deldiği dağlar, benim parmaklarımda figüran ve Kerem’i hiç sorma, yanık ezgilerimin esemesinde adı unutulup gitmekte. Ben seni sonsuzluğa adanmış bir aşkla büyüttükçe, aşk utanacak aşkın anlamından. Ey gönlümün satır aralarına nakış nakış işlenen, anladım ki sen eksikleri tam eyliyorsun, anladım ki bütün sıfatlar seninle tamamlanıyor, anladım ki ben daha yeni yeni nefes alıyorum. Anladım ki asırlardır beklediğim aşk sensin…

Senin olmadığın zamanlarda merhamet dolu yüreğinin izlerini, dalgaların dağılan köpüklerine anlata anlata büyüttüm içerimde. Kıyılara vuran suların üzerine düşürdüm bakışlarını. Sen yokken ben parmaklarımı kanata kanata ölümsüz şiirler yazıyordum. Ölümüne bekleyişlerimin acısını anlatıyordu yüreğimde ölen kelebekler. Elif gibi dimdik dururken sevdana, gel, kalbimin derinlerine düşmüş cümlelerimin kifayetsizliğine… Yanakları mahcubiyetinden kızaran bu adam şimdi saf âşık. Gel karanlığa bırakma hayallerimizi, yüreklerimize takılan nişane sonsuzluğumuz olurken, ateşin en hareli hali düşer kalbime. Korkarım adını anmaktan imtina eder diye. Gel İdilin sularına karışmış alın terimizi, avuç içlerine bıraktığım utangaç cümlelerde sakla. Nemli saçlarını yalayan rüzgâra kafa tutarken, bir kardelenin kıskanç dokunuşlarına bırakma hayallerimi…

Razıyım henüz bizim için konuşulmamış sözcüklerle, omuzuna yaslanıp bir ömür ağlamaya. Sobele kalbimin derininde sakladığım mutluluğu. Gel secdelere düşen bakışlarımın ucunda aşkınla durduğunu gör. Gel sızılı bir ağrı olan yokluğunun denizlerinde köpük köpük dağıt beni. Ah yar! Gözyaşlarımı Yusuf’un kuyusuna dolduruyorum, Nuh’un tufanına bir nebze yetişir bakarsın. Alevi tutuşmuş aşkımızı gel boğ denizinde. Gelsin cellatlar kessin başımızı, kapatmasın hiç kimse gözlerimi, içinde sen varsın diye…

19 Şubat 2017

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

1 thought on “Konuşulmamış Sözcüklerle Omuzuna Yaslandım / Âdem Efiloğlu

    Nuri Dğdelen

    (23 Şubat 2017 - 22:51)

    Sevgili Adem, aşka öylesine dokundurucu ifadelerle değinmişsiniz ki
    Kerem’i Aslı’yı bile ağlatacak deyimler var.
    Kullanılan sözcüklerin hakkını vermişsiniz.
    Bize şiiri sevin diye mesajını vermişsiniz. Sizi yürekten kutluyorum sevgili üstadım.
    Sizde bu kadar edebiyat zenginliği dururken roman yazmanın zamanı gelmiştir
    diye düşünüyorum. Tabii ki bilmiyorum belki de yazmış olduğunuz romanlar vardır.
    Tüm başarılar mutluluklar sizin olsun sevgili üstadım.
    Sevgiyle… Dostlukla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir