Toprak / Sevgi Ataş

Toprak ve kumun içine saman karıştırarak çamur yaptılar. Değişik bir harç oldu. Günlerce uğraştılar; çok yoruluyorlar, alınlarından boncuk boncuk terler damlıyordu, çalışan adamların. Birisi fazlaca uğraşıyordu, o kadar yorgunluğa rağmen yüzünde huzur ve mutluluk vardı. Diğer çalışanları da idare edip yapmaları gerekenleri söylüyordu. Baştan ne yaptıklarını anlamadım pek bir şeye de benzetemedim ama birkaç gün sonra yapılan şeyin çok şirin bir ev olması güzeldi. Toprak ve saman karışmış, kerpiç duvarları olan, bacası tüten, ocağında kaynayan çorba, beşikte bebek ve içinde anam olan sıcak bir yuva ve ben, o toprak evde büyüyen çocuk.

Ayaklarımızın altında toprak, başımızın üstünde gökyüzü; bu yer ve gök arasında olan biz düşünen insanlar… Toprak, bizi yaşamla bütünleştiren, hayata bağlayan; dünyanın ve insanın ana maddesi.. Sonsuz bir Kudret’le yoğrulmuş, mükemmel bir şekilde işlenmiş ve eşref-i mahluk olarak yaratılan insanın mayası… İnsana bu yüksek değeri veren elbette düşüncesi, bunu tesadüfe vermeden Allah’ın ilmi içinde hikmeti görmektir.
Neden başka bir madde değil de toprak? Makro ve mikro birleşimi bir denge. İnsan ve toprak.

Yoğrulup şekil verip pişince su sızdırmaz ve soframızın baş köşesine, içine tertemiz doldurduğumuz hayat kaynağı olan suyu koyduğumuz bir testi. Pişmeyince çiğ kalan, cıvık paçalara bulaşan bir çamur, balçık. Bir tohumu bağrında besleyen, uzun çileli sancılı bir yolculuğu olduğunu bildiğinden sadakatle zamanı gelene kadar saklayan toprak. Vakti gelince beslediği ve büyütüp olgunlaştırdığı tohumu çatlatıp kabuğunu alır elinden. Filiz yapar çıkartır başını cesurca gün yüzüne. Küçük bir tohumu kocaman bir ağaç yapar, çiçek açıp meyveye durdurur dallarını yerlere eğerek tevazu içinde. Tam kemal noktasında meyvesini ikram eder, al kırmızı bir elma sunar insanlığa. Bir sararan yaprağı gazel olup düşer, derken bir yaprak daha düşer. Bütün yapraklarını teslim eder; özü olan toprağa. Toprağa basıp geçerken, bilmeden şuursuzca geçiyoruz üzerinden.
Bazen düşünüyorum: ince topuklu bir ayakkabının ezmişliği ile, ezilmişlik hissi oluyor mu ki? Hiç sebepsiz bağrından kopardığımız kır çiçeği için canı yanıp üzülüyor mu? Görgü kurallarına uymayıp görgüsüzlük yaptığımız da “edep yahu! mayamı bozmayın” diyor mu?

Yine de suskun, sakin, hoşgörülü bir sessizlikle bir adım ötede bize bağrından bir kır çiçeği sunar, yaptığımıza karşılık. Cömerlliğini, mertliğini gösterircesine. Bir ana şefkati kadar müşfik, bağrına atılan bir tüketilmiş elmadan kalanı zayii etmeden, elmanın tohumu ve sinesinde bulunan diger tohumları sarıp sarmalayıp saklar sabırla sessizlikle, sessizce.

Bekliyordu zamanı ve zaman geldiğinde… Ruşen bir tohum, topraktan başını çıkarıp renk renk çiçeklerini vereceği güne kadar uzun yol alacağın, biliyordu çiçeklerin meyveye duracagını. sıcagın kızgınlıgına, soguğun hırçınlığına, insanın nankörlüğüne aldırmadan bir ana yüreğinin sıcaklığı ile bağrında hepsini uyutacak, rüzgâr ne kadar ıslık çalıp caka satsa da, celallenip kasırga, fırtına estirse de toprak yine sakinliği ile geleceğin umudu, ümidi bağrındaki tohumların meyvesini düşünüp gülüp geçecek. Taa ki cemre toprakla haberleşip cana can katarcasına bağrına düşeceği uyanacağı ferahlayacağı can bulacağı zamana kadar.

Hep okşuyordu yağmur yanağını toprağın, toprak mis gibi kokuyordu yağmurla buluşunca. Yağmur rahmetti, toprak bereket ne güzel bir birlik olmuştu. Toprak bahar mevsimini de yanına alıp meydan okuyordu yokluğa. Tohumlar ayrı ayrı elbiselerle can bulup, bütün boyalarını boyanıp uyum içinde adeta YA HAY diyerek tekrar zemin müzeyyen sanatının eşsiz marifetini sunmuş. Kış mevsiminin ve insanın acımasız ve sert davranmasına karşı yokluğa ve hiçliğe meydan okumuştu.

Toprak: tevazu, teslimiyet, sadakat, canlılık, rahmet ve berekettir dostlarım. Ne diyor Hazret-i Mevlana:

“Sevgide güneş gibi ol,
dostluk ve kardeşlikte
akarsu gibi ol,

hataları örtmede gece gibi ol,
tevazuda toprak gibi ol,

öfkede ölü gibi ol,
her ne olursan ol,

ya olduğun gibi görün,
ya göründügün gibi ol

Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz
Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeyiz biz…”

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

5 thoughts on “Toprak / Sevgi Ataş

    ZİHNİ GÜRÜZ

    (8 Nisan 2017 - 10:19)

    yine aynı saflıkta yazılmış güzel satırlar insan olanın ruhunun dinlendiren cümleler için teşekkürler efenim

      sevgi atas

      (22 Nisan 2017 - 18:24)

      ZİHNİ GÜRÜZ
      TEŞEKKÜR EDERİM VAROLASIN.

    Mesude Kuru

    (10 Nisan 2017 - 12:10)

    Çok güzel bir yazı olmuş. Okudukça dinlendim ve duygulandım.

      sevgi atas

      (22 Nisan 2017 - 18:23)

      Mesude Kuru
      Teşekkür ederim.Okuyup dinlendiğinize mutlu oldum.Selametle kalın.

    muharrem duran

    (26 Nisan 2017 - 14:57)

    yüreğiıze sağlık müthiş eser

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir