Şiir Mi? Bir Ömre Bedel / Tuğba Önce

Şiir sanatın anasıdır. Büyük zekaların ürünüdür. Şiir öylesine bir daldır ki şiiri tanımlamaya çalışmak gökyüzüne merdiven kurmaya benzer. Kelimeleri belli bir nizâm ve intizâm içinde bir bütün oluşturarak his ve duygulara yöneltiyor olması şiirin sanatsal boyutunu gösterir. Şiire bu minvâlde bakmak yerinde olacaktır. Şiir sanatı okuyucusunu engin uçsuz bucaksız ufuklara götürür. Kelâm ummanında yüzdürür. Şiir yazmak her kişinin üstlenebileceği, hakkını verebileceği bir vazife değildir. Şiir içi boş ruhsuz alalade bir sanat hiç değildir. İçi boş kelimeleri yan yana getirip mısra yapmak, mısraları alt alta koyup kıta yapma işi değildir. O yüzdendir ki, şairlere ruhumuzun ressamları diyoruz. Şiirde zerafet ve incelik vardır. Okuyanın sol yanına dokunan bir tarafı vardır. Zor iştir azizim şâiranelik…

Öyle ki, Yahya Kemal Beyatlı Rindlerin Ölümü şiirini tamamlamak için 8 sene beklemiştir. Şiirin ilk halinde “siyah serviler” tamamlaması bulunmaktadır. Lâkin siyah kelimesinin şiire katması gerektiği mânâ tam anlamıyla sağlanamamıştır. Ve şiir o hâliyle yıllarca kalır. Yahya Kemal, şiirin tamamlayıcı kelimesini bulmuştur o kelime “serin serviler”dir. Şiirini bu tamlama ile tamamlar. Şiirin son hali şöyledir;

“Ölüm âsûde bahâr ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.”

          Öyle ki, şiir yazmak kolay iş değildir demiştik azizim… Bunun en güzel başka bir örneğini ise Abdurrahim Karakoç’un gönüllerde taht kuran o meşhur şiiri Mihriban’da görüyoruz. Şöyle diyor üstâd;

“Yâr deyince kalem elden düşüyor,
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor,
Lambada titreyen alev üşüyor.
Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban…”

                    Bu dizelerin her biri ayrı bir dünya. Buram buram aşk kokan, gönle değen, sol yanımızı sızlatan kelâmlar… Hele ki “lambada titreyen alev üşüyor” sözü bir ömre bedel… Lambanın yükselip alçalan ateşini titretip üşütmek ancak bir sanatçı duyarlılığı ile açıklanabilir. Konu aşk olunca alev üşür, su terler. Karakoç, yürek tellerimizi titreten bir aşk şairidir…

Velhâsıl-ı kelâm şiir yazmak ustalık gerektiren bir gönül işidir. Sözün özü şiirde saklıdır. Bizim kelimelerle, cümlelerle, sayfalarla anlatamadığımızı bazen bir dörtlükte bazense bir mısrada anlatan kelimeleri eğip bükmeden yoğuran ve ustaca bizlere sunan kelâm üstâdlarıdır şairler. Ruhumuzu doyurmak için şiirle hemhâl olmamız, bir çift berceste mısra duymamız / okumamız ile mümkün olacaktır.
Necip Fazıl Kısakürek’e göre şiir: “Mutlak hakikâti arama işidir.”
Yahya Kemal Beyatlı’ya göre şiir: “Bildiğimiz mûsikîden farklı bir mûsikîdir.”
Yahya Kemal Beyatlı’ya göre şiir: “Kalpten geçen bir hadisenin lisân halinde tecelli edişidir, hissin birdenbire lisân oluşu ve lisân halinde kalışıdır.”
Cahit Sıtkı Tarancı’ya göre şiir: “Kelimelerle güzel şekil kurma sanatıdır.”
Ahmet Haşim’e göre şiir: “Söz mûsikî arasında fakat sözden ziyâde mûsikîye yakın olan bir lisândır.”
Fuzûlî’ye göre şiir: “İlimsiz şiir, harcı ve hesabı olmayan duvar gibidir.”

Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya göre şiir: “Bir yaratmadır; evet, ama yüz bin yıllık araçlarla bir yaratma. Bir ozan her dizesine kendi yaptığı dilden, kendi yaptığı dilbilgisinden kata kata en sonunda hem büyük dilini, büyük dilbilgisini yaratır; hem okuyucusunu oralara ulaştırır.”
Bana göre ise şiir;
Şiir, gözleri açıkken görülen düştür.
Şiir, asude bahar sabahlarına uyanmaktır.
Şiir, gönülden dökülen kelâmlardır.
Şiir, ahenktir.
Şiir, derûnunda hissedilenlerin vücut bulmuş şeklidir.
Şiir, sessiz bir haykırıştır.
Şiir, toprağa can veren yağmur damlasıdır.
Şiir, çölde vahadır.
Şiir, kışın doğan güneştir.
Şiir, hazanda açan çiçektir.
Şiir, sonsuzluğa açılan kapıdır.
Şiir, mâziden âtiye köprüdür.
Şiir, hasrettir, sıladır.
Şiir, vuslattır.
Şiir, umuttur.
Şiir, gönlün dilidir.
Şiir, ruhun hirasıdır.
Şiir, sükûnettir.
Şiir, inzivâdır.
Şiir, duâdır.
Şiir, yakarıştır.
“Şiir, hepsinden öte bizdir bizcedir vesselâm..

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir