Sabıkali Şair / Mücella Pakdemir

Beynimin süngerini daha yeni kuruttum,
Tetik çeken sevdamı bir an için unuttum.
Bir türkü kurşunladı; şakaklarımda tuttum.
Üşüştü perilerim, demli bir çay arası.
Nevrim ters dönüverdi; tuttu şiir sarası.

Elçiler, diz kırarak, fethimin fermanını
Okudular yüzüme; kestiler dermanımı.
Tuğrasının kızılı savurdu harmanımı.
Semadan aksederken gölgelerin karası,
Feveran etti birden, koptu yürek narası.

Gümüş şimşekler çaktı, yanarken günbatımı.
Doludizgin, meçhule terletirken atımı,
Kıvılcımdan yeleler parlattı pusatımı.
Yükümden ağır geldi ilhamımın darası;
Kırk yıllık dertlerimin çözüldü makarası.

Kıyametim olurken ruhumdaki cendere,
Süvari yoldaşıma hedef gösterdim. Bir’e…
Üzengisinden öptüm, mahmuzladım kadere.
Şeytan azabı gibi, kalple beyin kurası;
Yazı, kalem meşk eder; hüzün içer turası.

Kâinat aynasından binbir hayal aksetti;
Kimi kıyama durdu, kimisi de raks etti.
Depreşirken anılar acılarım nüksetti.
Muhabbet dergâhının tutuşunca çırası,
Mahşerî hesabımın kabardı faturası.

Çilekeş dizelerim efkârımı dağladı,
Lalezarda gamlandı, gülistanda ağladı,
İlk heceden noktaya, kirpiğimden çağladı.
Gönlümün keyfhanede gelmiyor ki durası.
İkilem işkencede; köpürdü aşk şırası.

Yalnızlık hançerinde yüklemlerim kanarken,
Duygu kasırgasında tümleçlerim donarken,
Hasret cehenneminde öznelerim yanarken,
Müebbede hükmetti tümcelerin şûrası;
Sabıkalı şairim işte şunun şurası!

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

4 thoughts on “Sabıkali Şair / Mücella Pakdemir

    Mücella Pakdemir

    (22 Mayıs 2017 - 00:46)

    Tüm dostlara sevgi ve saygılarımla merhaba diyorum.
    Selam ve dua ile.

      Salim Şimşek

      (17 Haziran 2017 - 18:40)

      Mücella hanım, iki şiirinizde de şekil özelliği aynı. Kulağa çok hoş gelen bir ses ve kafiye akışı var; ancak anlam yönünden sadece şaire özgü söylemler şiiri halktan uzaklaştırıyor. Şair fildişi kulesinden şiir yazan kişi olmasa, bir Abdurrahim Karakoç gibi halkın anlayabileceği imgeler kullansa çok daha güzel olmaz mı? Mesela “yüklemlerin kanaması, tümleçlerin donması, öznelerin yanması” söylemleri, gerçekte şiir okuyucuları tarafından ne kadar anlaşılabilir sizce? ‘Şiir ya da genelde bütün sanat metinleri çok anlamlıdır. Okuyucu kendi çıkardığı anlamı sahiplenir.’ diyebilirsiniz; ama bence duygu olarak da söylem olarak da halkın içinde olmakta yarar var.

    Mücella Pakdemir

    (18 Haziran 2017 - 00:15)

    Eleştiri getirdiğiniz dizelerim, okullarda ders olarak okutulması gereken imgeler barındırmaktadır. Bu imgeler, cümlenin anlamını bozmayan, aksine kuvvetlendiren ve tam karşılığını bulmuş ifadelerdir.
    Okurların anlama güçlüğü çekeceğini düşünmüyorum. Bence siz biraz sözlük karıştırsanız ve ilköğretimin hemen sonrasındaki edebiyat dersi bilgilerinizi tazeleseniz daha yerinde olacaktır. Saygılarımla…

      Salim Şimşek

      (22 Haziran 2017 - 03:50)

      Mücella Hanım, yirmi dokuz yıllık Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Açıklamanız zerre kadar ikna edici değil. Eleştiriye açık olup teşekkür etmek yerine okuyucuyu küçümseyici bir üslûba sığınmayın ve lütfen bir hanımefendiye yakışacak tevazuyu gösterin. Belki de Türk edebiyatının en büyük şairi kabûl edilebilecek şairi olan Yahya Kemal Beyatlı sağlığında bir tek şiir kitabı dahi yayımlamamıştı; çünkü şiirinde kusursuzluğu, mükemmelliği arıyordu ve bunu iki istisna dışında da başarmıştı. Kaldı ki kendisi ‘Ok’ şiiri dışında bütün şiirlerini Aruz gibi olağanüstü ustalık isteyen bir ölçüyle yazıyordu. O büyük isim dahi sizin kadar burnu Kafdağı’nda bir şair değildi. Bence Hece ölçüsüne hakimiyetle ve ‘alışılmamış bağdaştırma’larla yazılan yazılan her metni şiir zannetmeseniz çok daha isabetli olur. Saygılarımla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir