Mutlu Olduğum Bayramlarım / Sevgi Ataş

Lacivert pantolon, yakası dantelli beyaz gömleğim ve ayakkabılarım. Benim bayramlıklarım, ne kadar mutluyum kaç kez dolabı açıp baktım, tekrar giydim. Babama kaç kez tekrarladım ne kadar güzel oldum diyerek. Her defasında da babam “sen çirkinsin hiçte güzel olmadı, ama kıyafet güzel” diyerek beni kızdırmaya çalışırdı. Bayram kıyafetim hazır ve sabırsızlanıyorum, çantama da bayram harçlılarını aldım mı çok zengin olacağım.

Tepsiye koyduğu pirinçlerin taşlarını ayıklıyor, ayıklarken de “Ne kadar taş var içinde, iki kez gözden geçirdim. Misafirlerin ağzına taş gelirde ayıp olur” diyerek süt konulan tencereye yıkadığı pirinçlerin yarısını koydu, diğer yarısını başka bir tencereye koyarak, sütlaç ve zerde tatlısı yapan annem; özenle kaselere koyarak ikrama hazır hale getirdi. Babamın günler öncesinden sipariş ettiği, baklava tepsisini de tatlıların yanına koydu. Misafir şekerleri de süslü şekerliğe koyup yanına limon kolonyasını da koyunca, annemin memnuniyeti yüzünden okunuyor.

Tekrar pirinç yıkayıp kuruttuktan sonra sokuda döverek un haline gelen pirinçlerin içine, bu defa kıyma tuz ve karabiber koyarak çiğköfte gibi yoğurarak, nohuttan daha küçük yuvarlaklar yaparak, içine ayrıca et ve nohut yoğurt koyarak yapılan (yuvarlama) bayram yemeğini hazırladı. Ah annem günler öncesinden yapılan temizlik arkasından bu kadar zahmetli yemekler yapmasına rağmen ne kadar mutlu gözüküyor.

Babama “Yarın çocuklar gelir torunları çok özledim. Şimdi boyları da uzamış büyümüşlerdir de, bir yıl oldu görmeyeli.” diyerek heyecanla sabahı bekliyor. Yol beklemek bu kadar heyecanlı ve zahmetli bir şeydi sanırım. Günler öncesinden hazırlık, bayram telaşı, misafir sevinci, yapılan masraflar ve herkes heyecanlı ve memnun halinden.

Sabahın aydınlanması ile beraber kapı zili bir kez çaldı sadece. Annem hiç uyumamış olmalı ki!  Kapı zili çalar çalmaz, annem kapıya koşup açtı. Nasıl da sıkıca sarıldı, bağrına bastı, saçlarını öptü. Ablam da sarılıp elini öptü. Kolay mı taa uzaklardan geliyor ve bir yıldan beri hasret özlem birikimi. Cümle kapısından içeri girip hasretle babamın eline sarılıp öptü. Ve bütün herkes kucaklaştı. Güneş henüz doğmamıştı ama gün erken başladı. Babam hazırlanarak bayram namazına gideceğini söyledi. Annem “Zühal’ler de gelir birkaç saate kadar inşallah.” diyerek babamı namaza yollandı.

Ve Ankara’dan geldiler büyük ablamlar da. Evin içi cıvıl cıvıl, valizler koridorda… annem mutfak telaşında… ben bayramlıklarımı bir an önce giymek için sabırsız halde bekliyorum, umurumda mı kahvaltı. Saçlarımı hangi tarafa taramalı, yok ya da öreyim arasına boncuklar takayım.

Bu gün bayram! Evde herkes bir şeyler yapıyor, çocukların elinde oyuncaklar balonlar ablamlar aldıkları hediyeyi birbirlerine “Ay çok yakıştı, sana daha güzel oldu” vs. iltifat, övgü dolu sözler. Ve kocaman kurulan sofra. Babam başköşede büyük bir aileyiz biz mutlu.

Değerlerimiz vardı bizim büyükleri sayıp, küçükleri sevdiğimiz. Paylaştığımız ekmekle beraber duygularımızı paylaşır, sevinç gözyaşı dökerdik kavuşunca. Ayrılırken mektup yaz olur mu merakta koyma diye tembihlerdik birbirimizi. Tembihlerimiz seni seviyorum, sana değer veriyorum, sen benim can bağımsın demekti. Biz sarılırken kalbimiz birbirine değsin isterdik, sesini dinlerdik hep, sen benim canımsın, sesi duyardık o hayat ritminden.

Kocaman özlemlerimiz vardı bizim…

Kocaman sofralarımız…

Kocaman gönüllerimiz sığardı küçücük odalara.

Bitmek bilmeyen misafirler, komşudan gelenler, yakın akraba gelenler, köyden gelenler; erikler kayısılar dolu sepetler “gardaşımoğlu bu sene köylünün ürününü dolu vurdu. Bir sürü emek heba oldu.” diyerek babama köydeki olayları anlatıyorlar. ”Hele gurbanın oluym (kurban olayım), yoğurdun kaymağı güzel olur, tereyağını senin için ayırdım ye gadayı  alıym (…..)” diyerek babama ne kadar değer verdiklerini   sevdiklerini sözleri ile belli ederlerdi.

Babam güler yüzü ile sevilen ve sevgiye yakışan en BABA adamdı.

Bayramlar yaşadık biz. En babasından herkesin gıpta ile baktığı bayramlar geçirdik.  Ve bir bayram öncesi ebediyen terk etti bizi ebediyete diyerek.

Babam yok şimdi.

Şimdi kardeşler bir alem…

Dünya bir alem.

Sevgiler bir alem.

Akrabalıklar bir alem.

Babam gittiğinden beri…

Bayramlığımı giymek için gün saydığım, ona sarılarak sabahı zor ettiğim, kısacası mutlu olduğum bayramlarım.

Ve bayramlığım hiç olmadı.

 

 

 

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

4 thoughts on “Mutlu Olduğum Bayramlarım / Sevgi Ataş

    Mesude Kuru

    (25 Haziran 2017 - 23:03)

    Zaman tünelinde bir yolculuk yaptım. Hakikaten çok güzel günlermiş. Ellerine yüreğine sağlık…

      sevgi ataş

      (26 Haziran 2017 - 21:49)

      Mesude Kuru
      Hanımefendi vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. Zaman yolculuğunda bizimle olun hep. Sevgi ile kalın.

    bülent Evcimen

    (26 Haziran 2017 - 14:09)

    Öncelikle; Yaşımız gereği, hepimizin özlem duyduğu geçmişte yaşadığımız hasret ve özlem dolu bayram günlerimizi ve en önemlisi duyduğuğu ”’ baba ”’ özlemini büyük bir başarı göstererek betimleyen, Sevgi Ataş, hanımı tebrik ediyorum, yazılarının devamını diliyorum…

      sevgi ataş

      (26 Haziran 2017 - 21:52)

      Bülent Evcimen
      Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. Zaman yolculuğumuzda bizlerle kalmanız güç verecektir bizlere. Sevgi ile kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir