Sende Kapanan Suskunluğuma Bir Ağıt Yak / Filiz Kalkışım Çolak

buğulu gözlerinin aralanan yelpazesinden
uzanıyor kirpiklerinin dokunuşları

gün kurusu düşlerin
orman gülü kokan göbeğine

en derinliklerinde parçalanıyor Kaçkar’ların
buz mavisi çatırdayan gözesinden
ah! Sana deli sana tutkun
sana fışkıran sevdası yüreğimin Gretal!

Ayder’in sis çöken çalımından uç da gel
kon Ağlayan Suyun gözü yaşlı kıyısına
dal! Harımın sana köpük köpük çağlayan
diyarlarına Gretal!

istersen bir akşam vakti olsun!
çamların ufkuma ağ seren yosunlarından es
Zil Kale’nin sevdama
geçit vermeyen yokuşlarına

ah! Sevdiğim Rum kızı Gretal
Fırtına Deresi’nde seni bekleyen Taş Köprü’nün
üsküt bakışlarından doğ!
ruhumun seni sarınan sonsuz koylarına

sıcağında bitsin
bana ham bana hepten kırmızı erimi
kocakarı yemişlerinin

yeşil sürmelerinden likaba serp
yosunlar bağlayan ihtiyar geçitin sızısına
serp ki kuş seslerinde ağlamasın
kenarına konan nağmeleri kemençelerin
her geçip gidenin ardından öylece bakarken
garip bir gayde tutturan mağrurluğuna

ah! Gretal Gavur Kızı sevdiğim ah
sen Kız Kalesi’nde
ben kayalıklarda Zelek’te mahpus

sana yolladığım gümüş pullu
Hemşin puşulisi
uçuşuyor bak!

surların sevdamıza eğilen başından
Gelin Tülü Şelâlesi’nin hırçın nöbetlerine

şıngır şıngır çıngıl çıngıl konçertosu kesiliyor
bahtıma çatılan yokluğundan

ah! Gretal mavi gözlüm ak sinelim
en çok benim Gretal’ım

göğsünü aç bana
Elevit Yaylası’ndan süzülsün nefesine
sepetimde ki çay çiçeklerinin
bergamot aroması

yüzünü göster ayın şavkı inen otağımdan
senin için kuruttuğum
pembe güllerden saçayım
en doğusunda gönlümün güneşini
tutuşturan güzelliğine

ah! Doyamadığım nazlı gelinciğim
Kız Kulesi’nin bedenimden sıyrılan sonsuzluğunda

varsın yansın mavisi suların şimdi
kızıl tutsun memeleri
çığlıklarımda inleyen Büyükdere semalarının

ihtilâlini devirsin ayrılığın
bahtıma Polovit Şelalesi
kurşun gibi iliklerime işleyen sevdanın
yankılarını fısıldasın
Ziglat’ın doruklarından laçinler

ah! Benim günbatımı nazım
gavur baban kıydı ya bize
lifleri kopsun!
seni bana getirmeyen
şu! Dağların tepelerin
teleferikleri coşkun derelerinin
azgın sellerine kapılsın

Ah! Gretal Gretal
sesim yırtılsın ağlarında mavi ladinlerin
feryatlarımda patlasın
fıstık yeşili kurşunları gözlerimin
fırlayıp kirpiklerimden
üşüyen teninin solan anaftolarını düşürsün

ah! Gretal siyah saçlarını koklamaya kıymadığım
pembe fistanının
sarı çiçeklerine yandığım Gretal

habu Kumanlı köklerin deli fişek uşağu
kurban olsun senin
İkizdere’yi biçen bakışlarına Gretal!

zehir aksın çiçeklerinden mor komarların
siyah ibifitlerinden kan damlasın
Çayeli’nin sarhoş koynunda sallanan ayın
sevdamdan bi parça zehir dilenen acizliğine

ah! Pazar Pazar başım düştü dizlerine
yarin mandalina kokan saçlarında
tütsüsü hasretin

darmadağın halime ah!
efkar çözüyor gece

peştemali bordo kareli
yün çorapları mavi ponponlu
kuşağı sarı püsküllü
açar gönlümün çay bahçelerinde
ah! Gretal Rum kızı Gretal

Rumca bir ağıt yak sende! Gretal
bu sabah sinerken göğsümde
yaralı bir serçe gibi şafak
kanatlarını usulca üzerime sererek

denizin sende açılan gözlerine
bir ağıt yak!

ay yeniden doğduğunda
Kız Kalesi’nin duvarlarına

gecenin koylarına kulaç atan dalgalar
Erkek Kalesi’nde kapanan suskunluğuma
seni yeniden bırakırken
bir ağıt yak Gretal! …

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir