Uzak İhtimal / Hikmet Kızıl

Uzaklardan geliyorum,
Tutuklu kamplarından, barikatlardan, tel örgülerden, mitralyözlerden, adı sanı bilinmeyen şairlerin diyarından…
Siyah beyaz fotoğraflara iliştirilen duygu selinden sesleniyorum sana,
Bir eylül gününün adına yakışır hüzünleriyle not düştüğümüz acıları getiriyorum postal ve barut kokuları arasından.
Babam naif bir sonbahar, annem karanfil kokusu,
Bense çocuk yüzümle apolet görüyorum gri ekranlardan…
Ve anlıyorum bir şeyler ters gidiyor..
Babamın gözlerinden, annemin kokusundan anlıyorum artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını…
Ağıdı yaralı kuşlar konuyor omuzlarıma, ellerimle ürperen kırlangıçları mimliyorum.
Sirenleri unutmak için yeni çıkmazlar arıyorum,
Nereye gitsem kuşkulu yalnızlığımın acımasızlığı,
Nereye dönsem eylüle bulanmış soylu bir ölüm…
Müphem bir karanlıkta, mapushaneden gelmiş şiirleri okuyorum,
Aşınmış sözcükler kalıyor aklımda yalnızca

***
Gün olur, taşlar tankları yener…
Çoktan büyüdü ceplerimde küçük çakıl taşları!..

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir