Keşke Ana / Sevgi Ataş

Bir gariplik çöker içime her akşam. Derin bir nefes aldığımda annem kokar sağım solum. Burnumun direği sızlar. Uzaklarda adına gurbet dedikleri bir yerdeyim. Yine de derin bir nefes alır, esen rüzgârın kokusundan buram buram içime çekerim, içim dışım annem kokar. Elini öptüğüm anam ben sana hasretim.

Başındaki kenarı oyalı beyaz tülbenti ile namaz sonrası ettiği duaları üzerimde olmasa; naçar kalırım, elimi uzattığım bütün dallar kırılırdı her halde.” Allah seni iyilerle karşılaştırsın” duasını hep hissettim, en daralıp sıkıştığım yerde, bilirim… en çabuk kabul olan dua anaların duasıymış. Hep iyi arkadaşlarım oldu. Duanı eksik etme anacığım.

Ne çok sabırlıydı, benim yaptığım yaramazlıklara çoğu zaman “üç kız büyüttüm senin gibi yaramazını görmedim” diyerek sitem ederek sabır çekerdi bol bol. Yüreği sevgide derya, cesarette dağlar gibi olan, cömertlikte yağmuru kıskandıracak kadar eli açık, yüreği geniş anam.

Ayaklarının altı cennet olan anam. Öpeydim ayaklarının altını cennetim diye. Bana sevmeyi, dertleri def etmeyi ve gerçeklerle yüzleşmeyi öğrettin. Cenneti merak etmiyorum, biliyorum ki cennet senin kucağın, rahattım senin kucağında.

Gönül kâbemi mamur eden, bana “susmanın tefekküre kapı araladığını, sukutun altın değerinde olduğunu, her sabrın sonu selamete çıktığını” hâl diliyle anlatan anam! Ninni söylesen bana o kadife sesinle. Dizine yatayım ben yine… Ör saçlarımı ana, muhabbet katarak aralarına.

“Edep ve estetik kadın da daha bir güzeldir.” diyen… Edebi ve iffeti ile bana örnek olan anam. Dinimi edebimi örf ve adetleri bana öğreten ilk Muallime. Her sabah kuşlar ötmeden senin dualarınla gözümü açtığımı görünce “hadi cennete seni melekler çağırıyor… Şimdi kalkar iki rekat namaz kılarsan istediğin bütün dualara amin diyecekler.” Ne güzel uyandırırdın sen beni öpüp koklayarak anam.

Ben cennetimi çok özledim şimdi, buralarda yalnızlık iliklerime kadar üşüttü beni. Dilim lal oldu, ait olmadığım bir şehirde senin sütün kadar saf bir süt içmek istesem de yok öyle bir kucak ve ben sana   biraz daha hasretim.

Bir köhne köşede avazım çıktığı kadar seni özlediğimi düşünerek itiraf ediyorum. Rüzgârın savurduğu bir yaprak gibi bir sahile düşüyorum sonra… Görüyorum ki dalgalar herkese ayrı şarkılar söylüyor ve herkes sessiz şarkılar dinliyor. Belki de senin yüreğin kadar büyük bir yürek olmadığındandır ki bu eksiklikle mutsuzum.

İnceden inceye düşünüyorum, Sen aklıma geldikçe nice canlar alan denizler bile şefkat kokuyor… Müşfikliğini tefekkürü bile çevremi etkiliyor anne… Başımı alıp denizlere vuruyorum şimdi! Büyük bir denizin kenarında deniz gibi engin yüreğini anarken; “keşke”ler dolu imkansız bir hülyaya dalıyorum. Keşke büyümeseydim de annemin kocaman elinden tutup içine minicik hayallerimi oynatsaydım. Keşke parka gitmenin sevincini yaşarken düştüğümde dizim kanasa ve sen yine “la havle” deyip bir yara bandı yapıştırsan sadece dizimin yarası için canım yansa… Keşke bir külah dondurma ve bir renkli şeker kadar tatlı olan küçük dünyamda mutlu olsam..

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

2 thoughts on “Keşke Ana / Sevgi Ataş

    Havvanur Bakirci

    (8 Ağustos 2017 - 00:50)

    Anneler gunu ozel yazisi olmaliymis duygulu olmus elinize saglik 🙂

    Mihrace

    (8 Ağustos 2017 - 10:42)

    Bu ne bir anlatı. Ne dize . Ne siir mısraları. Bu kalemi mürekkebi aşmış kos koca bir yuregin özlem ile hasret çığlığı . Inşaallah sende anlattığın o anne kutsallığının dahada üst düzeyini yaşar evlatlarına böyle kaynak olursun . 👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏👏

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir