Gençlik Yaz Günü Çalışıyor / Ergül Altaş  

 

Tatil dediğin nedir ki, göz açıp kapayıncaya kadar geldi geçti. Evimize döndük, işimizin başına geçtik. Hayat bıraktığımız gibi. Koşmuyorsa da düşe kalka yürüyor çok şükür.

Bizim gibi çalışmaya ne var? Sabah serinliğinde giriyor akşam serinliğinde çıkıyoruz klimalı odalardan. Yaz günü temmuzda bir bahar serinliği üstümüzde. Püfür püfür üflüyor mübarek. Rabbim ovada çapa yapan, inşaatta duvar ören, güneşin alnacında çalışanlara yardım etsin.

Günler uzun, geçmiyor hafta sonları. Çarşıya çıkıyorum. Belki bir dosta rastlarım, çay içeriz, ülkeyi kurtarırız. Alev almış yanıyor güneş. Ter topuğumdan çıkıyor. Gözlerimin önünden gitmiyor Gediz Ovası’nda üzüm kesen analar.

Sıcak dayanılacak gibi değil. Gölgelere sığınıyorum. Gölgenin adı var, kendi yok betonun kuşattığı sokaklarda. Nefes alacak yer arıyorum. Marketler yetişiyor imdadıma. Yaylaya çıkar gibi sevinçle giriyorum içeri. Derin bir nefes alıyorum. Oh, dünya varmış! Raflara bakınıyorum, su alıp çıkıyorum.

Beş dakika sonra ter içinde kalıyorum. Sanki sırtımda taş taşıyorum. Şimdi kime misafir olsam? Hafta sonu olmasa dalardım bir bankadan içeri. Gişe işlemlerinden sıra numarası alırdım. Otururdum bir köşeye. Ne güzel. Kendime gelince tavşankanı çay çekerdi canım. Bu sıcakta mı?  Evet, bu sıcakta. Ne su, ne soda, ne ayran tutar onun yerini.

Bankalar kapalıysa da kahvehaneden bol ne var? Gözüme kestirdiğim ilk kahvehaneye giriyorum. Gazete serili bir masaya kuruluyorum. Bir çay, bir su. Açıyorum gazeteyi. Başlıkları okuyorum. Dünyanın ve Türkiye’nin gündeminden haberdar oluyorum. Haberdar olmak hiçbir işe yaramıyor. Savaşlar durmuyor, açlar doymuyor. Kanayan yaralara merhem olunmuyor.

Kahvehaneden çıkınca eve kadar bayağı bir yolum var. Bir mola yeri daha bulmalı. İşte kütüphane. Göz kırpıyor, gel diye el ediyor. Sık olmasa da uğrak yerlerimdendir. Gazeteleri çay eşliğinde kahvehanede okumak dadına doyulmaz bir güzellik. Ya dergiler ne olacak? El cevap; kütüphanede okunacak. Okul zamanı oturup okumak için yer bulmak zor olsa da şimdi yaz mevsimindeyiz. TEOG, YGS, LYS, KPS, YDS… çoktan bitti. Okullar ve öğrenciler tatilde. Kitap okumak isteyen de ödünç kitabını almış evde, yolda, belde okuyordur. Masalar boştur. Gözlerini dört açmış, kapıdan girecek bir okur beklemektedir.

İçeri girince bir de ne göreyim? Masalar okul zamanındaki gibi dolu. Bir okuma masaları değil, bilgisayar masaları, gazete köşesi; oturmaya sandalye yok. Tatili boş vermiş, harıl harıl okuyor gençlik. Gözlerim doldu. Tutmayın beni, çalışmanın erdemlerine dair küçük bir nutuk irat edeceğim şuracıkta.

Ülkesini seven her vatansever gibi bu manzara karşısında gözlerim yaşarmalı, yüreğim kıvançta dolmalı, yarınlara dair umutlarım kanatlanmalı değil mi? Ne gezer! Bu tatilinden, gezmesinden tozmasından feragat eden genç nesil bile mutlu edemiyor beni. Bir müzmin muhaliften başka ne beklenir? Can çıkmayınca huy çıkmıyor. Huyum kurusun. Her yerde, her işte böyleyim ben. Bardağın boş tarafında gözüm.

Kızlı erkekli ülkemin gençleri kütüphaneyi doldurmuşlar, masalarda kitap yığınlarına gömülmüşler, yarınları inşa ediyorlar. Ben ne yapıyorum? Maval okuyorum. Enseyi karartıyorum.

TEOG, YGS, LYS bitmiş. Gençler test çözmeye doyamamış. Tuğla gibi kitapları açmışlar önlerine, yanlışları eliyor, doğruları buluyorlar. Yarınlara böyle çıkış yolu arıyorlar. Bense sabah, öğle, akşam; yaz, kış test çözmenin bizi aydınlık ve mutlu yarınlara çıkarmayacağını söyleyerek gençlerin hevesini kırıyorum.

Kitap dolu raflar arasında dolaşırken zihnim açıldı. Buldum, buldum! Bize kütüphane değil, ders çalışma salonları lazım. Dolduralım test kitaplarını, çöze çöze “muasır medeniyetler seviyesine” çıkalım.

Şimdi siz bana haklı olarak diyeceksiniz ki; iyi, güzel, hoş da ağa, bu test çözen çocuklar olmasa, o masalar dolacak mı? Em, güm, şey, bilmem ki… Bal gibi bilirim de söylemeye ne dilim varır, ne gönlüm!

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir