Sessizliğin Sesini Duymak / Amine Ateş Kabaktepe

İnsanların engelli olanlara karşı tavırları, çocukluk hatta bebeklik yaşlarında kendini gösteriyor.  Henüz küçücük yaşta olan çocuklara, benzer görüntüde olanlara karşı pozitif tepki, farklı görüntüye sahip olanlara karşı ise negatif tepki verme durumları, daha sonraki yıllarda ciddi sorunlar ortaya çıkarıyor. Bu şekilde yetişen insanlar, engelli kişilere karşı, anlayışsız, acımasız olabiliyorlar.

Ama engelli olan insanlarda yetiştirilirken, diğer insanlara karşı olumlu davranışlar sergilemeleri ve kimseye yük olmadıkları anlatılmalıdır. Tabi ki bu konuda eğitim almaları, topluma kazandırmak için yetenekleri keşfedilmeli ve o yönde çalışmalar yapılmalıdır.

Hz. Peygamberimizin engelli olanlara karşı tutumu, diğer insanlara karşı tutumuyla eşitti.

Gözleri görmeyen bir zat olan Abdullah İbn Ümmi Mektum’a tavırlarının Kur’an-ı Kerim’e konu edilişi, Hz. Peygamberimizin görüştüklerinin sosyal statüsüne veya vizyonuna göre önem verdiği ya da engellilere değer vermediği şeklinde düşünülmemelidir.  Kur’an’da anlatılan olay şöyledir:

“Ey Allah’ın Elçisi, Allah’ın sana öğrettiklerinden bana da öğret” dedi. Ve bu sözünü bir iki defa daha tekrar etti. Kureyş ileri gelenleri, kendilerinin yanında fakir kişilerin bulunup, söze karışmalarından hoşlanmazlardı. Bundan dolayı Abdullah b. Ümmi Mektum’un iki de bir söze karışması, Allah’ın Elçisi’nin canını sıktı. Hz. Peygamber (sav), bundan memnun olmayarak yüzünü Abdullah’tan çevirip, diğer kişilerle ilgilendi. Rasulullah (sav), sözünü bitirip kalkacağı esnada kendisine bu olayı tasvip edilmediği ayetler nazil oldu. (Abese 1-10) Bu olay olduktan sonra Hz. Peygamberimiz (sav), Abdullah ile her karşılaşmasında ona ikramlarda bulunur ve “Ey kendisinden dolayı Rabbimin beni azarladığı zat, merhaba!” der ve neye gereksinimi var sorardı.

Hz. Peygamberimiz (sav), engelli insanlara gerekli ilgiyi göstermiş, onlara yapamayacağı, zorlanacağı alanlarda iş vermemiş, neye kabiliyetleri varsa o alanda görev vermiştir. Onları başı boş bırakmamıştır.

Halk olarak ta engelli insanlara karşı tavırlarımız maalesef çoğunluğumuzda aynı derecededir. Onları gördüğümüzde çok acıyor ve çok korkunç bulup kendimizi o kişilerden uzaklaştırıyoruz. Bu tutum ve davranışlar, engelli olana da olmayana da olumsuz yansıyor. Toplumun huzuru, düzeni, pozitifliği sarsılıyor.

Bunun çözümü, bilinçli-eğitimli ailedir. Aile engelli olan bireye ev ortamında olumlu, yapıcı, kabul gördüklerini gösteren bir tavır sergilemelidir. Engelli kişiyi önce aile kabul etmeli ki, sonra da toplum kabul etsin.

Hz. Peygamberimizin (sav)’in hadislerinde görme engelli kişilerle ilgili konular vurgulanmıştır. Peygamberimiz (sav), görme engelli olup da, bu durumuna sabreden insanların Cennete gireceğini müjdelemiştir:

Hadis-i Kudsi’de Yüce Allah: “ Herhangi bir kulumu gözlerinden mahrum bırakmak suretiyle imtihana tabi tuttuğumda, sabrederse, gözlerine karşılık ona Cenneti veririm.” (Buhari-Merda-7)

Dünyadaki bütün güzellikleri sağlayan organımız gözlerimizdir. Gözlerini kaybeden insan, çok zorluk çeker. Hayatını sürdürmesi zorlaşır. Gözleri olmayan insan bu yüzden Cennet’le ödüllendirilmiştir.

Bütün insanlar doğduklarında eşittir.  Aynı ülkede olanlar da aynı  haklara sahiptirler. Ama bu insanlar için de engelli olanlar varsa, hayat onlara zor diğerlerine daha kolaydır. Bu tam anlamıyla adaletsizliktir. Sağlıklı insan rahatlıkla yolda yürüyor, koşuyorsa, görme ve yürüme engelliler için de bu imkanlar sağlanmalıdır.

Ensar’dan Seleme oğullarının başkanı Amr bin Cemuh, yürürken ayağı aksıyordu. Bedir Savaşına katılmak istedi; ancak Hz. Muhammed (sav), onun savaşa girmesine izin vermedi. Daha sonra Uhud Savaşına katılmak istedi; oğulları, Bedir Savaşını örnek göstererek, ona engel olmak istediler. Bunun üzerine Amr oğullarına;

“Siz beni Bedir Seferinde cenneti kazanmaktan alıkoymuştunuz.” Diyerek, onları Peygamberimize şikayet etti. Peygamberimiz ona, mazereti olduğunu, bu sebeple savaşla yükümlü bulunmadığını bildirdi. Ancak Amr’ın ısrarı üzerine izin verdi. Oğullarına da babalarını savaşa gidip gitmemekte serbest bırakmalarını söyledi. Savaşa katılan Amr, oğlu ile birlikte şehid oldu.

Peygamberimiz Rasulullah (sav), bir Hadis-i Şeriflerinde, onun Cennette sapasağlam ayaklarla yürüdüğünü haber vermiştir. (İbn Hanbel-Müsned-V-299)

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir