Çocuğum Depresyonda mı? / Ziya Doğan

İlkokul birinci sınıfta okuyan oğlumun sınıf öğretmeninin oluşturduğu WhatsApp grubunda bir öğrenci velisi annenin feryadı; “Arkadaşlar lütfen çocuklara vurmama konusunda uyarılarda bulunalım. Çünkü benim kızımın bu şikayetleri artıyor. Hocam, rica etsem bu tür davranışları sergileyenlere caydırıcı cezalar verseniz. Çünkü ben kıyamıyorum. Eve gelip ağlıyor. Daha okul yeni başladı, hırçınlıklar çok çabuk ilerledi.”

Bir başka öğrenci velisi; “Evet, benim kızıma da vuruyorlar. Biz de şikayetçiyiz.

 Depresyon nedir?

Depresyon, bireyin stresinin dışa vurması, var olan strese verdiği tepki, olarak tanımlanabilir.

 Çocuklar neden depresyona girer?

Maalesef bazı ebeveynler, çocukların beden sağlığına gösterdikleri ilgiyi ruhsal sağlığına göstermiyorlar. Unutulmamalıdır ki çocuk, anne/babaların kör noktalarıdır. Bakmak yetmiyor, görmek gerekiyor.

 Çocukları depresyona iten nedenler neler?

Ebeveyn baskısı. Özellikle diğer çocuklarla üst kıyas yapmaları, ev içi şiddet, stres ve akran zorbalığı nedenler arasında sayılabilir.

 Depresyon etkisindeki bir çocuk neler yaşar? Onu ne tür sorunlar bekliyor?

En başta dikkat dağınıklığı yaşar. Dikkatini toplayamaz. Dikkatini vermesini gereken yöne değil, vermemesi gerekli yönlere verir. Bu durumda da kendisinden yapılmasını istenileni yapmaz, istenmeyen davranışları sergiler. Öğrenme güçlüğünü çeker. Akranlarıyla daima bir sürtüşme halinde olur. Karşı olma-karşı gelme bozukluğu gibi birçok sorunla baş başa kalır.

 Başka?

Çocuk kendini bir çatışmanın ortada bulur. Anlaşılmayı beklerken alnında “yaramaz, tuhaf çocuk” etiketi yapıştılar çevresindeki insanlar tarafından. Dışlanır. Hatta ötekileşir. Bu çatışma ortamı çocuğun özgüvenini yok ediyor. Yaşanan çatışmaların çocuğun kişiliğine yansıması kötü sonuçlara neden oluyor. Çocuğun kendine ve başkalarına karşı güven ilişkisi de alt üst oluyor.

 Kaliteli iletişim ile çocuğu anlamak gerekir.

Her şeyden evvel çocuklarla kaliteli bir iletişim kurmak elzemdir. İletişim iki zihin arasında, ikna ise iki ego arasındadır. Çocuğun mantığına değil, egosuna hitap edilmelidir ki ikna olabilsin.

 Sorumluluk almayan eninde sonunda sorunlu olur

Bu zaviyenden bakıldığında, ilkokul dönemlerinde çocukların artık belli toplumsal kurallara uymaları, sorumluluk duygularının yavaş yavaş gelişmeye başlaması ve ödev yapma gibi becerileri yerine getirilmesi beklenir. Şu ana kadar herhangi bir sorumluluk üstlenmeyen/verilmeyen bir çocuk, haliyle sorun yaşayacaktır. Sınıfın kurallarına uyma noktasında direnç gösterecektir. Çünkü çoğu zaman dersleri dinlemeyecek, sırasında oturmayacak ve günlük ödevlerini yaparken çabuk sıkılacaktır.

 Arkadaş ilişkisi

Depresyondaki bir çocuk arkadaş ilişkisini sürdüremez. Her an arkadaşlarına zarar verebilir. Onlarla uyumlu davranışlar sergilemez. Dikkat dağınıklığı, hareketlilik ve dürtüsellik gibi bozukluklar olduğu için neyi, nerede, nasıl ve ne zaman yapacağını kestiremez. Davranışları kontrol dışıdır.

 Kendisi ile ilişkisi

Sürekli kaygı içindedir. Çevreden kendisine her an bir zarar görecekmiş gibi tedirgin. Alabildiğine huzursuz.  Gece uykusu huzursuz ve sık sık uyanmakta. İçe kapanık olduğu için başkalarıyla konuşma konusunda çekingen davranıyor.

 Çocuklarda depresyon nasıl oluşur?

Çocukluk depresyonu tek bir neden bağlamak doğru değildir.  Farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Genetik yatkınlık ve biyolojik faktörler etkili olduğu gibi çocuğun duygusal ihtiyaçlarının karşılanmaması ve sosyal duygusal faktörler de sebep olabiliyor. Özellikle tutarsız ebeveynlerin kontrolsüz davranışlar sergilemesi, ödül ve ceza dengesizliği, aile içi çatışmalar, okul başarısızlığı ve özgüven eksikliği gibi sebepler sayılabilir.

 Çocuğu bu ortamlardan uzak tutun

Bir televizyon dizisinin replikleri arasında bulunan “Haluk, mutfağa!” sözünü önemseyin ve unutmayın. Zira çocuğu evdeki tartışmalardan, stres ortamından, öfke patlamalarından uzak tutmak gerekir. Çünkü böylesi ortamlarda ve durumlarda çocuk, kendisini suçlu hissedecektir.

Hassas dönem

Her yaşın kendine özgü zorlukları, güzellikleri ve sorumlulukları vardır. Çocuğun ilkokul dönemi ilk kurallı ortamıdır. Ve hassas bir dönemdir. Bu dönemde çocuk sosyalleşme ortamına girmiş oluyor. Performansını, öğrenme becerilerini ortaya koyuyor. Burada uyum sorunları yaşanıyorsa ya da öğrenemediğini fark ediyorsa dikkatini ve ilgisini başka tarafta sürdürecektir. Yukarıda da ifade edildiği gibi bazen bakmak yetmiyor, görmek gerekiyor.

 Depresyonun belirtileri

Anneye bağımlı yetiştirilen çocuklar başka bir ortama girdiklerinde adaptasyon sorunu yaşamaktadırlar. Alabildiğine agresifleşirler. Kendisine sorulan soruları duymazlıktan gelir ve ilgisizler. Çevredeki uyaranlara karşı tepkisizdir. Akranlarıyla da hep çatışma içindedir.

Kızgınlık, saldırganlık gibi davranış sergilenmekte hoşlanır. Günlük hayatında alınganlık, çabuk ve sık ağlama, çabuk yorulma, çevreye ilgide azalma, değersizlik düşünceleri, değersizlik veya suçluluk duyguları, ders başarısında düşme, odaklayamama, düşünmede yavaşlama, eskiden zevk aldığı şeylerse mutlu olamama, karar vermede zorluk, kendine güvende azalma, kolay sinirlenme, konuşmada ve merak duygusunda azalma, asık yüz ifadesi, öğrenme güçlüğü,

Okul başarısı

Okul başarısı neredeyse yoktur. Depresyon çocuğun yalnızca duygusunu değil tüm yaşamını etkileyen bir zorluktur. Başarıdan ziyade boş vermişlik duygusu hakimdir ruh dünyasında. Düzensiz ve disiplinsizdir. Hedef belirleme, azim ve öğrenme istediği çok düşüktür.  Derslere karşı ilgisizdir. Sınıf içi etkinliklere pek katılmaz.  Katılsa da zevk almaz. Arkadaşlarıyla agresif bir tutum sergilediği için arkadaş ilişkilerinde ciddi sorunlar yaşar.

 Nasıl yaklaşılmalı?

Öncelikle çocukların özgüvenlerinin kazanmaları ve kendilerini ifade etmeleri için ev toplantılarını yapmalarını öneriyorum, görüştüğüm ailelere. Bir başka önemli konu ise çocuklarla birebir görüşmek. Onlara has zaman dilimleri ayarlamak. Zira böylesi zaman dilimlerinde kendi duygu ve düşüncelerini rahatlıkla aktarabiliyorlar. Burada asıl görev çocuk ile görüşen kişiye düşüyor. İletişimdeki algılama ve aktarma durumunu olabildiğince verimli yapmalı. Çocuğun problemlerini ifade etme ve çözme konusunda bilinçli yaklaşılmalı.

Öğretmeni ile diyalog

Unutulmamalıdır ki okul(öğretmen)-aile ve çocuk üçgeni çocuğun eğitim başarısı için çok önemlidir. Dolayısıyla öğretmen(leri) ile çok iyi iletişim bağı kurulmalıdır. Çocuk hakkındaki bilgileri düzenli ve önyargısız ve doğru bir şekilde öğretmeni ile paylaşılmalıdır. İster okuldaki eğitimin ister evdeki eğitimin karşılıklı desteğin devamlı olması için öğretmen ile diyaloğun önemi büyüktür.

Sadece öğretmen yetmeyebilir

Depresyondaki bir çocuğa mutlaka uzmanından destek alınmalıdır. Normal bir çocuğun eğitimin sağlıklı yürümesi için okul-aile ve çocuk üçgeni olmazsa olmaz iken depresyondaki çocuğun tedavisi dört ayaklıdır; uzman-aile-öğretmen ve rehber öğretmenin yapacakları. Bütün bu iş birliğinin yanında da çocuğun kendisinin yapacakları vardır.

Çocuk depresyonu çözülemez bir sorun değildir

Çocuğun bakımı ve eğitimi aileden aileye fark ediyor. Burada aile tutumları çok önemlidir ve değişiklik arz etmektedir. Kimi aileler duyarlı ve hassas iken kimi ailelerde duyarsız ve ilgisizler.

Duyarsız ve tutarsız aileler çocuğun sorunlarını çoğu zaman fark etmiyorlar. Fark etmedikleri gibi herhangi bir uzmandan da yardım talebinden bulunmuyorlar. Hiçbir birey bir anda depresyonu girmediği gibi bir anda da çıkmıyor.

Özetle

Her şeyden evvel işe kendinizden başlayın. Kendinizi tanıyın, sevin kendi kendinize yardımcı olun. Zira kendisini tanımayan bir başkasını tanıyamaz, çocuğu olsa bile. Kendisini sevmeyen, kendisine saygı duymayan ve kendisini değiştirmeyen bir başkasını sevemez, saygı duyamaz ve değiştiremez.

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir