Iki Şiir / Osman Fermanoğlu

BİRİNCİ ŞİİR

VATAN VAR

Diline gelmeyenler özge kapıdan bakar,
Görersen ki, yanına ne gelen, ne giden var.
Sular baştan bulanıp,hale çok lilli akar,–
Yuduğu yuna katıp dertlerini diden var.

Pencerede nakışlar sonbahar sırsırası,
Nöyütsüzdü his verer yoksul evin çırası.
Beklediğin koçların birdi ağı, karası,–
Işığı karanlıkta saklayıp inleden var.

Çok oyunlar oynanar şimdi yol havasına,
Arı kankala konar, inip bal havasına.
Körler nasıl yürüyer yolu el havasına,–
Giderek ölüm zülüm menziline yeten var.

Kollarında güçü yok, aparanın bir göçe,
Araz’da çırmanarak kelmebaşı Kür geçer.
Yurdu küçüldüp gider kucağından her göçen,
Düşünmez arkasında Anadil tek öten var.

Sessizliğin içinde teklik yarar bağrını,
Yalan öyle bezener, ayaklayar doğrunu.
Osman, kirpik tutarak saklamaz bu ağrını,
Garibin de gönlünde bir yardımsız Vatan var.

İKİNCİ ŞİİR

YİGİDİM HEY!

Karşısında tehlikeni bile  bile yürüyor,
Ağrıların ühdesinden gele gele yürüyor.
Bir atıdı, bir özüdü, bir de karadikenlik,
Dertlerinin üstüne de güle güle yürüyor.

Azı-azda, çoku-çokta, dolanarak uz gider,
Dağ adlayar, dere geçer,çöl-biyaban düz gider.
Yüreğinde kanat açar, havalanar söz gider,-
İsteğini dost, tanışla böle böle yürüyor.

Gecelerin karanlığı nefesinde eriyer,
Çıkar canın yorğunluğu hevesinde eriyer.
Kırar yolun damarını neğmesinde eriyer,-
Ağlı çeker hisslerini gile gile, yürüyor…

Bölgüye bak,ölçüye bak, ağalıdı her nöker,
Ağa keyfde, nöker olan fikir eder, dert çeker.
Her adımda dayanarak gözlerinden od döker,
Yaşlarını yaprak yaprak sile sile yürüyor.

Osman, senin deyeceğin boncuk gibi dağıldı,
Misraların söz söz olup, bir avuca yığıldı…
Bundan sonra konuşmalı neyin varsa nağıldı,
Köpek havlar, mehel koymaz, öyle bile yürüyor.

 

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

1 thought on “Iki Şiir / Osman Fermanoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir