nurhan_nebi_cam

Eve Giden Yol / Nuhan Nebi Çam

Şehir, bedeni ve ruhu yormuştur.

Cadde kenarlarında sıra sıra uzanan aydınlatma fenerleri sisler içinde belli belirsiz duruyor. Metropol kargaları; görünmüyor, onların üzerlerine konmuş gürültünün içinde gaklıyor. Trafik kilitlenmiştir. 15 Temmuz Köprüsü kavşağıdır, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü giriş noktalarıdır; keşmekeş her yerde… Çevre yolunun en tenha ve araçların akıcı olduğu yerleri arıyorsundur. Ama umutsuzluk. Şimdi saatlerce bekle ve gecenin bilmem kaçında evine ulaş; yemek soğumuştur, çocuklar uyumuştur, hanım sıkıntıdan patlamaktadır…

Öğrenciler, işçiler, memurlar, akademisyenler, esnaftan adamlar o günün sabahıyla birlikte yollara düşmüşlerdir. Sokağa ve yollara çıkan, kentin küçük insanları. Onları ayakta tutan ve iki büklüm yollar yığılmaktan koruyan şey, bir akşam özlemi, bir sıcak yuva düşüncesi, gül yüzlü ve tebessüm eden bir eş, sevgili, saadethane kurgusudur.

Kim ayakta kalabilir ki 21. yüzyılın fabrika bacaları ve dumanlar şehrinde? Bir robot gibi mekanik bir hal aldı insanlığımız. Ayaküstü yemeklerde açlığımızı giderdik, dikkat edin, doyduk değil, giderdik. Temiz hava ve bol oksijenle ciğerlerimizi dolduralım düşüncesiyle ofisin camlarını açtığımızda hava gazı ve bol karbon monoksitle iktifa etmeye çalıştık… Bizi her zaman bir ev özlemi ve düşüncesi ayakta tuttu. Bu noktadan itibaren, sıkıntı zaten hep vardı, her daim yanı başımızdaydı, hiç ayrılmıyordu; eve giden yol, bütününün önemi arttıkça artıyordu.

Ahmet Paşa, Divan şiirinin o güçlü söz ustalarından biri… Evi ve haneyi şöyle anlatır bir beyitinde:

“Her kimin hemdemi gül yüzlü bir cânân olur

Hanesi cennet gibi daim baharistan olur”

Bir sığınaktır orası; o ev… Şehirdeki insan bombardımanına karşı güvenli bir yer altı korunağıdır. Adam kayırmaların, centilmensizliklerin, çeteleşmelerin, küfür ve hakaretlerin kasırga dalgaları karşısında adeta bir Haydarpaşa Limanıdır; o ev… Marmara Denizi’nin ortalarında bir fındık kabuğuna dönüşen, hortumların doğurduğu dalgaların sağa sola çarptığı aciz geminin, ellerini alnına siper yapıp en emin yeri aramaya koyulması gibi bir durumdur; eve giden yola çıkmak…

Bir saliha hatun karşılamaktadır seni. Bir kız çocuğu “Hoş geldin baba.” diyor, ağzını dolduran bütün tebessümüyle. Sonradan haneye dahil olan ikiz çocuklardan biri ellerine uzatılıyor. Pijamalar giyilir, terlikler ayaklara takılmaktadır. Bir çay, demliğinde, ocakta fokurtularla kaynamaktadır. Pencere iç pervazlarında begonyalar, buhurumeryemler ve menekşeler, bu sokaklardan ve caddelerden; şehirden eve dönen adamı sevgi gülücükleri içinde bekliyordur. Tüm günün metropol yorgunluğu bir anda yavaş yavaş bedeni terk eder…

Çıkılan yolların en büyük ve insanı candan saranı eve getiren o dönüş yoldur. Deniz kenarında martıları simit parçalarına boğuyorsundur. Bir geminin güvertesinde uzak semtte bir iş görüşmesine gidiyorsundur. Klarnetçi adamla akordeoncu kadın şarkılar çalıp söylüyor. Kafamda bir tek düşünce geziniyor o esnada: Eve dönmek… Eve giden yol.

Eve dönmek ve bir yerlere sığınmak önemli. Küçük hediyelerle gelmek, çoluk çocuğun çığlıklarla havalara uçması her şeye değmez mi, dersin okuyucu?

Şehirde nefes alınacak yerler ne kadar çok azaldı. Parklar, sahil yolları ve benim için bir ev içi hali… Yoğun ve hummalı bir çalışma süreci. Modern bir hastalık; stres ve bunalım, ruhu büsbütün parmakları arasında sıkıştırıyor.  Psikologlar çözüm yöntemleri geliştirmeye çalışıyor. Yoga yapın, diyor; Belgrat Ormanları’nda yürüyüşe çıkın, diyor. Eşinizle, çocuklarınızla kahvaltılar yapın, şarkılar söyleyin, diyor. Bir ev hali. Bir ev ahalisi ve onların mutluluk gülücükleri.

Eve dönmek önemli, onca uğraştan, dünyalık çalışmalardan sonra. O evin cennet köşelerinden bir köşeye dönüşmesi, dönüştürülmesi önemli. Oğlumun ve kızlarımın bacaklarıma sarılıp harçlıklar istemeleri önemli. Yaşamak ve hayata sımsıkı sarılmak önemli.

Eve dönen yolu özlemek ve o yolda olmak önemli.

 

28.12.2017

 

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

1 thought on “Eve Giden Yol / Nuhan Nebi Çam

    Semiramis

    (3 Ocak 2018 - 07:15)

    Çok doğal ve safiyet dolu bir yazı, tesekkür ederiz yazara..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir