Lahana Bebek / Sevgi Ataş

Daha çocukluğu döneminde, oyun oynarken lahana bebeğinin saçını tarar, yemeğini yedirir, minik yastığını bebeğini yatırıp, ayağında sallayarak ninniler söyler, uyutur. Lahana bebeğin annesidir o. Kendisi daha korunmaya ihtiyacı olan küçücük çocuk olsa bile, kocaman yüreği ile koruma, kollama, şefkat göstermekten mutlu olur. Daha doğrusu oyunun kuralı budur. Büyüyünce de bu kural pek değişmiyor aslında! Roller aynı… Aynı çocuklar.

Çok sevdikleri patates kızartması ve yağda yumurtalı kahvaltılara otururken, lahana bebeği kucağında. Lokmayı kendi ağzına almadan, bebeğine tattırır içindeki şefkat duygusuyla.  Lahana bebeği hep vardır onun dünyasında. Büyüse de kocaman olsa da o hep annesinin küçüğüdür. Zaman durmuyor ama… Kızı büyümüş okula başlayıp beraber fasulyelerden “Ali ata bak.”  yazarak, abaküslerde sayı sayarken, küçük parmaklarından doyasıya öper. İstikbal için istikrarla cümleleri hecelere  “sev/da”lara bölüp mektup gibi zarflara okuyup koymak yüksekokul okumaya gitmiş…

Eve gelirken aynı okuldan, ya da sınıftan bir delikanlının elinden tutup birlikte gelmiş olsa bile! Annesi hâlâ elinde minik yastığı ve lahana bebeği ile oyun oynuyor sanır kızını. Gözünde hiç büyümeyen bebeği, şimdi mutlu müstakbel anne adayıdır en tazesinden. Kocaman bir dünya evinden, minicik bir dünya için başlayan serüven, bir damlada nutfe, sonra alaka ve mudğa.  Aman Allah’ım! Dünyalar dolusu mucize. Dokuz ay karnında taşıyıp sonra da gönlünde taşıyacak bir anne.

Göbek bağı kesildiğinde, gönül bağı büyüyerek sevgisi kat kat aratarak kördüğüm eden, minik parmaklarına şiir gibi öpücükle dokunur, yavrusuna anne. Bebeğinin karnı acıkmadan, açlıktan midesi sızlamadan, göğüs çeşmesinde sütü fışkırıp gelen… ²Sütüm sana helal² diyen. Uykusunu sadece onun için bölen, yorgun olsa da dudağında gülüşünü görünce yorgunluğu unutup mutlu olan şefkat abidesidir anne.

Anne olmak sıcak çayı masaya koyup, içmeye zamanı olmayan soğuduğunda “Soğuyunca da fena değilmiş, içerim” demektir. Bebeğinin karnının doyması için kaşık kaşık, kasedeki çorbayı “Uçak geliyorrr…” deyip, kaşıktakini yedirerek mutlu olmaktır. Ya da ilk tay tay durduğunda sevinç gözyaşları dökmek, karşılıksız seven, fedakârlık eden… Fedakârlık! bu kelime en çok anneye yakışan, en asil annenin üzerinde duran, kadınla münhasır bir kelime.

Ne bileyim işte! Önce ²çocuklarım yaşasın² diye yaşayan anneler var. Balkonda bekleyip okuldan gelmesini bekleyenler, işinden izin alıp iki yudum süt emzirmek için, o kadar yolu her gün hiç üşenmeden yavrusu için gelen anneler.  Ana ya da Annelik duygusu fıtratımıza, yaratılışımıza, çekirdeğimize kodlanmış. Çocuğunu korumak adına hiç tereddüt etmeden, hesapsızca, dalar yangının kızıl ateşi arasına, canını hiçe sayarak ciğerparesini kurtarmaya. Kahramandır analar! Kahramandır cepheye giden yavrusuna, ellerini açarak gecenin karanlığında kandiller gibi yanar duası, ana işte! Kalem bile yazarken ‘a-n-a’ harfi nasıl yuvarlanıyor, iki göz bir yürek gibi. İki gözü ile yavrusuna bakıp yüreği onunla atar. Ağız dolusu “anan kurban” der. Kurban olduğum analar. Çileli günlerle, yükleri omuzlarında kambur gibi dursa da yorgun ayaklarına düğümler atılsa da yavrusunun yanına ceylanlar gibi koşar.

Annemin sözü geldi aklıma. Derin bir iç çekerek:  “Ana var… Ana var” der hep. Anlamazdım bu iki cümleyi. Neden arkası arkasına tekrarlıyor diye düşünürdüm. Yıllar sonra ben anne olunca anladım ki, fedakarlıklarına göre değişiyor. Yani ana olmanın da mertebeleri var. Çocuğu olan her kadın, aynı his ve duyguları taşır mı bilemiyorum! kimi “memelerim bozulur” diye emzirmiyor. Kimi doğurduktan sonra çöp konteyner yanına ya da camii avlusuna bırakıyor… Kimi daha büyütürken beklentilerini sıralıyor. Büyüyünce benim ona yaptığım fedakarlığı yapsın, baksın, beni yalnız bırakmasın “Seni ben doğurdum.” diyerek başlayan istekler işte. Kimi de “çocuklarımın mutluluğu, benim mutluluğum” diyerek kendi hayatını onlar için yaşayan, anaç olup kol kanat gererken, tabiri yerindeyse… Evlatları için saçını süpürge eden.

“Ana var! Ana var!…”

 

 

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

3 thoughts on “Lahana Bebek / Sevgi Ataş

    Fahrettin Çelik

    (13 Mart 2018 - 21:43)

    Naif, zarif, latif ve tatlı bir yazı olmuş. Okurken tebessüm ettiriyor. İnsanı alıp götürüyor geçmişe ve hatta geleceğe. Elinize yüreğinize sağlık hocam.

    Havvanur

    (15 Mart 2018 - 18:14)

    Ellerine yuregine saglik cook guzel olmus bayildim 👏🏻👏🏻👏🏻😍😍 sizin gibi annelerimiz oldugu icin cok sansliyiz sizin kadar olmasakta gorduklerimizden ogrendiklerimizden fedakar iyi analardan oluruz insallah

    Semiramis

    (25 Nisan 2018 - 23:48)

    Bir kez daha zevkle okudum Lahana Bebeği.. Yüreğinize sağlık Sevgi Hanim.. Anneliği mükemmel ifade etmişsiniz.. Anadolu kalbinizle..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir