Melekut Alemine Açılan Kapıdır / Dr. Hatice Kösecik

Melekut alemine açılan kapıdır oruç. İşte geldi geliyor derken onbirinci günü de geçirdik sessizce. Hem özlenendi o, yolu da heyecanla  gözlenen. Manevi iklime adım attığımzda tertemiz olacağız diye söz verilen.

On bir ayın sultanı. Müslümanların ektiklerini toplama ayı. Bedeni dinlendirebilmek için tam bir fırsat. Yüce Yaratıcımızın biz kullarına ikramı. Bir derlenme, toparlanma süreci.

Ramazan ayına neden bu ad verilmiş; ‘çünkü onda günah ve suçlar yok edilecek de ondan’ demiş sevgili Peygamberimiz (sav). Yine biliyoruz ki bu ayda cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapatılır ve de şeytanlar da kösteklere vurulur.

Sabır,  orucun isimlerinden birisidir. Gönlü masivadan  temizlemeye yardım eder, zorluklara alıştırandır oruç. Nasıl olur?  Sadece mideyi boş bırakmak yeterli midir?

Bütün azalarımızın orucun esrarına vakıf olması lazımdır.Elimizle, dilimizle, gözümüzle, kalbimizle de tutmalıyız orucumuzu.İç ve dış bütün organlar ve bedenle beraber tutulan orucun hayrı görülür insanoğlunda.Hassas olur insan oruçluyken, aç ve de susuzken. Yoksulların, kimsesizlerin, güç ve takatten düşmüş kişilerin hallerini getirir gözünün önüne…

Allah Resulunun karnı üç gün boyunca arpa ekmeği ile doymamıştır. Efendimiz (sav)yiyecek bulamadığı zamanlarda  karnına taş bağlamış gezmiştir. Bunları biliyor bu ümmet. Bilir de bazen örnek almakta zorlanır bu ümmet.Ama yine de bizler Onun ‘’kardeşlerim’’ dediği insanlarız. Yanılsak da  bazen, örnek almaya çalışırız kainatın en özlenilenini…

On altı saat kadar aç kalan bir beden de öyle mucizevi reaksiyonlar yaşanır ki şaşar insanoğlu. Vücut kendini toparlamak ister şu bir aylık adeta detoks dönemi olan manevi iklimde.Kötü hücrelerin yıkılıp yeni hücrelerin üretildiği bir dönemdir bu mübarek ay. Tıbbi faydası saymakla bitmez aslında. Öyle reklamlardaki detoks maddelerini alıp yemek içmeye gerek olmadığı bir zaman dilimidir bu ay. Zaten o detoks denilen olaylar da kendiliğinden meydana gelir oruç tutulunca. Tabi ki tutup tutup da kıtlıktan çıkmış gibi yemek yenirse olmaz o zaman. Eziyet olur onun adı. On bir ay boyunca çalışan vücut senede bir kere dinlendiriliyor Rabbimizce. Subhanallah. Ne muhteşem, ne de anlamlı bir hediyedir bilene oruç ayı. Hem sabredip ecir alır hem de meleklere benzemeye başlar insan. Çalar melekut kapısını açılıncaya dek. Çünkü  öyle belirtmişti Peygamber( sav).Açlık ve de susuzlukla çalmamızı istemiştir  o mübarek kapıyı, sevgili eşleri Ayşe annemize söylemişlerdir.Bizlere de çalmak düşer o kapıyı nazikçe, letafetle, zarifçe, usul usul, usülüne uyarak…

Aç kalanı hissederek, tıka basa yemekten kaçınarak. Öyle ince öyle hassas olmalı ki kişi; ‘ Allah’ım aç bırakma kimseleri, susuz bırakma kulunu.Yardım et zayıfa, güçsüze, fukaraya! ‘ diyebilsin. Ta yürekten hissetsin açın halini, elinde olmayanın ahvalini.Aslında  özellikle de yememeli bazen, tıpkı sevgili Peygamberimiz ( sav) gibi yapabilmeli.Sadece su ve hurma ile çalabilmeli melekut alemini. Tabi ki O peygamberdi, Onu Rabbi doyururdu bunu biliyoruz, bu yüzden de eziyet etmeden hareket etmelidir insan. Her zaman yapılası bir durum değildir bu söylediğimiz. Yani sadece su ve hurma ile oruç tutmak.Peygameri bir manadır o bilemeyebiliriz bizler. Doğrusunu elbette ki Rabbimiz bilir.Biz bize düşeni yapalım en özenli şekilde.Bedenimize zarar vermeden, sünneti takip ederek, tutabilelim oruçlarımızı inşallah.

Hatta öyle zaman olur ki oruç tutar insanı görürsünüz. Birisiyle tartışma ortamı olsa: ” Ben oruçluyum tartışmam yakışık almaz.” diyebilir insan.Ruhu öyle latif olmuş incelmiştir ki kabalık barınamaz o bedende artık. İşte tutar oruç insanı tabiri caizse. Yumuşacık  olmalı  oruç  ayında  kul ve  de devam ettirmeye niyet etmelidir bu halini. Üzerine  doğan bu manevi iklimin esrarını  tam da içinde bütün gönlüyle kabullenmeli, hayatında yanlış giden bir şeyler varsa farkedip toparlanma sürecine girmelidir sükunetle insan. Hadi Bismillah…

Ezan okunurken nasıl da seviniyoruz değil mi? nasıl bir coşkudur o yaşanılan.Ne güzeldir Müslümanın her hali. Sabrederiz sevap kazanırız, şükrederiz sevap kazanırız.Müthiş…

Ramazan ayının her gününde iftar anında Allah( cc) hepsi de cehennemi hak etmiş olan bir milyon kişiyi cehennemden kurtarırmış. Ve bu durum son günü olunca da katlanarak artarmış. Ne mutlu bir müjdedir ki bu Rabbisi kulunu affedebilmek için her zaman fırsat verir. Yeter ki kulu yolunda bulunsun, istikamet üzere dosdoğru olsun.

Bir büyüğümüzün dediğine göre, kişi çok yemeğe müptela olduğu zaman melekler o kişiye acıyarak ağlarlarmış. Bu ay tam da hepimizin kendimize bir çeki düzen vermemizi hatırlatması açısından da oldukça mühimdir. Ezanlar okunurken duyulan mutluluğa bir de fazlasını yemeden açın halini anlamaya çalışmak eklenince melekleşmeye başlar insan  adeta. İftarda içilen bir bardak su ardına yenilen hurmanın tadına doyum olmaz. Ardından bir küçük kase çorba ne de iyi gelir vücuda. Önemli olan uzun süre aç kalan vücudumuza birden yüklenmemek. Kişi kendini de vücudunu da tanımalıdır her şeyden önce. Kendine hangi besinin iyi gelip gelmediğine dikkat etmelidir. Uyanık olmalı Müslüman. Ama suyunu ihmal etmemesi gerektiğini bilecek önce. Yüzde atmış yetmişi su olan bir bedene elbette ki su verecek itinayla. İftarla sahur arası dönemde suyunu aralıklı olarak içecek. Yemekten önce ve de en az bir saat sonra. Yemek yerken su içmemeli, çünkü sindirim enzimleri seyrelir ve de mide rahat çalışamaz o zaman. Hurma ve de çorba içip eğer biraz mühlet verirse vücuduna ve de kalkıp akşam namazını kılarsa süper olur aslında.sonra da gelip  dilerse ikinci bir kap yemeğini  yiyebilir yavaşça. Bu bir tabak zeytinyağlı da olabilir veya et olabilir. Duruma göre yanında salatası, yoğurdu da olursa zaten mide çoktan doymaya başladı bile. Çünkü ara verip gidip  namazını kıldı ya o arada doyma merkezine çoktan sinyal gitmiştir. Dikkat edin zaten çorbayla doyarsınız aslında. Önemli olan burada yavaş yemek ve de iyi çiğnemek. Sakın yemek sonrası uyku hali falan gelirse aldanmayın siz ona. Yatmayın kalkın, yenilmeyin uykuya. Ya namaza gidiverin ya da mutfağı toplamakta eşinize yardım edin. Sevap hanemize ne kadar çok yazdırırsak  o kadar lehimize olacaktır. Çünkü bu ayda yapılan iyiliklere kat be kat sevaplar veriliyor ya hani. Hem belki de bir ay boyunca eşler birbirine yardımcı olmaya alışırsa bu vazgeçilmez bir huy olarak da kalabilir.Aile huzuru için ne büyük bir hizmet olur öyle değil mi? Ramazan ayının bereketi işte…

Sahur zaten hemencecik geliyor, belki de acıkmamışken bir şeyler yemeye zorluyoruz kendimizi. Unutmayalım ki ne kadar çok yersek ve de karbonhidrat alırsak o kadar çok acıkırız. Oysa ekmek yemezsek acıkırız gibi bir his gelebilir bazılarına. Ya da sahurda da yemek yeme ihtiyacı hisseden olabilir. Burada önemli olan sahura kalkabilmek, gecenin feyzinden yararlanıp dua halinde olabilmek işin özü. Ayaktayız ve de fiili olarak  da dua halindeyiz. Muhteşem güzellikte bir duygudur bu. Rabbine en yakın olabilme yarışıdır. Bir aylık alışma süresi sonrası gece namazlarına devam edebilme fırsatıdır belkide. Vücut neye alışırsa ona devam eder, dileriz ki alışkanlık haline gelsin gece buluşmalarımız Rabbimizle. Kim bize her çalışımızda açar ki kapısını? KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR elbette. Kuluna en çok merhemet eden yaradanı değil de kimdir? Kuluna en hayırlı kapıları açan da O değil midir? Rabbi kuluna kafi değil midir?

Elbette, elbette karşılıksız sevendir de Mevlamız. O her fırsatta affetmeye sebep yaratır, en çok kapısına gidilebilen de O’dur en çok kahrımızı çeken de vesselam.Uzun söze gerek var mı?

Sahur vakti yüce mevlamızla buluşma vakti. Suyumuzu güzelce ve de yeterince içmeliyiz. Maydanoz, nane, domates, salatalık, kırmızı yeşil biber, marul, havuç ve diğer sevdiğimiz yeşillikler şenlendirebilir  sahurumuzu.Demiştik ya kişi kendini tanımalı diye, ne yerse ona iyi gelir, ertesi gün ağzında acı bir tad bırakmaz bilmeli. Az tuzlu zeytin, peynir, doğal yumurta. Yumurta tercihe göre haşlanabilir veya tereyağında çok fazla pişirmeden yapılabilir.. İsteyen ve de dokunmayan  yogurt içine ceviz, kuru üzüm, erik gibi de tercih edebilir. Ya da cacık yer, ya da üç beş hurma

ve de su ile yapar  sahurunu.  Menemen de bir tercih olabilir sevene. Formüller çoğaltılabilir. Tekrar etmekte fayda görüyorum. Amaç tıka basa yiyip aç kalmamak değil, az ve de öz olarak yiyerek açın haline vakıf olabilmektir. Öyle olmalı ki insan damarlarında susuzluğu, karnında açlığı iyice bir hissetsin ki negatif  varlığın hilesini mahvetsin, yollarını kapatsın ve akış istikametini daraltsın. ‘’gerçekten şeytan insanoğlunda kanın deveran ettiği yerde yani damarlarında deveran etmektedir. Açlık ile şeytanın geçtiği yolları daraltınız.’’ demistir  Efendimiz (sav).

Oruç ayrıca insanın fikir ve de idrak  kabiliyetini de arttırır. Aklı ve fikri uyandırır, anlayışı arttırıp kalbi inceltir. Gönüle aydınlık verir ve de nurlandırır. MELEKUT ALEMİNE yol aldırır oruç, kısaca melekleşir insanoğlu.

Lokman hekim oğluna; ‘’Oğlum eğer mideni doldurursan akıl ve fikir uyur,hikmet söner, tembellik verir, gönlün safiyeti temizliği kaybolur. Dua ve niyaz zevki gider, zikir ve fikir lezzeti olmaz, kalp katılaşır.’’ demiştir.

Bu manevi zaman dilimin layıkıyla geçirebilmeyi, Ramazan ayını en güzel şekilde ağırlayıp faydalanabilmeyi nasip etsin Rabbimiz bizlere.

Ne muhteşem bir duadır Kainatın Efendisinin bizlere öğrettiği;

‘’Bir kimsenin yanında iftar ettiğiniz zaman şöyle deyin: ‘’Oruçlular yanınızda iftar etsin. İyiler yemeğinizi yesin. Ve melekler de size dua etsin.’’

Rabbim hepimize böyle güzel dualar eden dostlar nasip etsin.

Ramazan ayının bereketi, feyzi, nuru tüm ülkemizi sarsın ki çalalım o kapıyı zarifçe…

KALBİ DUALARIMLA…

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

1 thought on “Melekut Alemine Açılan Kapıdır / Dr. Hatice Kösecik

    Semiramis

    (27 Mayıs 2018 - 06:45)

    Ramazanın bereketi sizin bu güzel yazınız ve tavsiyelerinizle bizlere de yansıdı sn Hatice Körpecik Hanım… Bize bu gezel iklimi en samimi duygularınız ile yarattığınız için çok teşekkür ederiz.. .Allah sizden razı olsun…Eşen kalınız..Sevgilerimle..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir