Ağlamalı mı Küçük Bedenler / Şerife Teber

      Bugünde güneş battı; biraz yorgun,  biraz heyecanlı, biraz ürkek anlayamadım bu hâlinden. Koştum ardından yetişemedim batışına, gözlerim kızılın tonlarında kayboldu. Unutuverdim bütün kurduğum düşlerimi. Bir güvercin süzülüp geldi kondu omuzlarıma gözlerinde yaş saklı, kanatlarında damlayan kan ve çaresiz çırpınışları…

Bir fırtına esip geçti bütün kızgınlığıyla yanımdan, bahçemin en güzel kokulu güllerini koparıp dağıtmış her bir tarafa merhametsizce. Dumanlar yükselip bulutlara sarılıyor, ateş ağlarken biraz daha hırçınlaşıyor. Bir ses geliyor kulakları patlatırcasına,  sanki toprak yağıyor üstümüze. Çocukların, kadınların, yaşlıların çığlıkları geliyor uzaklardan. Bedenim af diliyor her gün acı çeken ruhumdan.  Şimdi ölümün hangi hali daha adaletli diye düşünüyorum sessizce çığlıkların ortasında?  Açlıktan ölenin mi, hiçbir günahı olmayan kundaktaki bebeğin bile savaşlarda katledilmesi mi yoksa dünya malı için birbirini öldüren iki kardeşin mi bilemedim yüreğim. Bazen düşlerimizde kurduğumuz o ütopyadaki dünyamız gelir aklıma. İçinde sadece barışın olduğu, herkesin kardeşçe yaşadığı, güllerin solmadığı, ekmeğin paylaşıldığı dünyalar.

Yıllara direnen çınarım nasıl yaşadın bunca sene, hangi dalındaki yaprak, mendil olup sildi gözyaşlarını?  Ve hala gülümseyen çınarım sabrını bana da öğretsene.

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir