Ey Sevgili Kudüs, Ey Zehratü’l Medain / Sakine Güldaş

Öyle mübarek, öyle pak, öyle asilsin ki yıllardır üzerinde gezinen hoyrat ellere rağmen dağları yerinden oynatıyor asaletin. Şahitlik ederken miraca selamlarken ta asırlar öncesinden ‘İki Cihan Serveri’ni yoldaşı olurken ‘Burak’ın İslam’ın ilk kıblesi olma şerefiyle taçlanıyordu mübarek başın. Bir büyük vuslata ev sahipliği yapıyordun Sidretü’l Münteha’da, İbrahim, İsa, Musa aşkına; Nebi Davut hatrına.

Senin kıymetinin künhüne varamayanlar, gözlerini öfke ve nefret bürüyenler, nice peygamberlerle tezhiplenen kadim topraklarını yaşanması güç bir coğrafyaya çevirdi. Güzellemeler, destanlar yazılan toprakların kan ve barut kokuyor nice zamandan beri ve bahtına hep mersiyeler düşüyor.

Ey gönlümün hüzünlü çiçeği; intizarım sanadır, inkisarım kendime. Bir yakaza haldeyim, yüzüm yok, mahcup bir divaneyim kapında. Nasip olur mu vuslat bilemem ama karınca misali düşmüşüm yollarına. İbrahim’e ateşi güle çeviren, Musa’ya denizleri yol eden Rahman bu ‘bende’yi de kavuşturur elbet sana. Bir Nakba günü beyaz bir güvercin olup konmaktır dileğim Aksa’nın yorgun pervazlarına; Rachiel Kori olup dimdik meydan okumaktır zalimin tanklarına. Duamın sıcaklığı düşerken ruhuma, çırpınan bir kuş misali kalbim sığmaz kabına. Kelime kelime büyür ümidim ve ızdırabım, adın boğazımda düğümlenmiş bir hıçkırık olur Ey Kudüs! Sessiz bir çığlık olursun bağıramadığım, çöl ile denizin denksizliğidir bende adın, Fevzi El Cüneydi, İbrahim Ebu Süreyya, küskün bir Hanzala’dır. Sevr mağarasında Habib-i Kibriya’nın Ebu Bekir’e söylediğidir adın: “Lâ tahzen innallâhe meanâ!”. Tarih nice Firavun’ların, Nemrut’ların saltanatlarının yıkılışına şahittir, çağın firavunlarının da zelil oluşuna şahitlik edecektir biiznillah!

Bilenler bilir ki biz sılayı candan özge biliriz. Varsın birileri kara haritalar çizsin; hudutlar belirlesin. “Kudüs İslam’ındır! Ne paha ile almışsak o paha ile veririz.”

Ey Selam Şehri;

Peygamberlere, evliyalara mesken olmuş sokaklarında mazlumların ve müezzinlerin sesleri keder yüklüdür şimdilerde. Zulme ve ablukaya direnen evlatların bir Ömer, bir Selahaddin beklemekte. İbrahim edasıyla narı nura çeviren yetimlerin, gözlerini Aksa’ya açmanın bedelini canları ve kanlarıyla ödemekte.

Ey Mescid-i Aksa’nın, Ramallah’ın, El Halil’in yıldız yürekli çocukları, karlı ve puslu görünse de hava; sert ve hırçın esse de bad-ı saba bilin ki bulutların ardı muhakkak yıldızlara gider, her zemheri sonrası nevbahardır ve zor geçen kışların yazı bol bereket olur. Ebrehe’nin hezimetini düşünün, Bedir’i hatırlayın, Çanakkale’yi okuyun, sakın yılgınlığa kapılmayın. Yakup nasıl beklediyse Yusuf’u siz de öyle bekleyin, bir Eyyup sabrıyla, bir İsmail tavrıyla bekleyin. Bilin ki gidenler geri dönecek, sapan taşlı çocukların gözlerindeki öfke ebabil olup zalimlerin iktidarını yerle bir edecek. Bekleyin ve inanın! “Nasrun minallâhi ve fethun karîb”!

Ey sevdamın dar ağacı, ey kutlu belde;

Zeytindağı yokuşunda Meryemce yorulduğum,

Gazze sahilinde hunharca kıyıldığım,

Mavi Marmara’da Furkan olup vurulduğum,

Mecnun misali aşkıyla deli divane olduğum,

Bekle beni…

 

 

 

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

2 thoughts on “Ey Sevgili Kudüs, Ey Zehratü’l Medain / Sakine Güldaş

    Semiramis

    (3 Temmuz 2018 - 00:05)

    Yüreğinize sağlık… Öyle güzel yazmışsınız ki yeniden içimize kör ateş düştü sanki…kanayan yaramız yeniden acıdı ve Kudüs can Kudüs ah Kudüs dedirttiniz bizlere… Filistinin özgürlüğüne kavuşma temennisi ile teşekkür eder saygı ve sevgilerimi ifade etmek isterim…Esenlikler diliyorum.. Tekrar hoşgeldiniz Dergizan’a….😊

    atechcare

    (4 Temmuz 2018 - 04:27)

    Çok Güzel Bir Makale olmuş Teşekkürlerviagra cheap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir