Kaybolan Dalım  / Şerife Teber

 Bir hasret var içim de elimi uzadıkça uzaklaşan, düşlerimde sarılırken kaybolan, ağlarken gözyaşlarımı silen bir mendilim var rüzgarlarla arkadaş  olan. Dağların yamaçlarına sığınan güvercinim örter yüreğini sımsıkıca. Bir korku ürpertir bedenini kırık kanatlarıyla çırpınıp durur yerinde. Ağını ören örümceğim gel otur yani başıma yorulmuşsun besbelli. Ah benim çalışkan karıncam niçindir bu koşuşturman?

 Taze ekmek kokusu gelir uzaklardan annemin pişirdiği ekmek kokusu gibi.

 Rüzgarlar koşup sarılır bedenime, yüzüme vuran her esintisinde senin kokun var sanki. Nasıl anlatsam;  hani olur ya binlerce çiçeğin bir araya gelişi gibi öyle bir koku işte. Sonra anılarımız gelir aklıma hüzün kaplar geri kalan yıllarımı. Açılan rengarenk çiçeklerim soluverdi bahçemde, bu şehrin ışıkları karanlığa gömüldü sessizce. Kahkahalar çığlıklara dönüştü birer birer ve yokluğunda ağlarken serçem veda etti göklere. Her dem düşlerimin dizilen incisi, kâr kristalleri gibi parlardı gözbebeklerin.

 Sevmem artık sensiz havalanan balonları, uçan uçurtmaları, dalgalanan denizi…

 Bir cam çerçeveye sığdırdım bütün sevinçlerimi ve astım kireçli duvarıma.

 Valizlere doldurduğum hüzünlerimle ilerliyorum şu taşlı yollarda, kanlar akar parmak uçlarımdan.

 Bir romanın orta sayfalarındayım henüz ölmemiş bir kahramanı andırır gibi yürümekteyim biraz kırık ve dökük. Üzerimde yılların birikmiş tozları uçuşur. Hiç silinmeyecek yaralarımız gibi değil mi canım kardeşim?.

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir