Ağustosun Cır Cır Böcecikleri Susmak Bilmedi / Derya Titiz

 Eylül’ü severim, hem de bayılırım.. Hele o esintisi beraberliğinde salgıladığı koku, bir de yağmur yağıyorsa  mest eder, bitirir vallahi..

 Hele tek başına bir  kahvehane de, yapılan kahve keyfi terapi mübarek! 

Yine öyle bir saat  dilimi, bir yandan kahvemi içerken bir yandan da ötemi berimi gözlemliyorum..

Hah! En sevdiğim taktik işte..

Çevremin hayatlarına yalnız o anlık dahil olmak.. ‘buda  ne  ya’ der gibisiniz biliyorum 🙂 

Ama bunu yapıyorum, saygısızca dinlemiyorum sadece  kısa film gibi, orada bırakıp gidiyorum..

Herkesin elinde yine o akil telefonlardan, ölü balık gibi içine düşecekler. Sohbet yok, muhabbet ise zaten yok .. Ya alışveriş ediyor bu yeni tayfa, ya da öle telefona bakıyor.. Bu çok da ekstrem değil tabi, tamam tamam biliyorum, yalnız eziğin tekiyim işte :))

 Bi sağıma bi soluma bakıyor, sabır ekiyorum.. Konu, eski yeni sevgili, eş, çocuk, hayvan değil, sanırım şu yeşil yavşak para  kağıt olayı.

 Artık at yarışları izler gibi.. Ortalık yer, kocaman bir hipodrom sanırsın 🙂 Peki, o Amerikan işi vibratörden olmayanlara da ne oluyordu ki?!..  

 “uwuy, oych, oha lan  şelaleee”li girişkenlikleri ile pervasızca  bir coşku, “haydi oluum kop gel, ayrıl da  gel yavrum”lu konuşmalar ardından bir hiperaktivite titremeler modunda nahoş biraz gergin tatava..

Yok şu kadar oldu, yok bu kadar oldu.. Hayır yani bir şey olduğu da yok ..

 Masalardan birinden fısıltı yükselti, “eskilerde mark amca vardı delikanlıydı soytarı, efendi efendi takılır, ne alçalır ne yükselirdi, bu ne böyle oyuncak oldu!”

Bir fısıltı daha “her şey zamlı olacak pirinç, yumurta hele tuvalet kağıdı patlama yaratacak lan” dedi.

 Kafa sesim müdahale etti .. “deden de hela kağıdı mı kullanırdı, taharet musluğunu aç yıkan kurulan misler gibi hijyene hijyen hani. Ya da dön köyüne, kasabanda ek biç, tavuk horoz civciv yetiştir, yumurtaya saygı duy, böylelikle at elinden o aptal makineyi soluklan”..

 Takıntılar bak bunların hepsi, psikolojik diyeyim de, demedi denmesin..

Azıcık  sabır, akıl ve veya azıcık izan yeter aslında! Hadi bakalım selametle..

 

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir