Jane Casey – Acımasız / Gözde Karadağ

       Yine bir Jane Casey kitabının daha sonuna gelmiş bulunmaktayım. Araya giren onca hengâmeye rağmen hayranı olduğum yazarın bu eserini de merak ve sabırsızlıkla okuyup bitirdim…

Şunu da belirtmek isterim ki; Olimpos Yayınevine ait okuduğum  bilmem kaçıncı kitap ancak konu ve tarz seçimlerinin gerçekten muazzam olduğunu düşünüyorum… Yayınevine ait okumadığım, bilmediğim herhangi bir kitabı elime aldığım zaman ” Acaba bu kitabı da diğerleri gibi güzel midir?” diye düşünmüyorum.. Bu da yayınevinin okuyucuya verdiği güvenle alakalı bir durum olmalı..

Yazara gelecek olursak; Konuyu ele alma tarzını çok beğeniyorum. Neredeyse tüm Jane Casey yorumlarında belirttiğim gibi, polisiye okurken sonuna kadar zevk alabiliyorum. Bir kere olayları, karakterleri, mekânları çok gerçekçi betimliyor ve anlatıyor. Bu da bana kitabın içinde yaşıyormuşum hissi veriyor. Jane Casey’in kitaplarına o kadar tutkuyla bağlandım ki; kitabını ne zaman alsam heyecanlanıyorum sanki tanıdık bir dostla buluşuyormuşçasına.

Şundan eminim ki; bu yazar kaç tane kitap çıkarırsa çıkarsın, hepsini aynı tutkuyla okuyacağım…

O kadar seviyorum ki yazarı, içten içe bir bağ bile kurduk! Onu hiç görmedim, dokunmadım, sohbet etmedim ancak sanki onu hissedebiliyormuşum gibi tuhaf bir hisse kapılıyorum her seferinde… Ayrıca Jane Casey’im ressamları sıkı takip ettiğini de farkettim bu sayede! Cinayet alanındaki görüntüleri betimlerken görülen manzaranın, örneğin;

“Kan, beyin ve kemik parçacıkları, kafatasının tepesinden, sahte bir Jackson Pollock resmi gibi etrafa yayıldı” anlatımı, kitap yazma tutkusundan ziyade sanata da eğilimi olduğunu hissettirdi bana. Bu da benim hoşuma gitmedi desem yalan olur. Zira gözümde canlandırdığım sahnenin birer aynısıydı anlattığı tablo benim için…

Bununla birlikte bir durum daha dikkatimi çekti benim o da;

Jane Casey yüksek ihtimal romanlarına konu aldığı hikâyelerin öykülerini, yaşanmış, tuhaf ve medya tarafından çok lanse edilmemiş cinayetlerden esinlenmiş olabileceğini düşünüyorum.  Bu kitap üzerinden örnek verecek olursam, kitabın bir bölümünde Chayanne cinayetini soruşturan Godley ve Maeve ekibi buldukları deliller eşliğinde işlenen bu cinayeti Brandy ve Hindle vakasına benzettiklerinden bahsetmişlerdi. Bu durum da beni zihnen boş zamanlarımda netten araştırıp okuduğum tuhaf ölümler ve cinayetler konusuna tekrar yönlendirdi. Zira 5. Kurban adlı eserini okurken de konusu itibariyle daha evvel netten okuduğum Norveç’te yaşanan 50 yıllık gizemini koruyan tuhaf bir cinayeti aklıma getirmişti.

Jane Casey romanlarını okuyanlar bilir esasında, 5. Kurban eserinde, işkence görerek ve sonunda da yanarak can veren kadınları konu alıyordu. Norveç’te de 1970 yılının Kasım aydında ıssız Isdalen Vadisin’de yanmış bir ceset bulunmuştu. Kurban kadının giysilerindeki etiketler tanınmaması için kesilmiş ve eşyalarının da ipucu barındıracak herhangi bir ayrıntısı yok edilecek kadar zekice işlenmiş  bu gizemli cinayetin 5. Kurban adlı eserle birebir örtüştüğünü farkettim… Aslında bu durum yazarın ne kadar kıvrak bir zekâya sahip olduğunu gösteriyor. Duyduğu, gördüğü yahut yaşadığı herhangi bir olayı kurgulayıp roman haline getirmesi benim açımdan çok etkileyici…

Bu kitabın konusuna dönecek olursak; günümüzde yaşanan olayları bir nebze anlattığını söyleyebilirim. Bir katil, hüküm giymiş tüm pedofilleri işkence yaparak öldürüyor. Katil bu duruma adalet diyor, polislerse suç… Karışık olayların içinde bulunan Godley’in ekibi, işin içinden bir süre çıkamıyor. Ancak Maeve’nin müthiş hafızası ve detay yakalaması olayı tamamen çözmelerini sağlıyor… Hele bir sonu var ki, insanı çok feci tongaya düşürüyor! Hele o Rob’un yaptığı son hamle yok mu, resmen beni benden almıştı… Yazar bu eserinde de yalnızca polisiye konularını değil, aynı zamanda  aşk ve dram konularını da işliyor…

Bu kitap, tadına doyamayacağınız, sayfaların bir bir akıp gittiği, puntoların gözleri yormadığı eşşiz bir lezzet!… Şiddetle, gönül rahatlığıyla tüm polisiye severlere tavsiye edebilirim… Hâttâ polisiye kitap okumaktan hoşlanmayan okurların bile Jane Casey’in kalemine müptelâ olacağını düşünüyorum…

Yorumuma, kitaptan bir alıntıyla son vermek istiyorum;

Suç! İnsanlıkla yaşıt sayılan bu eylemin açılımı şöyledir:

Topluma zarar verdiği yada tehlikeli olduğu kanun koruyucu tarafından kabul edilen ve belirtilen eyleme suç denir.

Peki ya yaptığı eylemi kendi dünyalarında suç değilde insanlığa yardım olarak algılayan birileri varsa aramızda?

Olimpos Yayınları’na bu güzel eserler ile bizleri buluşturduğu için, Jane Casey’e de biz okurlara böyle eşşiz bir şölen sunduğu için teşekkürü bir borç bilirim…

Bir sonraki yorumlarımda görüşmek üzere…

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir