Senin Beni Sevdiğin Gibi Sevebilseydim Seni / Gürhan Gürses

Onu nasıl da sevdiğimi bir ben bilirim bir de rabbim bilir.

Saçının telinden ayağının ucuna kadar sevdim onu.

Temiz sevdim.

Sevdiğim gibi sevildim mi onu bilmiyorum.

Ona baktığım gibi o bana baktı mı, onu da bilmiyorum.

Onu özlediğim gibi o da beni özledi mi, sanmıyorum.

Her haliyle sevdim onu.

En illet halinden tutun da en net haline kadar…

Gök gürültüsünü, güneşini, yeşilini, mavisini…

Gülüşünü, yürüyüşünü, hıçkırığını, elbisesini…

“Senin gibisi yaşıyor mu hâlâ bu dünyada?” der gibisiniz.

Şaşırdığınızı görüyorum ve aklınızın böylesi bir sevmeyi almadığına şahit oluyorum.

Sizi bilmem ama ben gayet de aklı başında, mantıklı ve kalbi seviyorum onu. Sizin bu şekilde şaşırıyor olmanıza şaşıyorum. Aynı dünyada bu kadar uzak mıyız birbirimize? diye soruyorum.

Kimsenin sevmeye vakti yok.

Ya çalışıyordur deli gibi ya da uyuyordur hasta gibi…

Oysa benim aklımdan bir an için bile olsa onun çıkmışlığı yok.

Onunla daha çok sevmeye başladım yaratılan her şeyi.

Çiçekleri mesela…

Kuşları…

Şiiri…

Kitabı…

Ve en önemlisi de insanları…

Altı çizili satırlarım var, süslü kâğıtlara yazılmış dizelerim, tavsiye ettiğim kitaplarım var, izlemekten haz aldığım filmlerim ve yüreğime imza atmış şairlerim var. Bakın da görün ne kadar zengin olduğumu.

“Para eder mi tüm bunlar? O, bunların ne anlama geldiğini biliyor mu?  Senin bu zenginliğinin farkında mı?” diye soruyorsunuz.

Her ne olursa olsun, ben sevdim.

Hani şairin dediği gibi:

“İşim gücüm budur benim

Gökyüzünü boyarım her sabah.”

Benim de işim gücüm budur.

Sevgiliyi severim her an.

Aklıma takmam başka şeyi, kalbime koymam başka birini.

En sevdiğim çiçek odur, en sevdiğim mavi, en hoşlandığım vakit onun yanında olduğum vakittir. Daha sayayım mı? Islanmaktan en zevk aldığım yağmur onunla ıslandığım yağmurdur. En sevdiğim şehir onun yaşadığı şehirdir. Böyle işte, uzayıp gidiyor.

O sevdi mi seni peki, senin onu sevdiğin gibi. Sevsin ya da sevmesin bu konuda yorum yapacak durumda değilim, onun adına konuşacak bir yetkim de yok. Kalp onundur, onun sol yanındadır. O kalbin içinde ne kadar varım onu bilemem. Ama emin olduğum bir şey var onu söylemek istiyorum:

Bir gün kalkıp şunu diyecek ki yüzüme karşı:

Keşke ben de senin beni sevdiğin gibi sevebilseydim seni. Bu cümlenin şiiriyetini, ahengini, ritmini, güzelliğini ve olağanüstülüğünü hiçbir cümle veremez bana. Ve bana katacağı mutluluğu…

Çünkü ben onu değiştirmeden sevdim.

Kendime yontarak değil, kendisi gibi.

Şunu bunu yap diyerek hiç değil içimden geldiği gibi…

Olduğu gibi.

Tüm bunları yazarken karşımda fotoğrafı duruyordu.

Ona hitap ediyordum.

Duyar mıydı beni acaba?

Kim bilir…

 

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir