Doğru Bilinen Yanlışlar-1 / Ziya Doğan

Kimi kavramlar birbirlerine yakın anlam içerdiğinden, en yakın olduğu kavram ile sık sık karıştırılmaktadır. Nasip ve kısmet kavramlarında olduğu gibi, eleştiri ve tenkit kavramları da bu minvalde aynı kaderi yaşamaktadırlar. Oysa anlam bakımında aynı gibi görünseler de hem etimoloji hem de kavram bakımından tamamen birbirinden farklıdırlar.

Tenkit, kusurlu, eksik veya sakıncalı olan bir şeye müdahale edip, doğrusunun ve hatasız olanın ortaya çıkması yönünde bir düzeltme çabasıdır. Yani bostanı yabani otlardan ve ağacı da kurumuş dallarından arındırmaktır. Ne yazık ki bu tam manasıyla ifa edilmemekte ve sadece eksik ve yanlış noktalara odaklanmaktadır.

Eleştiri, bir diğer ifadeyle kritik etmek yani eleştirel sanattır. Kritik etmek, duygulardan uzak, mantığa yakınlıktır. Eleştirilen, eleştirinin tüm çıkarımlarını değerlendirip makul sonuçlar çıkarmaktır. Fakat eleştiri, kusur arama olmadığı gibi hakaret önermeleri de asla eleştirinin kapısından içeri girmez. Hakeza eleştiri, farklı olanı ötekileştirme, kendisi gibi düşünmeyenleri hakarete maruz bırakmak hiç değildir.

Eleştiri başka bir şeydir, tenkit bambaşka bir şeydir. Mesela tenkit alelade yapılabilir. Bir muhakeme veya bir düşünce geçmişi yoktur.  Oysa eleştiri, marifet ister. Çünkü fikir sancısının meyvesi ve düşünen beyinlerin ürünüdür.

Tenkit salgın bir hastalıktır. Hiçbir yararı olmamasına rağmen en basit savunma aracı olarak da kullanılır. Eleştiri ise tüm hastalıkları bertaraf eden antibiyotik hükmündedir. Belki acıdır, muhatabının ağız tadını bozar ama nihayetinde şifa kaynaklıdır.

Tenkit ego kokulu, dar çerçeveli ve cehalet eksenlidir çoğu zaman. Tenkit edene münekkit denir. Münekkit, kendi etrafında çizdiği çembere mutlak gerçek kabul ettiği doğrularını koyar ve çemberin dışında kalan her şeyi yanlış addeder. Yanlış olana müdahale etme gereksinimi duyar ve bu müdahalenin referans noktası çemberdeki ego merkezidir.  Egosu zarar görecekse eğer söylenecek yerde susar. Kendi çizdiği çembere fayda sağlayacaksa susulacak yerde de konuşur.

İşte eleştiri bu noktadan tenkitten ayrılır. Çünkü eleştiri, muhatap endekslidir. Muhatap kim olursa olsun eleştirmenin eleştirisinden nasiplenir. Eleştirenin amacı, eleştirdiğini daha iyiye ulaşmasıdır. Onun için kendi nefsini, başkalarının nefsine tercih eder. Kendisine belki zerre faydası yoktur ama eleştirmekten geri adım atmaz.  Bazen eleştirdiği için ötekileştirilir, hakarete, haksızlığa ve iftiraya uğrar ama geri vitese geçmez. İnandığı doğruyu ‘başkası ne der?’e feda etmez. Eleştiri yol gösterici, destek sağlayıcı, moral verici, yapıcı ve olumluluktur.

Bu yüzden tenkit; saldırgandır, kincidir ve her daim nefret kusar. Tenkit eden aşırı trans boyutunda olduğundan muhakeme yeteneği yoktur ve basiretsizdir, bilinçsizdir. Tenkit ettiklerine düşmandır.         Eleştiri ise diğerkâmlık, olgunluk, bilgelik ve sakinliktir. Tenkit, kısır döngü, engelleyici, moral bozucu, yıpratıcı ve olumsuzluktur.

Tenkit, zehirli yılandır hükmündedir. Münekkit, yılan zehrini akıtmakla kalmaz, kendindeki bu zehri muhatabından bilir ve onu yok etmeye çalışır.

Eleştiri, zehirli duygu ve düşüncelere, fikri panzehirler üretir. Bilginin yanında müsamaha ve sabır yeteneği de geliştirir.

Çözümü olmayan tenkit eder, çözümü olan ise eleştirir. Tenkit bütüne, eleştiri davranışa yapılır.

Eleştiri ve tenkiti kavramlarını karıştırmak, pratik hayatta bazı sorunları meydana getirir. Tenkit eden kimseye karşı gösterilen haklı tepki bazen en verimli eleştirileri tenkit algılamaya sebep olur. Ki bu hata,  eleştirinin getireceği müreffeh değişimin yerini tenkit korkusuyla totaliterliğe bırakır.

Eleştirmek esasında kabiliyet ve meziyet sahibi olmayı öngörür. Eleştirilmek ve eleştiriyi kabullenebilmek ise marifettin ve erdemliliğin belirtisidir.

Bilinen bir hakikat vardır ki, eleştiri kültürü olmayan bir toplumda insanlar konformist olarak yetişir. Bu yüzden farklı sesleri ve fikirleri bozuculuk olarak algılarlar.

Özetle konformist insan kümesine girmemek için değişim kaçınılmazdır. Değişim bilgiyle donatılmalı ve hakikate yelken açar. Yani sübjektiflikten arındırılıp objektifliğe ulaşmalıdır. Unutulmamalıdır ki, eleştiri, şahısları ve kurumları değil; davranışı veya işleyişi hedef alırsa tenkide bulaşmadan muradına erer.

 

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir