Sır – Osman Aysu / Gözde Karadağ

Bu yorumumda sizlere hem değerli yazarımız Osman Aysu’dan hem de kaleminden bahsedeceğim…

Osman Aysu yazarımızın ismini seneler önce duymuştum. Ancak kalemiyle tanışmak nasip olmamıştı. Şimdi onunla “Sır” adlı kitabı ile tanışmış oldum. Ve çokça beğendiğimi belirtmek istiyorum.

Polisiye-gerilim yazarı olduğunu bildiğimden aslında ne vakittir okumayı arzu ediyordum ancak kalemiyle tanışmak bu zamana nasipmiş. İyi ki okudum dediğim bir eser ve yazar oldu. Kitabın konusu çok ilginç, ne olacağı belli ama sanki öyle olmadığına ikna edip sonra da belli olan şeye geri dönmesi tek kelime ile muazzamdı. Ben şahsen bazı yerlerde ne olacağını tahmin etsem de yazar öyle olmadığını ispatlayıp sonra olayı, aslında tam da düşündüğüm noktaya getirmesi benim çok hoşuma gitti. Kelimelerle dans etmiş adeta.

Kitabın ana karakteri Murat adında bir adamdır. Olayların başlangıcı ise ailesini trafik kazasında kaybetmesiyle zuhur eder…
Teyzesinin yanında kalan küçük Murat, teyzesinin üvey kızına âşık olmasıyla evden kovulmuştur. Aradan yıllar geçtikten sonra kovulduğu köşkten bir telefon alır ve teyzesinin artık ölmek üzere olduğunu, acilen köşke gelmesi gerektiği belirtilir. Köşkün yarı mirasına sahip olmasına rağmen, her ne kadar oraya gitmesi güç olsa da, yine de insanlığına yenilir ve herşeye rağmen gider.

Ancak tüm olaylar Murat’ın köşke adım atmasıyla tuhaf bir hâl alır. Hem ilk aşkını göreceği için heyecanlıdır, hem de kovulduğu yere gitmek ona güç geliyordur. Nihayetinde hem teyzesini, hem ilk aşkını, hem aşkının ablasını, hem de kalfasını görmüştür. Ancak hafızasında canlandırdığı kişiler görünenden çok daha farklı şekle bürünmüşler, hem de zenginlikten fakirliğe düştükleri için ev halkını ve köşkü tanımakta epey zorlanmıştır. Aşık olduğu kadın hariç. O yıllar geçtikçe daha güzellemiş ve daha alımlı hale gelmiştir…

Murat geçmişine dair hezeyanlar yaşarken, zihninde tüm anıları ile boğuşurken bir de üstüne köşkün perili olduğunu öğrenir… Olayı çözmek için epey macera geçer başından.
Ben bu kitabı okuduğumu değil de daha çok izlediğimi hissettim. Osman Aysu’nun anlatımı, betimlemeleri muazzamdı. Sadece naçizane bir konuda eleştirim var, o da bazı bölümlerde anlatım tekrarı olması. Örneğim Murat’ın iş sahibi, zengin olduğunu bir kaç bölümde, bir kaç kez tekrarlaması gibi. Ama şöyle de bir avantajı var bu durumun, anlatılanların daha çok akıla girmesi ve unutmayı zorlaştırması.

Osman Aysu’nun çok kıvrak zekâlı bir yazar olduğunu düşünüyorum. Oldukça karmaşık bir olay örgüsünü hatasız yazmış olması büyük bir başarı benim nazarımda. Kitapta hiç bir konunun ucu açık kalmamış, tüm dallanıp budaklanan konuları birbirine ustalıkla bağlamış ve okurun aklında hiç bir soru işareti bırakmamış.

Kitabın teknik özelliklerine gelecek olursak; Kapağının gizemli bir tasarıma sahip olması epey göz doldurucu olmuş. Baskı gerçekten çok kaliteli. Kağıdı olsun, karton kapağı olsun kalitesinden ödün vermemiş. Puntoları da her insanın rahatlıkla okuyabileceği büyüklükteydi.
Kısacası bir bütün olarak bakıldığında kusursuz bir kitap diyebilirim.

Ephesus Yayınlarına ait okuduğum kaçıncı kitap olduğunu sayamadım ancak, şöyle bir durum var ki; o da yayınevinin bir tane bile işe yaramayan kitabı yok. İçeriği, konusu, tarzı ne olursa olsun, gözü kapalı alınabilecek ve asla pişmanlık yaşamayacağınız eserleri mevcut. Böyle kaliteli eserleri biz okurlarla buluşturduğu için yayınevine, böyle harika bir eser meydana getirip, biz okurları doyurduğu için değerli yazar Osman Aysu’ya çok teşekkür ederim.
Hem yazarımızın, hem de yayınevimizin başarılarının devamlılığını temenni ederim…

Yeni yorumlarımda görüşmek dileğiyle…

Selâm ve Saygılarımla.

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir