Doğru Bilenen Yanlışlar – 4 / Ziya Doğan

Günlük konuşmalarımızda ve zihin haritamızda sıklıkla iki kavramı karıştırıyor ve birbirlerinin yerine kullanıyoruz. Bu da doğru bilinen yanlışlara kapı aralıyor. Yazı dizimizin bu dördüncü bölümünde hırs ve azim kavramlarını ele alacağız.

Azim, sözlük anlamı itibariyle bir kimsenin bir işteki engelleri yenme isteği ve kararı demektir. Hırs, bir şeyi arzu etme, ona aşırı derecede tutkun olma, sonu gelmeyen istek ve aç gözlülüktür.

Ruhun isteme mekanizması olan ego, hep çoğunluğa tabi olmayı ve ne olursa olsun galip gelmeyi arzu eder. Aslında egonun istemesi gayet doğaldır. Mesele egonun isteme mekanizmasının kontrolü el tutmak ya da tutmamaktır.

Egonun kontrolüne azim; kontrolsüzlüğüne de hırs nedir.

Hırs duygusu pusulası bozuk gemiye benzer. Yolcusunun idrakini de istikametini de dumura uğratır. Hırs sonuca odaklandığında hiçbir başarı olmadığı gibi semeresi de hep hüsran olmuştur. Oysa azim sürece odaklandığı için başarı getirir. Hırs siyahlık, azim de beyazlıktır.

Azim, egoyu insanın hizmetkârını yaparken; hırs insanı egosunun esiri yapar.

Azim sürekli haz yani mutluluk iken; hırs anlık hazdır yani zevktir.

Azim, uzaktan bakıldığında sıradan ve yakında ise caziptir. Hırs ise uzaktan cazip, yakından iticidir.

Azim insanı insana örnek ve Yaratana kul yaparken; hırs, insanı insana köle yapar.

Dolayısıyla azimli insan, üretim odaklıyken; hırslı insan ise tüketim odaklıdır.

Azim, bedel ödemeden, emek sarf etmeden ve alın teri dökmeden hiçbir şeye sahip olmamaktır. Hırs, bedelden ve emekten kaçıp bir an evvel istenilen şeye sahip olmak için tüm yolları mubah görmektir.

Azim, bağımsızlık ve özgürlük; hırs, bağımlılık ve düşkünlüktür.

Azim, hayatın tüm safhalarında dengeli olmaktır. Hırs, zihnin ve bilincin kapalı olduğu aşırı trans boyutunda yaşamaktır, aşırılıktır.

Azim pratik ve sakinlik; hırs ise telaş, gerginlik ve kargaşadır.

Azim, insanların gönlüne ve zihinlerine yazıyı yazmaktır; hırs, yazıyı suya dökmektir.

Azim, duygulara hâkim, yapılan eylem ve söylemlerin kontrollü iken; hırs, kontrolsüzlüktür. Saldırgan, hırçın ve kırıcı kişiliktir.

Azim, söz ve davranışlarında sade ve dosdoğru olmaktır. Hırs; belirsiz, yanardöner ve karışıklıktır.

Hırs önyargıların ve kötü zanların kapısıdır. O kapıdan içeri giren selametle dışarıya çıkamaz. Ne olursa olsun bir şeye uzaktan bakıp karar vermemek gerekir. Zira orman da deniz de karanlıkta ve uzakta ürkütücüdür.  Ama her ikisi de ışıkta ve yakında huzur vericidir.

Azim, üretim odaklı olduğundan sebeplerle ilgilenir. Bundan dolayı üretim enerjisi yüksektir. Başarıya yatkındır.

Hırs, sonuçlarla ilgilenir. Bu duyguya sahip olanların ise tüketim enerjisi yüksektir.

Azimli insan sabırlıdır. Duygusal dayanıklı, sabrı nispetindedir. Toplamda kararlı olduğu için başarıya gidiyor.

Hırslı ise elde edemediği için çok acı çekiyor, utanır.  Çünkü utanmak mükemmeliyetçiliktir, aşırılıktır.

“Ben hata yapmam, nasıl hata yaptım!” diye sinirlenir. İntikam duygusu kabarır.

Unutulmamalıdır ki, utanma neredeyse böbürlenme de oradadır.

Hırs, rekabettir. Rekabet de insani vasıflardan biri olan ihlâsı yok ediyor.

Hırs husumeti; azim ise sevgi ve yardımlaşma doğurur.

Sonuç olarak, her insanın fıtratında şöhret düşkünlüğüne, makam sevgisine ve maddiyata meyli vardır. Çünkü herkes kendini diğer insanlara göstermek ve beğendirmek ister. Bu isteğe azim değil de hırs karışırsa felaketle sonuçlanır.

Zira hırslısının gözü karadır. Egosunun esir düşmüştür. Gaye ve hedefine ulaşmak, şöhret olmak, hasretini çektiği koltuğa oturmak/ o koltukta oturmaya devam etmek için her yolu dener. Hırs yaptığı için ahlâkî değerleri bir kenara bırakır.

Meleği şeytanlaştıran hırstan başka bir şey değildir. Dolayısıyla hırs, hakperestliğe ve hakikate perde olur, kapatır. Hakk’ın âli hatırını hırsına feda eder.

Rahman bizi şeytanlaşmış bedbahtların hastalığı olan hırstan uzak eylesin…

 

 

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir