Üflendi Sur / Filiz Dikici Beldüz

ne olur izin verme
kayıp gitmeme avuçlarından
tutunduğum dallarını kırma ne olur..

bak
bu akşam sana gelirken
ıslak kaldırımları mesken tutmuş
bir fahişenin daha indi yüzüne tokat
bakınca arabanın camından
kan sızıyordu
kırmızı rujlu dudağından
siyah maskarasında birikmiş göz yaşları
yine de
girecek celladının koynuna birazdan!

dur
biraz zaman ver bana
söz geleceğim kendime
ama önce kurtulayım
tecavüz edilip sokağa atılan
sarı tüylü kedinin şokundan..

biraz zaman geçsin ne olur
biliyorsun hüznüm çoğalıyor
kirlendikçe dünya
ama geleceğim kendime
boşanmak isteyen karısını vurmazsa
çocuğunun önünde bir baba!
söz..

dur gitme
dinle..
az evvel kurşun yedi bir çocuk
kendini bir düğünde sanırken!
uçup gitti düşleri
göğsünün ortasına açılan delikten
okursun yarın orta sayfa haberlerinden
tüm müdahalelere rağmen
kayıp gitti ellerimizden..

dur
bekle
şu kanlı eldivenleri çıkarayım önce
gidip kara haberi vermeliyim annesine
yüzüme maskemi takarak
/hiç bilmeyecek nasıl kanadığımı
her acıdan ne çok yandığımı/
gözlerine mıhlanmış gözyaşları
sessiz çığlıklarla içine dolarken..

bugünlerde dağıldım biraz
biliyorum
ama söyle
her gün üflenen bu sur
kimin kıyametinden!

 

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir