Muşum / Mustafa Yıldız

 

 

 

 

 

Tarihlerin eskitemediği
bir memleketsin
Sılanda umutlarım gurbette özlemlerim olursun
Kışın bir başka yazın bir başkasın
Her hevsim aşık olduğum MUŞUM’sun
Yeşile bürünmüş ovan vadin
Kaleden atılır topun ramazana olur şenliğin
Bir başka olur kurtiğin eteğinden senin seyrin
Yeşile aşık olmuş maviye sevdasın MUŞUM
Gurbetçilerin dönecek er geç bir gün sana
Sen bize tek sığınak sen sıla sen gurbet
Sana bu sevda varken
El memleketi bize cennet olsa ne fayda
Gurbet kaderin değildi ki MUŞUM
Yeşile bürünmüş ovan nam salmış koca ülkeme
Yurdun her yanında adın dolanır dilden dile
Havan suyun yeter hastalığa derde
Hiçbir tarih seni unutmaz nasıl unutulur MUŞUM
Bahar geldiğinde öten bülbüllerin
Yaz geldiğinde bağların
Son baharında aşıkların diyarı
Kış geldiğinde gökten şifa diye yağan karın
Senin her anın bize yaşamaktır MUŞUM
YILDIZIM işte kalem kaldı elimde
Gurbet yorgunuyum içimdeki hasretim ihtiyar
Uzak olsam yakın olsam
Ölü olsam diri olsam
Bu aşikar beden hep sana meyil yatar
Sen unutulmazsın ki unutulmaz MUŞUM

 

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir