Sevgi Toplumu / Ali Özkanlı

Makama geldim diye insanı kırma
Gönül kazan, öfkelenip haykırma.

Engin ol yürekteki aşkı bil
Tövbe ile günahını durma sil.

Sevgi toplumunda, insan insanın kurdu değil insan insanın cennetidir. Sevgi iksirinin cennet haline getirdiği yüreklerinde konaklarlar. Öyle bir yürek ki çarşılarında sevgi satılır, terazilerinde sevgi tartılır, ancak karşılığında para değil yine sevgi alınır. Sevgilerinin faturası yine sevgidir.

Sevgi toplumunda insanlar yeni tanıdıkları her insana, yeni nazil olmuş bir ayet gibi bakarlar. Sevgi toplumunun insanları, yüreğin ne yapacağını çok iyi bilirler. Sorunlarını sevgiyle çözmeye çalışırlar. Kendi aralarındaki kavgaları sevgiden, tokatları ise şefkattendir. Olağanüstü durumlarda sevgilerini tümden silmezler, parantez içine alırlar. Bu da üç günü geçmez, geçemez.

“İman etmedikçe Cennet’e giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız.” (Müslim, İman, 93, Tirmizî)

Sevmek özgür kılar, tutku tutuklar… Platonik aşklar genelde hayal gücüyle orantılı olarak büyürler. Bu tip sevgilerin çoğu hayalî sevgidir. Sevgi hayal olduğu sürece katlanılır. Fakat sevgi, insanlar arasında yaşanılan bir olgu haline gelince, aradığını bulmuş olmanın korkusuyla donar kalır. Çünkü gerçekte onun aradığı, sevginin kendisi değil, şöhretidir. Onu bir avuntu aracı olarak kullanmaktadır. Deniz kartpostallarında hayalî geziye çıkan adam gibi, sevgilinin kendisine değil fotoğrafına tutkundur.

Sevmek, fedakârlıktır; verdikçe, harcadıkça çoğalır. Bazı harcamaların sonu, tükeniş ve yoksulluk olabilir. Fakat sevginin bizzat kendisi, zenginliktir. Bu yüzden seven insan, iki dünyanın en zengin insanıdır. Çünkü gerçek zenginlik, vermektir; veren el olmaktır. Üreterek vermekten kazanılan ruh olgunluğu, başka hiçbir şeyden kazanılamaz.

Züleyha alıyordu. Onun sevgisi Yusuf’u (as) tüketiyordu. Yakup (as) veriyordu, üreticiydi onun sevgisi. Severek veriyordu. Gözlerini verdi, değerli bir varlığı olan gözlerini. Sevginin bedeli olmuştu bir çift göz. Onun karşılığında sevgi de kendi bedelini Yakup’a ödedi; gözün göremediğini gören bir burun vererek. Sevginin, sevip bedel ödeyene ödediği bir karşı bedeldi bu. Tüketici sevgiyle üretici sevgi arasında fark var. Birinde şehvet, diğerinde şefkat var.

Allah’a (cc) olan sevgisini, öz yavrusunu gözünü kırpmadan feda ederek ispatlayan İbrahim’e, sonunda sevgi aracı olan İsmail’in iade edildiği gibi, bedel olarak ödediği gözleri de sonunda kendisine iade edildi.

Sevgi; emek, ilgi, tanıma, sorumluluk ve saygı ister. İnsanın insana sunabileceği en ölümsüz hediye sevgidir. Bir asrı, Asr-ı Saadet eden işte budur. Onlar aşkı öyle bir yaşadılar ki; sonraki nesiller, onların bu sevgi stokunu yüzyıllarca, harcaya harcaya bitiremedi.

 

Eğitimci Şair Yazar

 

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir