Bir Niyazımın İzdüşümü / Gülüm Çamlısoy

En hazin meltemi taktım koluma,
Kırık bir busede takılı aklım öte yandan;
Yine de sırların gıyabında en demli mevki,
Varlığın teamülünde saklı tuttuğum.
Gözden ırak bir küme.

En aykırısından bir ıslık çalıyorum
Yüz görümü mutlak bir sevince sığmak adına
O gürültülü aksanıyla demir alırken
Sırlı bir geceye…

Farkındalık yaratan gördüğümden ziyade görmekten imtina ettiğim bir yanılgı belki de üstü kapalı kabahatlerin temkinli kaçışları yine itibarını zedelemesin diye insan denen canlı belgelerin ayaklı gazete mahiyetinde bir köşeden diğerine savurduğu iki yakası bir araya gelmek bilmeyen tefrikasına hapsettiği: Kâh bir selamı kâh hoşgörüyü ihlal etmekten de uzak düşmediği.

Sanrılar sancıya sebep ama sancı öldürmüyor. Ölümsüzlüğe paye veren yine bizlerin gizli saklı kaçışlarında bir adım atmaktansa bir avazda boyut değiştirmek ki tırnak arası bir yoksunlukmuşçasına hangi minvalse gölgeleri sermek başucumuza.

Adsız yakalar, isimsiz şehirler ve doyumsuzluğumuza şerh düştüğümüz onca münferit beyan. Aman ha, siz, siz olun da ihbar etmeyin gizem yüklü bir kancaymışçasına asıldığınızdan ziyade süründürüldüğünüz.

Kutsal bir emanet oysa varlığımız: Önce Yaradan’ın bize bahşettiği ve bizlerin O’na teslim olduğu hem de büyük bir aşk ile yoğrulurken ama her nasılsa yitip giden tüm olumlu iç dökümü yine insandan insana ulaşması iken temennimiz, yerin kulağı var misali.

Korktuğumuz ya da korkutulduğumuz: Ne tuhaf hep korkulara teslim olan benliğimizde aramak teselliyi ve korka korka sevdiğimiz, korka korka adımlarken girizgâhını bir yüreğin ve derken tırmalandığımız ya da tırmalamaktan geri duramayıp asılı kaldığımız bir pencereden içeri girmek adına ne kadar nida savursak da anlamsızlığın teğet geçtiği bir izleğe hapsolmak.

Günsüz seyirler mi? Asla ama gönülsüz bir sürgün de pek kabul edilesi değil yine de mecbur kılındığımız o tablonun başkahramanıyız üstelik inkârsız ama hayal kırıklığına da geçit veren bir tünel ve sarıp başa sarmalında ömrün yine de tüm tezat bileşkesini bir bir hiçe sayarken bir katre de yoksunluk duymaktan geri duramadığımız.

Tüm köprüleri yakmasak da ama içimizdeki o yangın velveleye verirken ortalığı ve hicap etmesek de aslımızdan geri dönüşü olmayan o yol nasıl da tahliye ediyor yalnızlık şarkısını. Ola ki varlığımız varlıksızlığın kıskacında hiç mi acımaz insanın içi bir dirhem söz bin kırgınlığa yol açar hatta meali iken yorgun bir terennümü kondurmak en sevdiğimiz surede yolumuz düşmüşken adalete.

Sahi sizin oralarda hiç mi batmaz güneş? Hemhal olmak nasıl ki yorgunluğun dinlendirici nüshası kim gocunur ki sevmekten, kim gocunur örselense bile yol vermeye razı olmadığı insanlığından ve paylaşmaya doyamazken iç sesini…

Sorular ki müebbedi tüm yanılsamaların ve cevaplar ki tahliye olduğumuz sarmalında gidip gelmelerin yaşıyoruz ve arşınlıyoruz yolları derviş misali yeter ki ödün vermekten geri duralım ve azıcık gayret edelim hani olur da bir niyazımın izdüşümü iken içimizde saklı tuttuğumuz şükür.

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir