Düşlerimin Arasında Kelebekler / Feyza Nur Dilekcan

Hayatta herkesin;
bir iyi bir kötü, bir pozitif bir negatif, bir öyle bir böyle, inişli çıkışlı dönemlerden geçtiği oluyor.

Üzülsek de zaman zaman, umutsuzluğumuzu kaybetsek de tam sabrım tükendi dediği yerde başlıyordu rüya.

Hayrolsun inşallah.

Her şey kötüye gidebilir.
Uykuların kaçabilir.
Önceden zevkle yaptığın şeyler bırak zevk almayı, işkence haline dönüşebilir.
Hata üstüne hata yapabilirsin
Göğsün daralır.. Nefesin kesilebilir.
Nefes almak için dışarıya çıkarsın,
aldığın nefes daha da acıtır canını..
Sonra mı?
Geceler kabusa dönüşür.

Ve öylece durup zamanın geçmesini beklersin.
‘Geçer gibi olur, geçmez’

Çocukken;
-üzerinizin oyundaki toptan çamur olmasına gülüp, ‘hehhee’ diye sevinebilecek kadar basit bir mutluluk,
bugün işe giderken yolda paçanıza ufak bir çamur sıçraması sinirinizi bozar olmuş..

Şimdilerde sokağa çıkıp mahalledeki apartmanların zillerine basıp kaçmak sizi aptal gösterir.
Oysa 90’larda nefesiniz tükenene kadar koşan,
her çocuğun küçükken yaptığı bir yaramazlık türü iken;
Şimdilerde yeni neslin bilmediği bir
‘EFSANE’.

Küçüklüğümü düşlüyorum ..
Bedenim küçüktü, yaşadığım şehir küçüktü, yaşım küçüktü ama hayallerim, düşlerim, umutlarım büyüktü ..
Kocamandı.

En saf duygularla kurduğum düşlerim..
-Kibrit kutularından otomobil yapmak..
-küçük tahta parçalarını trene benzetmek..
-Koltuk minderleri ile evin içine bir ev daha yapmak..
Zekamızın mimarlık bölümüne çok çalıştığı dönemler ..
-Taşlardan, çamurdan yemekler yapar ağzımızı şapırdata şapurdata ballandıra ballandıra yediğimiz en lezzetli yemeklerdi ..
-Bez bebeklere kağıttan elbiseler yapmak..
-Evdeki kilimi uçan halı olarak kullanmak..

Düşlerimin arasında uçuşan renkli renkli kelebekler, yerini büyüdükçe solan dumansı bir siyaha bırakıyordu;
Maviyi, Yeşili, Pembeyi..

DÜŞTÜ İŞTE DÜŞ(TÜ)

Su gibi aktı yıllarım.
Rüzgar gibi esti gençliğim.

Derin bir nefes alıp, arkama yaslandım.
Uzaklara daldı gözüm, geçmişe gitti ruhum, bir hayaldi sanki bir rüya..

Bugün;
-bir ressamın elindeki tuval kadar gökyüzüne hayran,
-bir annenin sımsıcak kucağına muhtaç şefkati gibi düşlerim var benim.

Ömür dediğin kelebek misali;
Bir varsın bir yoksun .

Kanatlan Durma!

(Gargamel) şirinlerin korkulu rüyası
(Kabasakal) temel reisin düşmanı
(Tom) tüm ömrü jerry’i kovalamakla geçen kötümser
(Sylvester) bir kedi gördüm sanki tek derdi tweety’i yemek olan pusuda bekleyen karakter

Bu çizgi-film kahramanları gibi iyimser yaklaşıp seni de kandırdılar mı?

Kolunu kanadını kırdılar mı?

İçine kapan diye söylemedim.
Suratını düşür diye demedim.

Hayat her zaman mükemmel değildir.
Her zaman sorunlar çıkma olasılığı vardır.
Bu Sorunlar ise Hayatın sonu değildir.
Yeni ve Farklı bir Hayatın Başlangıcıdır.

Kıpırdan şimdi hareket zamanı.
Tülden ipeksi kanatları onarma vakti.
Özgürce uçmak , hedeflere ulaşmak,
mutlu olmak, hayallere koşmak için kocaman aç kollarını.
Bir defa, bir kez, bir sefer kısa da olsa dene!

Çiçek Çiçek Dolaşan ..
Rüya gibi ..

Umutlarımın, Hayallerimin

DÜŞLERİMİN ARASINDA KELEBEKLER

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir