Gözyaşı Serenadı / Mustafa Işık

“Ey kırk yıla boylu boyunca serpilen yüzümdeki kaçak tebessüm. Bil ki, dudağına yakışan bozkırın suskun sus’uydu.”

“Bırak da mutluluğun gözyaşlarıyla ıslansın yeryüzü”

“Bunları benim için toplar mısın?”

“Avuçlarıma toplamaya çalışırım elbette ama biliyorum ki o yaşlar avucuma sığmayacak şelale. Bırakayım da gönlümü mü ıslatsın.”

“Ben, masalındaki şehzade olabilirim. Kirpiklerim döküldü, zülüf zülüf saçlarım artık rüzgâra eğilen ekin başağı değil. Yastığım ağlamaktan bir ırmak telaşı. Masalsa bu, kim beni vazgeçirebilir ki umuttan.”

“Neden, peri padişahının oğlu değil de şehzade oldun bu masala.”

“Çünkü sözlerimiz uyku ile uyanıklık arası bir yerde asılıdır. Dünya bir savaş arenası ve ben, elimde yalın kılıçla gün batımı ayazlarını geceye taşırım.”

“Gün doğmadan nasıl batar ki…”

“Gediğim ülkemde hazanı yakıştırırlar kadına. Bahar unutmuşluğudur sevdamızın.  Ama bil ki ne olursa olsun seni baharıma kardelen seçtim. Ne olur sen haber ver, baharın geldiğini.”

“Beni alıştırma gözlerinin boşluğuna.”

“Alıştın bir kere, vazgeçemezsin. Bak, mesela şuan gökyüzü seyrinden dönüyorum. Bil ki gözlerimi sebepsiz uzayan saçlarına astığımdan beridir sus denizlerin kıyısından ayrılamıyorum.”

“O zaman, selam sal yıldızların en uzağa gidenine. Bir yol düşü bizi de alsın koynuna.”

“Bazı insanların güzelliği öyle gizli ki hiç kimse göremez onları. Yüce Yaradan onları en müstesna hal ile yaratmıştır.”

“Ama insanlar, sirete bakmayı bırakıp suretle meşgul olduklarından bundan haberdar değillerdir. Bakmak gözle olsa da görmek yürekle olur.”

“Biliyor musun, her insanın dinlemeye değer bir hikayesinin olduğunu… delilerin bile.

“Kendimi bu asra ait hissetmiyorum ki ben. Dünyanın hengâmesi yüreğimi acıtıyor..”

“İnsanlar niye böyle… Onca peygamber, yol gösterici, rehber gelip geçti oysa. Ah, kim azat edecek bunca yüreği dünya tutsaklığından.”

“Belki de aynada görünenle yetindiler, duvardakini görmeye gayret etmediler ki.”

“Hâlbuki ayna yansıttığı kadarını gösterirdi. Duvardakini görmeye gözden fazlası gerekti.”

“Yerle göğü iki göz mesafesine sığdıran Allah’ın şanı ne yücedir.”

“Bizler gönüller arasına köprüler kurmayı başaramadık. Giderek duvarlarımızı yükseltme telaşına düştük. Bundandır bunca yabaniliğimiz.”

“Aslında, dünya bir gün ve biz de şuan o günün akşam vaktini yaşıyoruz.”

“Vakit akşam; bedenler yoruldu, takat kesildi. Güzelliğini yitirdi gün, grileşmeye başladı.”

“Yeni bir tufan da kopmayacağına göre anca kıyamet paklar bu kiri. “

“Cehenneme de ateşsizdir, ateşimizle bekler bizi”

“Habil ile Kabil ilk insanın ilk çocukları ve avuç içlerimize çizilen onların kaderidir.”

“Kaderimize sığınmanın vakti gelmiş demektir.”

“Elveda, hayat.”

 

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir