Dostun Elindeki Hain Hançer / Ramazan Seydaoğlu

Kendimi çiğniyorum ayaklarımın altında. Başka kime gücüm yeter ki…

Dünyayı dize getirebilen biri olarak en yakınındaki insana sözünü geçiremeyen aciz biri olarak, dostun, “dost” diye ünlendiklerimin ihanetleri karşısında ne yapabilirim ki gayri. Kendimi çiğnemekten başka. Anladım ki, boş yere gerinmenin faydası yokmuş. Kendimi kandırmanın da.

Ancak kendimi çiğneyebilirim.

Elimde roketler, füzeler, uzay üsleri, denizaltılar, savaş gemileri, balistik füzeler, güdümlü füzeler… neler neler olsa da neye yarar ki bu… En dostuma dahi yetmeyince gücüm, kendi kendimi ayaklar altına almaktan başka ne yapabilirim ki…

O kadar çok seviliyorum ki, meğer dost bildiğim herkesin cebinde hazır bileylenmiş hançerleri varmış. Ciğerlerime saplamak üzere hazırladıkları hançerleri. Ucunda panzehiri olmayan efsunlu hançerlerini kimi cebinde taşır, kimisi de kirpiklerine saklayıp hazır bekliyorlar. İlk fırsatta o ölümcül darbeyi indirmek üzere hazır bekliyorlarmış.

Ya, ben hak ettim ama bunu. Dostumla düşmanımı ayırt edemedim ya. Kendimi herkese bu kadar yakın buldum ya. Yapılan onca uyarıya, onca engellemelere rağmen, benden olmayan, bana bir faydası olmayacak kişilerle dostane(!) ilişkiler kurdum ya! Ellerimi her yüze gülene uzattım ya! Bugün ellerimin boş dönmesi veya hançerlerinin yüreğime inmesini fazla yadırgamam lazım. Eee, bu kadar olur işte. Dostlarının uyarısını hafife alıp yeni dostlar peşinde koşmanın ceremesi bu.

Ben bunu ha kettim artık..

Kendimi öz ayaklarımın altında çiğneyip posamı nankörler ülkesinde yele savuracağım.

 

Bu gönderiyi paylaşın:

Yazar: ramazan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir