Soğuk Haziran / Ayşe Arslan

Bir buğday başağı dikilir karşıma Altın sarısı edasıyla sabah erkenden Sabah ezanı vurur rüzgar esintisiyle Kalk diye penceremin camına Hep yorulmuş nasırlıydı annelerin eli Oysa benim annem pamuk elleriyle Dokunurdu yanaklarıma Sıcacık değerdi dudakları alnıma Ve kalkardık güne bir umutla Ömürden bir gün daha eksiltmek için Sevinçle sevincimizi çoğaltmak için Rüzgâr eserdi buğday tarlalarına Asil […]

Ocak Serzenişi / BukreNur Yılmaz

Adıyla müsemma bir ay doğuyor göğsünde zamanın Hani geçen yıl bu aralar olduğu gibi Ateşi endişe tüten bir ocak başı düşerken payımıza Yaşamak diyorum ateşten bir gömlek şimdilerde Yaş almak ince bir sızı gölgesinde vaktin Gözyaşlarıyla karışık mevsimiyle barışık bulutlarda üzgün bu gidişe Her insanın yarasına iyi gelen türküler söylenmiyor nicedir Günlerin omzunda yüklenmişken ağır […]

Rüzgar  / Gülüm Çamlısoy

Çelişkilerimle rükûa vardığım özneme dair bir özlem benimki ve kopamadığım iç savaşlarım hele ki lenduha gezegende sözcüklerden firar etmeyi yeni yeni söktüğüm. Yamaların arasında benekler saklı ve serpintisi hüznün, telaşlı bir fani olmaya sebebiyet veriyor. Aklımın ucunda takılı iplerle zıplayıp duruyorum ve başım göğe erecekmişçesine sevmeyi ve yazmayı içselleştiriyorum ne de olsa çakramda saklı o […]

Yaralar ve Yaraya Deva Olanlar / H. Kübra Aydın

Kıymet verdiğim, yaralara deva Hocam der ki: “Her yara, sahibine özeldir ve yaralarıyla güçlenir insan. Ve insan en çok da yaraları sebebiyle sevilesidir.”Çok acıyor dediniz mi hiç? İşte burası, tam da burası, dokunduğun yer işte, evet orası çok acıyor… Bunu diyebilmek için dokunulması lazım yaranın tam üstüne ama acıtmadan… Kanatmak için değil sarmak için… Bir […]

Yolculuk Nereye? / Hayriye Toç

Son yıllarda çokça telaffuz ettiğimiz, her yerde sürekli duyduğumuz iki kelime Değişim&Dönüşüm. Uzunca zaman Kişisel Gelişmeye yönelen insanlık, gelişirken kaçırdıklarının farkına vararak değişmenin ve dönüşmenin peşine, Öz’üne dönmenin telaşına düştü. Çünkü insan maddenin ona huzur, mutluluk, keyif, haz gibi duyguları vermediğini, dört bir yanı maddesel olarak dolu olsa, bilgisi, mevkisi, itibarı olsa da bir şeylerin […]

Martı Hıçkırığı / M. Faruk Habiboğlu

Martıların hıçkırışını duydum Martılar hıçkırır mı Hıçkırırmış meğer… Üstelik ağlıyor martılar! İçimiz kan ağlıyor sevgilim. Yaklaştıkça uzaklaşmakmış akıbet. Kuytulara, dehlizlere dûçar kalbimiz. Keder yüklenenlerdeniz… Bizimkisi Eyyubi bir yakarış: ” Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen merhametlilerin en merhametlisisin. “ Bu gönderiyi paylaşın:

Su Örtülüyüm / Hanife Bayazıt

Öfkeyi haykırmak ile başlar yara sarma zamanı Doğum ile ölüm arasında gereksiz geçirdiğim uyuya kalma zamanlarım beyhude. Ben su örtülüyüm Mizaç düşüncelerimi derecelere ayırdım, Sınıflandırdım İnsanları artik. Derece itibari ile noktalarla süsledim! Sen Dilimden anlıyor musun hala? Doğrularımı yazmaktan bileğim nasırlaşmış´tı bi çare kazıyarak yok ettim delili. İhtiraslı kelimelere dayandırmak isterken görüşlerimi, Dün oturduğum yerde […]

Bazen / Vildan Çalışkan

Bazen okuyamayacağın şiirler çıkar karşına Bazen çözemezsin şifreyi Bazen bozamazsın sihri Hiç açılmamış kitaptır Tozlu raflarda uzanan Bazen yüzlerce hece olsan satırlar arasında Bazen noktayı koysan da cümleler sonuna Bazen kaçsan da kalemin azabından Hiç okunmamış kitaptır Gizli raflarda kaybolan Bazen acısa da sayfaların teni Bazen haykırsa da sabah güneşi Bazen olmasa da gün neşesi […]

Kumkumav Kuşu / M. Faruk Habiboğlu

Gelmedin be Gelseydin nasıl direnirdik hayata Heder olan zamanlara Şu geçmeyen hazanlara Ne bedeller ödedim Çok güzel severdim seni Yoluna gül değil Gönül döşedim Gelmedin Kukumav kuşu telaşı ile bekledim Yılları yıllara Umutları umutlara ekledim Kalbimin en kuytu yerinde En derinde Bir çocuk her gün ağlıyor Kaç bin kitabın satırlarında Bir neden bulamadım Kaç sinema […]

Yarım Kalan / Sedef Baştürk

Bugün Perşembe ayrıldığımız gün Saat yine aynı, saniye üzgün Akrep perişan, yelkovan küskün Sen gittin ve ben her gün Saatle konuşuyorum Zamanı çağırıyorum İstiyorum ki yine sesler gelsin kulağıma Yine gülücük olsun dudağımda Ama olmuyor Boyutlu zaman gelmiyor Saatler geçmiyor Küskünüz, yelkovan dönmüyor Akrep takılmış Saniye desen çıldırmış Bense yarım kalmış…     Bu gönderiyi […]

“Doğu Türkistan” / Kadriye Kader Çakır

Diyorum ki Türkiye’m, vicdanını durdurma, Şahlansın yiğit yanın, ezilenler yurdunda El sürülen bacılar, kan giysili bebekler Türkistan’da zulüm var, kardeşlik bizi bekler Diyorum ki Türkiye’m, zalim gelmeli dize Ya çözsün baştakiler, ya yol versinler bize Nur yüzlü büyüklerim, sürüklenir yerlerde Koşup varsa Mehmedim, Çin arar, ölüm nerde Soruyorum Türkiye’m, hesabın kitabin ne Türk ‘lükse Türk, […]

Bu Ölüm Değil, Düğündür Ey Can!.. / Osman Avanoğlu

Ölüm dediğin nedir ey can? Bu düğündür düğün!.. Aşığın maşuğuna kavuşması ölüm mü olur? Bu dünyayı içinde öldürene ölüm mü var? Hazreti Mevlâna; göklerin ve yerin nurunu, nurun içinde nuru gören, hasretinden zemheride cayır cayır yanan, sahra sıcağında tir tir titreyendir. Aşk ve manayı kana kana içen Hazreti Pir Sır`rına erdi, Aşk`ına kavuştu. Bu ölüm […]

Faili Mechul / Niyazi Karabulut

Kim attı, Hüsnü hattı aharlı kâğıtlardan Kalbimize Ah! Bad-ı Saba, Öp beni kucakla, serin. Serin üstüme maverayı Her sabah. Arz u Sema kadar sevda yürekten taşsın. Taşsın eğer taşıyorsan Sevdasız beden. Bütün hançerlerin kını ben Dost elinden Eyvah! Kendimize etmez miyiz, bir gülü tutsak. Tutsak bir gülü elimizde, olmaz iflah. Gül ile, yıkar mısın kendini? […]

Hiç / Songül Özel

Hadi bir şiir söyle azizim Koyu kopkoyu hüzün olsun içinde Demle yalnızlığını kalabalıklar içinde Dökmeye geldim çay misali kendimi Doldur bir daha vefasızlık suyundan Dem dolu çaresizliğime Dem dolu yalnızlığıma Şekersiz içerim bilirsin çayı Ciğerlerimde yudum yudum esaret Gözlerimde nağme nağme figan Hangi his anlatabilir ki bilmem Insandan insana Kara poyrazlarla dolu zindan yurdunu Hangi […]

Kor Ateş / Ayşe Arslan

Bir acı düşer bir eve Yalnızlık kaplar gece gibi çehreleri Bu kadar soğuk muydu ölümün yüzü Nice analar kalır geride Nice anılarla nice acılarla Bıraksalar verirlerdi elbet Ömürlerinden geri kalanları Mümkün olsaydı ah mümkün Ama bırakmadılar bırakmadılar Tutmak istiyorum her yangında Çehreleri yıkılan babaların yüreğinden Evladının bir gidişine bin ölen Bin ah ile kor ateşe […]

İnsan Mevsime Saklı / Şevket Sulhan

Kasımpatı gibi zamanı anmaya gelir insan Perdelerini gördüm yeryüzünde gökyüzünün Yelkovanda ömrün sancısı Vakit dar Ömür kısa Huylanmış fidan İhtiyarlık çaresizliğim Geriye sarmaz zaman Yenilgiler tükenmişlik ifadesi İnsansız insana hasrettir kalabalıkların sesi Yurdu olmayan yel Geç mi döndün değirmen İnsan su Ne yapsa Çamurdan heybe Havadır can nefesi Yedi dağa bir bağa Yer arar durur […]

Könlüm / Fərqanə Yusifqızı

Həsrətinə dayanmağa, Başı qarlı dağdı könlüm. Taqəti yox ovunmağa, Viran olan bağdı könlüm. Ahım çatar göy üzünə, Tanrı inanmaz sözümə, Düşüb qalım izlərinə, Bir səs,bir sorağdı,könlüm. Yandı bağrım,yaman dolub, Göz yaşlarım leysan olub, Arzularım vaxtsız solub, Bu necə bir çağdi könlüm. Çatladı səbrimin daşı, Yüzdür həsrətimin yaşı, Kimlə olum dərd yoldaşı? Ömrümə yarağdı könlüm. Qəm […]

Yarası Yâr Olanın Yâr Sarar Yâresini / Ayşe Rahşan Gürel

Hepimizin, hayat şartlarının ve bünyemizin kendini çevreye karşı koruma güdüsünün yapılandırdığı bir iletişim dili vardır. Bilince çıkmamış en yitik en yenik yanımızdan beslenen bir dil… Onu bir ‘tampon’a benzetebiliriz; derin yaralarımıza koyduğumuz… Her zaman birileri; tamponu gördüğünde, muhatabına iyilik yaptığını düşünerek çekip almak ister vücudundan. Bu bez parçasının ne işi vardır ki orda?!.. Bağırır muhatap: […]