Dağ Çiçekten Şikayetçi Olur mu? / Gürhan Gürses

Temmuzun asfalt eriten sıcaklığı gece yarılarını da buluyordu. Bir de buna yârin uzaklığı ve soğukluğunu eklerseniz halimin pek de iyi olmadığını göreceksiniz. Uyku tutmuyor bahane olarak sıcaklığı söylüyorum ama özde ise yârden ayrı kalışım var. Her dem taze yaram… İyileşmek isteyen kim? Oysa ben onu güneşim bilirdim. Sıcaklığını nimet kabul ederdim. Şimdi ne kadar da […]

Başka Pencereden / Fuat Oskay

Bizden sonra binlerce yıl daha sürebilir diye hayatı kıskanıyor muyuz?  Evet , basbayağı kıskanıyoruz.  Hem bu kıskançlık o kadar ki, bir mızrak darbesiyle vurup  iki kürek kemiği arasından hayatı öldürmeyi bile içimizden geçirmiyor değiliz. Bütün mavilikleri ve simsiyahlıklarıyla hayatı sevdiren, güzelleştiren ve gizemli kılan yine hayatın kendisi galiba.  Günler süren kar, fırtına, sel ve yağmurun […]

Ölüm, Dosdoğru Vaattir / Mustafa Işık

– belki de bu…   Gözleri serin toprak gibiydi, nefesi çöl çorağı.. durduk yere birikiyordu yorgunluğu, sırtında kat be kat apartman boyuydu hayatın hengâmesi.  Ama dilinde eksilmezdi, her sabah ‘belki de bu…’ deyişi. Bu sabah da yine mutlu günleri hayal eden mahzun bir hâl içindeyken etrafındaki kalabalık giderek artıyordu. Caddenin başındaydı, upuzun bir cadde… Meçhule […]

Dedim ya işte onlar “düşler ülkesinde” imiş / Prof. Dr. Hamdi Temel

Zamanın birinde ve uzak bir diyarda bir ülke varmış ve orada insanlar çok mutlu bir şekilde hayatlarını devam ettiriyorlarmış. Herkes birbirine çok saygılıymış, kırmadan fikirlerini söylermiş, hür ve adaletli bir şekilde hayatlarına devam edermiş. Haram diye bir kavram yokmuş onlarda, çünkü helal dairesi keyfe kâfi imiş. Kimse kimsenin sözünü kesmez, herkes birbirini sonuna kadar dinler, […]

Sus Yüreğim / Elif Ekşi Zorer

Bir fısıltının ardına gizlenmiş gönül dolusu cümleler biriktiriyorum hayata. Fosilleşmiş kalplerin sedasına kapalı  bir mahzende kilitliyim; sağırım naylonlaşan her söze. Görmüyorum içinde iyilikle beslenmemiş hiç bir tebessümü. Dilsizim ,sudan çıkmış balık misali kelimelerle kurulu tüm satırlara. Bir güvercin kanadından kopmuş huzurdu bende ki. Pamuk ipliğine bağlı nefesler öğütürken yüreğimden, sükûtuma yeni bir sükunet daha ekliyorum […]

Zamanı Tek Boyuta İndirgemek; Anı Yaşamak / Ömer Hattab Saitoğlu

Soruyorum, zaman olayını çözebildiğimizi bir hayal etsenize, ne güzel olurdu değil mi? Düşünsenize zamanlar arasında, sınırsız bir yolculuğa çıktığımızı. . .  Elbette muazzam olurdu ve bir o kadar da farklı bir deneyim. Hayali bile baş döndürücü,  inanılmaz bir duygu ve tabi akılüstü. Gözlerinizi kapatın, her şeyi sallayın ve sonra zaman alıp götürsün sizi, saatlerin bittiği […]

 Aklımın Kaplıcalarında Ilıman İklimler Saklı / Gülüm Çalımsoy

  Mutsuzluğun imgelem gücüne esirim belli ki şahidi olduğum haziran kışından yana muzdarip olduğum soğuk iklimlerin veryansınıdır  yine içimin titrek izleğinde ben bir düş vazifesi yapıyorsam gerçeklerin miadı hani olur da dolar; hani olur da dolduruşa gelir gökyüzü bir netice mi bir sebep mi olduğuna sadece Yaratıcı iken karar veren. Karar mekanizmalarında seğirten güçler var: […]

Aşkın Ulviyeti Hakkında Söylenmece / Gürhan Gürses

  Şimdi sen bana bakarsın bir buzdağını eritirsin, bir ormanı yakarsın ve  bir okyanusu kurutursun . Yani demek istediğim şu ki benim güzel sevdiceğim; Sen bana bakınca Yağmur ormanıyken Afrika olurum. Cana kıymak nedir bilmezsin eminim ama farkında olmadan faili meçhulü olursun kalbimin. Bir yan bakışın dahi etimi sigarayla nokta nokta yakıp dağ etmek gibi […]

İstanbul’um / Elif Ekşi Zorer

  Sen hiç yüreğinden hisleri damlayan bir gönüle, sevda dokudun mu ilmek ilmek.. Bir şehre dokundun mu avuç dolusu..kalbinin gökyüzünü çizdin mi mavilerin her tonuna.. çiseli yağmur tanelerinden en dokunaklı şiirini yazdın mı bir şehrin kulağına..her semtinden ayrı bir his mayalayıp da gönlüne,sevda dedin mi adına ; yüreğine huzuru cila süren o dokunuşa  “istanbul” diye… […]

حب… Aşk / Pınar Önalan

Aşk odu evvel düşer maşuka, andan aşıka Şem’i gör kim, yanmadan yandırmadı pervaneyi FUZULİ…   Kelam efsundur, kalp taşıyıcısıdır. Kelimelerin kalbi vardır, canlıdır. Kelam ruhtan kopup ruha ulaşandır. Candır, aşkdır. Kelam suz-i dilara’dır. Söz bu kadar ehemmiyet taşımasa elest bezminde evvel kelam söylenir miydi hiç. Kelimeler bir taşın bağrını delecek ruh-i mücerreddir. İki insanın gönlünü […]

Halep ve Çocuk / Mustafa Işık

-sizinle cennete gelemem bayım.. Gecenin bir yerinde dile gelen feryattı, dünyayı çatısı yıldız akan vadiye döndüren. Harabeden bir şehri haritanın bağrında silip atmaya yeminliydiler, zamane Ebreheler. Dağları aşıp gelen nazlı sevgiliyi sıkıca bağrına basmak gibiydi hasretliğin adı. Bu yüreğin en asil misafiriydin hey gidi, haydi destursuz içeri gir, yüreğim dört duvar. Ama bil ki cümle […]

Ben Niye Böyleyim? / Ramazan Seydaoğlu

Bilmem ben niye böyleyim? Olmayacak dualara amin diyorum ya! Pilot olmak istiyorum sanki.. Yok yok astronot… Senden istediğim felek, yüzüme gülerken arkamdan mezarımı kazmayan bir yüz.. “Dostum” derken gerçekten dost olmayı başaran bir insan. “Aşkım” derken aşkın erdemini kavrayabilen bir sevgili. Bilmem ben niye böyleyim? Her yüze güleni dost sandım. Herkesi kendime can ciğer arkadaş… […]

Umuda Bir Yolculuktur “Mayıs” / Elif Ekşi Zorer

Kalbin de baharı olurmuş, mevsimini değişirmiş gönül. Geçmez sandığın kışları bitermiş meğer!! Meğer bir gün benim için de doğarmış güneş, gözlerime yaz sürermiş; ıslak kirpiklerimi kuruturcasına başımda esen fırtınalarını sustururcasına… Yüreğimin; dönmez sandığı göçmen kuşları, geri gelirmiş; kanatlarına sakladıkları mutluluklarla. Cemrelerini bile hissetmediği bir baharın, yazına yazı olurmuş ümitlerim… Ümit ya; ne uzun, ne derin […]

Ne Çabuk Geçti Bahar! / Sevgi Ataş

Dünya bana sâki. İçip içip sakil kafamla yaşıyorum işte boş vererek! Hayat böyle güzel!.. Hayat bana güzel. Haykırsam dağları yerinden oynatırım. Bir radikal kararımla her şey emrime âmâde! Dünyanın neşesi, hazzı, sefası, enerjisi ve renkleri öyle cezbedici ki!  Altın kâseye konup tadına bakmam için sunulmuş bal gibi. ‘Bal tutan parmağını yalar’  parmağımı yalıyorum dünya bal […]

Rüyanın Rengi / Muhittin Ece

 Uyan Ey Firari! Uyan artık uykudan! Uykulardan… Uyuklamadan… Daha ne zamana kadar kaçıp uykulara sığınacaksın? Bu kaçışın kimden?  Benden mi; yoksa iki büklümlük anne karnını-cennetini- terk-i hâl ederken gördüğün senden mi?  Sizden mi?   Heidegger dünyaya gelmeyi “Varlık sahasına fırlatılmışlık” olarak tanımlar.  Varlık esasen ayrılıktır. Sevgiliden…  Hakikatten… Şekli ve rengi ne olursa olsun ayrılık; tekrar kavuşma ümidiyle, birleşme namına  en […]

Hayaller Hayatlar Çelişkisi / Elif Ekşi Zorer

Küçüklüğümüzde sorulan “büyüyünce ne olacaksın?” sorusuyla öğrendik ilk kez umud edebilmeyi.   Belki hâyâl edebilmeyi.. Bizdeki ileriye yönelik plânlar kurabilme tekniği,  annemizin kışa hazırlık turşu kavonazlarına nispet yapar gibiydi. Doktor olacağım diyenler problemler çözedursun, mimar olacağım diyenler taslaklar çizedursun, pskolog olacağım diyenler okuyadursun, yazadursun, konuşadursun. . . Biz insan olabilmenin vasıflarını toplayalım çocuk kalbimizin yemyeşil bahçelerinden.. […]

Sevgili Babam / Aynur Dönmez

Beni ilk kıskanan, benim ilk kıskandığım adam. Gözünde hiç büyüyemediğim, gözümde hep büyük kahraman. Narinliğimi, nihanlığımı bana bakışlarınla öğretenim. Gücümüz, sevgimiz, dayanağımız… Şehrimizin, köyümüzün, yüreğimizin mimarı. Fotoğraflarda siyah beyazım, kalbimde rengarengim. Ağır yüklerimizin taşıyıcısı, acılarımızın merhemi, gözyaşlarımızın mendili, dayanağımız… Yakışıklım. Gençken de ihtiyarken de en yakışıklım. Hep yakışıklım. Oğlumun gözlerine bakıp yüzünü yüreğini gördüğüm adam, […]

Masum Çocukluğumuz / Mehtap Kaplan

Keşke çocukluğuma geri dönebilsem dediğin anlar vardır; herşey çocukça duygulardan ibarettir… Küsmeler, kırgınlıklar ve öfkeler şimdilerde herşey ne kadar başka oysa! Büyüyünce insan anlıyor ki hiçbir şey çocukluktaki gibi değil; herşey masumiyetini yitirmiş şimdilerde, duygular bile sahte olmuş birçok insanda, herkes birilerine bir şeyler ispatlama derdinde, kimi mutluluk oyunu ile kendini kandırıyor kimisi mutsuzluktan boğuluyor […]