Gece Ağıtları’ndan / Ramazan Seydaoğlu

Dokunma içim acıyor… Yılların kabuk sardığı yaralarım var orada… Rüzgardan, havadan, güneşten bile nem kapınca ağrıyan yıllarım var orada.. Seni sevdiğim, ümit bağladığım, hayaller kurduğum nice günlerim vardır. Sonunda bir yudum ayrılık zehrini içtiğim o karanlık bulutların üstüme göğerdiği geceler vardır. Dokunma içim acıyor… Seni yitirişimin kaçıncı yaprağı düştü hayat dalımdan? Kaç yaprak yırtıldı bilmiyorum […]

Yorgun / Gurbet Duymuş

An olur öyle yorulursunuz ki hayattan, insanlardan… Anne karnına mı sonsuz boşluğa mı hiçliğe mi kaçmak istersiniz bilinmez. Ruh yorgundur, beden yorgundur! Duygular yorgundur! Adeta bir kelebek kanadına dağlar binmiştir, dağlar yorgundur! Ses yorgundur, gönül yorgundur! Tahammül yorgundur! Katlanamaz hiçbir şeye, karşı koyacak gücün kendi de yorgundur! Çökmüştür her şey üstüne, her şeyin kendi de […]

Sesimi Duyan Var mı? / Şule Ok Polat

“Saat gecenin dibi, sabahın karası. Akreple yelkovan ölüm uykusunda sanki. Zifiri karanlık sinsi bir yılan gibi sarmış her yerimi. Nefes almak ne zormuş meğer enkazın altında kurtarılmayı beklerken… Beklemek ise en azılı düşman. Dişlerini geçiriyor sanki her saniye etime. Bir de balyoz sesi vuruyor yüreğime. Güm güm, güm güm. Bir bebek ağlıyor benimle yarışır gibi. […]

Edebiyat Uğruna / Gülüm Çamlısoy

Zincirleri kıramadığımdan hayattaki durağanlığa rest çekip sığındığım sadece ve sadece boş sayfanın zaafına yenik düşüp içimdeki kopuk düğmeleri elimden geldiği kadar iliştiriyorum o iliğe ve biliyorum ki peşi sıra da kopacak düğmeler ve ben yine düğme arayışına girişeceğim maviden mıntıkam; pembeden dünyam ve siyahtan ibaret iken içine gömüldüğüm saksının dibini boyladığım. Mutlak bir zafer tatmaksa […]

Rüzgar  / Gülüm Çamlısoy

Çelişkilerimle rükûa vardığım özneme dair bir özlem benimki ve kopamadığım iç savaşlarım hele ki lenduha gezegende sözcüklerden firar etmeyi yeni yeni söktüğüm. Yamaların arasında benekler saklı ve serpintisi hüznün, telaşlı bir fani olmaya sebebiyet veriyor. Aklımın ucunda takılı iplerle zıplayıp duruyorum ve başım göğe erecekmişçesine sevmeyi ve yazmayı içselleştiriyorum ne de olsa çakramda saklı o […]

Yaralar ve Yaraya Deva Olanlar / H. Kübra Aydın

Kıymet verdiğim, yaralara deva Hocam der ki: “Her yara, sahibine özeldir ve yaralarıyla güçlenir insan. Ve insan en çok da yaraları sebebiyle sevilesidir.”Çok acıyor dediniz mi hiç? İşte burası, tam da burası, dokunduğun yer işte, evet orası çok acıyor… Bunu diyebilmek için dokunulması lazım yaranın tam üstüne ama acıtmadan… Kanatmak için değil sarmak için… Bir […]

Yusuf Olsan On İki Yıl Zindan / H. Kübra Aydın

  Dağ başını duman alır, başı görülmez olur ya sisten; tıpkı onun gibi, insanın başını da düşünceler alır bazan. Hiç geçmeyecek gibi durur dertler; omuzlar çöker, taşıyamayacakmış, altında ezilecekmiş gibi hisseder kendini insan. Ben de bu düşülmemesi gereken hale düşerim sık sık. Sonra şimşek gibi çakar hocamın sözü; beynim, kalbim ve ruhum hep bir ağızdan […]

Erkeler Ağlar mı / Eşref Bolukçu

Hayat ızdıraba döndüğü zaman Esen sevda yeli dindiği zaman Yalnız ve çaresiz kaldığı zaman Erkekler de ağlar inanmasan da Yazıma, “Erkeler ağlar mı ya da erkeler ağlamalı mı?” şeklinde sorduğumuz sorumuza gelen cevaplar ile başlamak istiyorum. “Ağlamak, insani bir duygudur.” “Romantik olan erkek ağlar.” “Erkeler de ağlamalı; merhametli olan erkek ağlar.” “Ağlamanın erkek-kadın ayrımı olmaz.” […]

Yorulur İnsan / Rukiye Yıldız 

“İnsan”  beşer, aciz, muhtaç, ölümlü, gücü sınırlı… Yemeden içmeden yaşayamaz insan, bedeni, ruhu, aklı hep bir şeylere muhtaç… Yemek yemez ise bedeni zayıflar, bir şeyler öğrenmez ise aklı,  takdir edilmez ise azmi… Su içmezse midesi… Sevilmezse ruhu zayıflar. Sınırlıdır her şeyi, yorulur insanın en büyük becerisi… Yorulur çok yürüyünce bacakları, yorulur çok sevince kalbi, yorulur […]

Yazmak İlaçtır / H. Kübra Aydın

Bazen insanın kafasına silah dayasalar hani, iki cümleyi bir araya getirip de yazamaz. Bazen de cümleler zihinde, gönülde ‘yaz beni’ diye haykırırlar da; kafasını yastığına koymuş, derin uykulara dalmaya hazırlanan insan yazmaya üşeniverir. Eğer talihliyse bir nebze yazılacak olanlar, sıyrılıverir kucak açmış yastıktan ve başlar yazmaya insan… Ne yazıldığının, nasıl ve nereye yazıldığının pek bir […]

Ah’Sen! / Ziya Doğan

Ah, sen yok musun sen! Yüce Yaratıcı seni ‘ahsen’ üzere yaratmışken kendi yaptığına bir bak! Sahi, ömrünü ne ile ve nasıl tükettin, tüketiyorsun? Meşguliyetin nedir? Hayalin, gayretin, say’ın, amacın, hedefin ve zikrin nedir ve niçindir? Dönüp baktın mı hiç? Zerre miktarınca da olsa mahcup olup utanmadın mı, yaptıklarından, söylediklerin ya da yapmadıklarından? Sen ne nankörsün! […]

Seni Dinliyorum Anne Gözlerim Kapalı / Eşref Bolukçu

  Özledim anne özledim! Seni, sesini, Ve şefkatle bakan gözlerini… Özledim anne, seni özledim! Yürüyorum patika yoldan. Yolun etrafındaki ağaç yaprakları toz tutmuş. Yolun hemen yanında uçurum ve derin bir dere… Düşünüyorum: Acaba annem çeşme başında beni bekliyor mu? Ağaçların arasında yürüyorum. Söğüt dalları aşağılara sarkmış. Yanında geçtiğim ceviz ağacının kokusu burnumda… Su sesine karışan […]

Ahiret Yürekli Dostlar / Gurbet Duymuş

İnsanlaşmak, biraz insan olabilmek. Çıkar, hırs, bencillik ve kıskançlıktan uzaklaşıp insan olabilmek… Unutulan, uzaklaşılan, insan sanıp kendini, insanlıkla ilişiğini tümden koparıp yok olmak… Biliyor musunuz uzun süredir insan değiliz, insan olduğumuzu sanan mahlukatız artık. Aynaya baktığınızda gördüğünüz insan ama o görüntünün içindeki gerçek insan değil biliyor musunuz? Sevgidir, merhamettir, inceliktir, zerafettir insan…  Oysa yok insan […]

Mutluluğa dair günlük notlar / Mehtap Kaplan Karlı

Mutlu olmak istiyorsanız hayatta; 1- Huzurunuzu bozanlara fırsat vermeyin. 2- Hiç kimseye hak etmediği değeri vermeyin. 3- Dostunuz bile olsa her şeyinizi paylaşmayın. Çünkü gün gelir sizi nereden vuracağını en iyi dostunuz bilir. 4- Tabağınıza yiyeceğiniz kadar yemek, hayatınıza yeteri kadar insan alın. Aksi takdirde ne kadar çok insan, o kadar huzursuzluk getirecektir. 5- Hayatınızda […]

Peygamber Çiçeği’me / H. Kübra Aydın

Bir insan, çok sevdiği bir insanın yahut yaratılmış herhangi bir mahlukatın yanında iken bile ona karşı özlem duyar mı? Duyar; duyar çünkü birazdan ayrılacağını bilir. Bunu bildiği için de kavuşsa da içinde ince bir hüzün taşır. Bu hep böyle olmuştur. Gerçek sevgi nedir, nasıl bir şeydir, bir gün biter mi? Bu sorulara ancak insanın yüreği […]

En Uygun Sözcüğü Arıyorum / Gülüm Çamlısoy

En uygun sözcüğü arıyorum ve sanırım en uygun insanı aramam gibi dört dönüyorum çeperinde anlaşılmaz imgeler iken seğirten anbean. Yoksa hissiyat yüklü yüreğin tekelinde sevgi ve güvene namzet eşkâl mi olmazın oluru bir sağanakta ıslanmaktan muzdarip olup yeniden kuruladığım soluk tenim… Dün bir bugün iki, derken eyledim bir ömrü sanırsınız ki üç otuzunda bir hilkat […]

Sorunların Çözümü; 10 Yudumlu Türk Kahvesi / Ziya Doğan

Çaresizlik girdabına düşmemek, sorunlardan sorunsuz ve hasarsız çıkmak mı istiyorsunuz, öyleyse (kendinizin hazırladığı) Türk Kahvesi içmeyi alışkanlık haline getirin. Haydi, mutfağa… Evvela, estetik ve ahenk misali Türk motifli ve nezih bir fincan takımı ile bakır cezve lazım. Türk Kahvesi, çay bardağında içilmez! Yudum bir: Yaşantınızda ve düşünce dünyanızda; denge, ahenk ve disiplinden taviz vermeyin. Sürekli […]

Ustam’a / H. Kübra Aydın

‘Yarın geç olmakla meşhur’ demiş büyük usta Nuri Pakdil… Bugün bu sözünü kendi yokluğuyla idrak ettirdi. Ve ben; bir gün ‘olmayabilirim’in, ‘yazamayabilirim’in endişesini taşımaya başladım ve ardından kendi ustamı anlatmaya koyuldum kalemim döndüğünce, yüreğimden süzüldüğünce… Her talihli kulun bir ustası vardır: bir kaya parçasından sanat eseri çıkardığı gibi ya da maharetli elleriyle çömleğe en güzel […]