Sen / Mehmet Faruk Habiboğlu

Bu şehir artık seni anlatmıyor.. Önceden.. Kaldırımlarda sen siluetinde dolaşırdı kadınlar oysa. Bütün sokaklar sana açılırdı, bütün caddeler, bulvarlar senin adını taşırdı. Apartmanların isimleri sendin. Ve balkonlardan her dem sen el sallardın. Otobüs duraklarında seni beklerdi insanlar ben gibi ve otobüs tabelalarında senin ismin. Biz ya sana gelirdik yahut senden dönerdik. Vitrinlerini senin resimlerinle süslerdi […]

En Çok Neyi mi Özledim?/  Gülüm Çamlısoy

Aldatıların hükümsüzlüğünde olsa keşke bayram sevinçleri. Uzak kederden ve izafi bir yanılsama olsa keşke bayram sabahlarının ıssızlığı. Yanık tenlerin yalıtıldığı, uzakların yakın kılındığı sadece sevgiden mütevellit olsa keşke o bayram sergisi bagajda yüklü sayısız bavul eşliğinde kaçmak adına eşten dosttan. Ne gam… Tatil beldelerinin o hengâmesinde devinen insan suretleri mi yoksa tenhalaşmış büyük şehir sokaklarının […]

Eyüp Sultan’da Sabah Ezanı / Zekeriya Maral

Gün boyu yavan kalabalıkların bıkkınlığının verdiği rehavetle yığılıp kalmıştım gecenin koynuna. Gece yarısını bir kaç saat geçe, telefonum çalıyor, telefondaki dostum; “Hadi kalk! Bugün, sabah namazına Eyüp Sultan’a gideceğimizi bilmiyor musun?” Uykusuzluğun verdiği mahmurluğun eseri bir anda kaybolup gidiyor üzerimden. Bilmez miyim, seher vakti sabah namazında, Eyüp Sultan’da olmanın hazzını… Namaza yetişebilmenin heyecanı ve şevki […]

Herkesin Bir Masal Kahramanı Var; Benim de Sen / Elif Ekşi Zorer

  Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde diye başlayan nice masallarla büyüdük hepimiz. Bir masalı kahramanı bildik hatta hayatımızın veya bir masal kahramanını neşe bildik hayatımıza… Ninnilerin tılsımı etkisini kaybedince üzerimizden, bir parça daha büyümenin yolu masal dinlemekten geçerdi vesselam. Her masal farklı bir hisle içine alıverirdi bizi, her masal ardında […]

Gülümseyin Çekiyorum! / Elif Eksi Zorer

Gözlerden doğan bir güneştir tebessüm, ışığını yürekten alır ve enerji yayar etrafa. Söylemek istediğimiz her şeyin bir başlangıcı olur bazen, bazen de söyleyemediklerimize tercüman olur. Hüzne kur yapan nazlı bir sevgili olur, dokunur en hassas dertlere. İlaç olur, vitamin olur, şifa olur da yazılır gönül reçetesine… Gülmeyi bilmeyen yaşamayı bilmez elbet, lezzet almaz küçük mutluluklardan, […]

Dağ Çiçekten Şikayetçi Olur mu? / Gürhan Gürses

Temmuzun asfalt eriten sıcaklığı gece yarılarını da buluyordu. Bir de buna yârin uzaklığı ve soğukluğunu eklerseniz halimin pek de iyi olmadığını göreceksiniz. Uyku tutmuyor bahane olarak sıcaklığı söylüyorum ama özde ise yârden ayrı kalışım var. Her dem taze yaram… İyileşmek isteyen kim? Oysa ben onu güneşim bilirdim. Sıcaklığını nimet kabul ederdim. Şimdi ne kadar da […]

Başka Pencereden / Fuat Oskay

Bizden sonra binlerce yıl daha sürebilir diye hayatı kıskanıyor muyuz?  Evet , basbayağı kıskanıyoruz.  Hem bu kıskançlık o kadar ki, bir mızrak darbesiyle vurup  iki kürek kemiği arasından hayatı öldürmeyi bile içimizden geçirmiyor değiliz. Bütün mavilikleri ve simsiyahlıklarıyla hayatı sevdiren, güzelleştiren ve gizemli kılan yine hayatın kendisi galiba.  Günler süren kar, fırtına, sel ve yağmurun […]

Ölüm, Dosdoğru Vaattir / Mustafa Işık

– belki de bu…   Gözleri serin toprak gibiydi, nefesi çöl çorağı.. durduk yere birikiyordu yorgunluğu, sırtında kat be kat apartman boyuydu hayatın hengâmesi.  Ama dilinde eksilmezdi, her sabah ‘belki de bu…’ deyişi. Bu sabah da yine mutlu günleri hayal eden mahzun bir hâl içindeyken etrafındaki kalabalık giderek artıyordu. Caddenin başındaydı, upuzun bir cadde… Meçhule […]

Dedim ya işte onlar “düşler ülkesinde” imiş / Prof. Dr. Hamdi Temel

Zamanın birinde ve uzak bir diyarda bir ülke varmış ve orada insanlar çok mutlu bir şekilde hayatlarını devam ettiriyorlarmış. Herkes birbirine çok saygılıymış, kırmadan fikirlerini söylermiş, hür ve adaletli bir şekilde hayatlarına devam edermiş. Haram diye bir kavram yokmuş onlarda, çünkü helal dairesi keyfe kâfi imiş. Kimse kimsenin sözünü kesmez, herkes birbirini sonuna kadar dinler, […]

Sus Yüreğim / Elif Ekşi Zorer

Bir fısıltının ardına gizlenmiş gönül dolusu cümleler biriktiriyorum hayata. Fosilleşmiş kalplerin sedasına kapalı  bir mahzende kilitliyim; sağırım naylonlaşan her söze. Görmüyorum içinde iyilikle beslenmemiş hiç bir tebessümü. Dilsizim ,sudan çıkmış balık misali kelimelerle kurulu tüm satırlara. Bir güvercin kanadından kopmuş huzurdu bende ki. Pamuk ipliğine bağlı nefesler öğütürken yüreğimden, sükûtuma yeni bir sükunet daha ekliyorum […]

Zamanı Tek Boyuta İndirgemek; Anı Yaşamak / Ömer Hattab Saitoğlu

Soruyorum, zaman olayını çözebildiğimizi bir hayal etsenize, ne güzel olurdu değil mi? Düşünsenize zamanlar arasında, sınırsız bir yolculuğa çıktığımızı. . .  Elbette muazzam olurdu ve bir o kadar da farklı bir deneyim. Hayali bile baş döndürücü,  inanılmaz bir duygu ve tabi akılüstü. Gözlerinizi kapatın, her şeyi sallayın ve sonra zaman alıp götürsün sizi, saatlerin bittiği […]

 Aklımın Kaplıcalarında Ilıman İklimler Saklı / Gülüm Çalımsoy

  Mutsuzluğun imgelem gücüne esirim belli ki şahidi olduğum haziran kışından yana muzdarip olduğum soğuk iklimlerin veryansınıdır  yine içimin titrek izleğinde ben bir düş vazifesi yapıyorsam gerçeklerin miadı hani olur da dolar; hani olur da dolduruşa gelir gökyüzü bir netice mi bir sebep mi olduğuna sadece Yaratıcı iken karar veren. Karar mekanizmalarında seğirten güçler var: […]

Aşkın Ulviyeti Hakkında Söylenmece / Gürhan Gürses

  Şimdi sen bana bakarsın bir buzdağını eritirsin, bir ormanı yakarsın ve  bir okyanusu kurutursun . Yani demek istediğim şu ki benim güzel sevdiceğim; Sen bana bakınca Yağmur ormanıyken Afrika olurum. Cana kıymak nedir bilmezsin eminim ama farkında olmadan faili meçhulü olursun kalbimin. Bir yan bakışın dahi etimi sigarayla nokta nokta yakıp dağ etmek gibi […]

İstanbul’um / Elif Ekşi Zorer

  Sen hiç yüreğinden hisleri damlayan bir gönüle, sevda dokudun mu ilmek ilmek.. Bir şehre dokundun mu avuç dolusu..kalbinin gökyüzünü çizdin mi mavilerin her tonuna.. çiseli yağmur tanelerinden en dokunaklı şiirini yazdın mı bir şehrin kulağına..her semtinden ayrı bir his mayalayıp da gönlüne,sevda dedin mi adına ; yüreğine huzuru cila süren o dokunuşa  “istanbul” diye… […]

حب… Aşk / Pınar Önalan

Aşk odu evvel düşer maşuka, andan aşıka Şem’i gör kim, yanmadan yandırmadı pervaneyi FUZULİ…   Kelam efsundur, kalp taşıyıcısıdır. Kelimelerin kalbi vardır, canlıdır. Kelam ruhtan kopup ruha ulaşandır. Candır, aşkdır. Kelam suz-i dilara’dır. Söz bu kadar ehemmiyet taşımasa elest bezminde evvel kelam söylenir miydi hiç. Kelimeler bir taşın bağrını delecek ruh-i mücerreddir. İki insanın gönlünü […]

Halep ve Çocuk / Mustafa Işık

-sizinle cennete gelemem bayım.. Gecenin bir yerinde dile gelen feryattı, dünyayı çatısı yıldız akan vadiye döndüren. Harabeden bir şehri haritanın bağrında silip atmaya yeminliydiler, zamane Ebreheler. Dağları aşıp gelen nazlı sevgiliyi sıkıca bağrına basmak gibiydi hasretliğin adı. Bu yüreğin en asil misafiriydin hey gidi, haydi destursuz içeri gir, yüreğim dört duvar. Ama bil ki cümle […]

Ben Niye Böyleyim? / Ramazan Seydaoğlu

Bilmem ben niye böyleyim? Olmayacak dualara amin diyorum ya! Pilot olmak istiyorum sanki.. Yok yok astronot… Senden istediğim felek, yüzüme gülerken arkamdan mezarımı kazmayan bir yüz.. “Dostum” derken gerçekten dost olmayı başaran bir insan. “Aşkım” derken aşkın erdemini kavrayabilen bir sevgili. Bilmem ben niye böyleyim? Her yüze güleni dost sandım. Herkesi kendime can ciğer arkadaş… […]