Ah’Sen! / Ziya Doğan

Ah, sen yok musun sen! Yüce Yaratıcı seni ‘ahsen’ üzere yaratmışken kendi yaptığına bir bak! Sahi, ömrünü ne ile ve nasıl tükettin, tüketiyorsun? Meşguliyetin nedir? Hayalin, gayretin, say’ın, amacın, hedefin ve zikrin nedir ve niçindir? Dönüp baktın mı hiç? Zerre miktarınca da olsa mahcup olup utanmadın mı, yaptıklarından, söylediklerin ya da yapmadıklarından? Sen ne nankörsün! […]

Seni Dinliyorum Anne Gözlerim Kapalı / Eşref Bolukçu

  Özledim anne özledim! Seni, sesini, Ve şefkatle bakan gözlerini… Özledim anne, seni özledim! Yürüyorum patika yoldan. Yolun etrafındaki ağaç yaprakları toz tutmuş. Yolun hemen yanında uçurum ve derin bir dere… Düşünüyorum: Acaba annem çeşme başında beni bekliyor mu? Ağaçların arasında yürüyorum. Söğüt dalları aşağılara sarkmış. Yanında geçtiğim ceviz ağacının kokusu burnumda… Su sesine karışan […]

Ahiret Yürekli Dostlar / Gurbet Duymuş

İnsanlaşmak, biraz insan olabilmek. Çıkar, hırs, bencillik ve kıskançlıktan uzaklaşıp insan olabilmek… Unutulan, uzaklaşılan, insan sanıp kendini, insanlıkla ilişiğini tümden koparıp yok olmak… Biliyor musunuz uzun süredir insan değiliz, insan olduğumuzu sanan mahlukatız artık. Aynaya baktığınızda gördüğünüz insan ama o görüntünün içindeki gerçek insan değil biliyor musunuz? Sevgidir, merhamettir, inceliktir, zerafettir insan…  Oysa yok insan […]

Mutluluğa dair günlük notlar / Mehtap Kaplan Karlı

Mutlu olmak istiyorsanız hayatta; 1- Huzurunuzu bozanlara fırsat vermeyin. 2- Hiç kimseye hak etmediği değeri vermeyin. 3- Dostunuz bile olsa her şeyinizi paylaşmayın. Çünkü gün gelir sizi nereden vuracağını en iyi dostunuz bilir. 4- Tabağınıza yiyeceğiniz kadar yemek, hayatınıza yeteri kadar insan alın. Aksi takdirde ne kadar çok insan, o kadar huzursuzluk getirecektir. 5- Hayatınızda […]

Peygamber Çiçeği’me / H. Kübra Aydın

Bir insan, çok sevdiği bir insanın yahut yaratılmış herhangi bir mahlukatın yanında iken bile ona karşı özlem duyar mı? Duyar; duyar çünkü birazdan ayrılacağını bilir. Bunu bildiği için de kavuşsa da içinde ince bir hüzün taşır. Bu hep böyle olmuştur. Gerçek sevgi nedir, nasıl bir şeydir, bir gün biter mi? Bu sorulara ancak insanın yüreği […]

En Uygun Sözcüğü Arıyorum / Gülüm Çamlısoy

En uygun sözcüğü arıyorum ve sanırım en uygun insanı aramam gibi dört dönüyorum çeperinde anlaşılmaz imgeler iken seğirten anbean. Yoksa hissiyat yüklü yüreğin tekelinde sevgi ve güvene namzet eşkâl mi olmazın oluru bir sağanakta ıslanmaktan muzdarip olup yeniden kuruladığım soluk tenim… Dün bir bugün iki, derken eyledim bir ömrü sanırsınız ki üç otuzunda bir hilkat […]

Sorunların Çözümü; 10 Yudumlu Türk Kahvesi / Ziya Doğan

Çaresizlik girdabına düşmemek, sorunlardan sorunsuz ve hasarsız çıkmak mı istiyorsunuz, öyleyse (kendinizin hazırladığı) Türk Kahvesi içmeyi alışkanlık haline getirin. Haydi, mutfağa… Evvela, estetik ve ahenk misali Türk motifli ve nezih bir fincan takımı ile bakır cezve lazım. Türk Kahvesi, çay bardağında içilmez! Yudum bir: Yaşantınızda ve düşünce dünyanızda; denge, ahenk ve disiplinden taviz vermeyin. Sürekli […]

Ustam’a / H. Kübra Aydın

‘Yarın geç olmakla meşhur’ demiş büyük usta Nuri Pakdil… Bugün bu sözünü kendi yokluğuyla idrak ettirdi. Ve ben; bir gün ‘olmayabilirim’in, ‘yazamayabilirim’in endişesini taşımaya başladım ve ardından kendi ustamı anlatmaya koyuldum kalemim döndüğünce, yüreğimden süzüldüğünce… Her talihli kulun bir ustası vardır: bir kaya parçasından sanat eseri çıkardığı gibi ya da maharetli elleriyle çömleğe en güzel […]

Boya / H. Havva Ergün

Ellerimiz iter bizi bazen; eşimizi iterken, çocuğumuzu, babamızı… Ellerimiz çeker bizi kendimize. Bazen. Dışarıda her ne oluyorsa içinde o oluyor diyen sesi dinliyorum. İçimde muhacirler dışlanıyor. Bir çocuk kendini asıyor. Kapı kapanıyor. Biri gözyaşlarını içine akıtıyor. Dilenciler sokakta dolaşıyor. Çocuklar yakan top oynuyor. Bir savaş başlıyor ya da bitiyor. Oğlum, gözleme satan bir kadın için […]

Gözlədiyim Mikroavtobus (esse) / Şəfa Vəli

Yenə də yağış yağır… Göylər mənim səbrimimi sınayır? Ürəyimi çırpıb yolların səkilərinə, qaçıram, qaçıram həmin yerə… Burda dayanacağam, bax burda; bu böyük şəhərin ensiz  bir yolunun kənarında… Gələcək indi mikroavtobus… İnsanlar həyatın rəngləri içərisində bir az qəmli, bir az boz…  Onların nəsibi olmayıb axı, hardasa rəngarəng bir göy qurşağı… Yağışdan az sonra o görünəcək… Mənim […]

Geçen Gün Ömürdendir / Fadıl Karadağ

  Bilinir iyi bir öğretmendir zaman. Bütün öğrettikleri kalın ve paslı bir çivi gibi çakılır beynimize ve yüreğimize. Bazen kolay olur, bazen zor, bazen yıllar alır öğrettikleri. Kimi zaman  sakin, kimi zaman  taşkın bir nehir olup akar önümüzden zaman. Günler günleri, yıllar yılları kovalarken heybemizde durmadan birikir en kavi bilgiler, en sarsılmaz hakikatler. Çoğu zaman […]

Kovulmuş Şair / Gurbet Duymuş

Sen imgeler dünyasından kovulmuş bir şairsin! Ruhun kara, benliğin kara! Sen bilirsin ki tenin değil acıyan, sızlayan… Ruhun; hüzün, acı çığlıkları atmakta. Sen imgeler dünyasından kovulmuş bir şairsin! Ruhun baştan başa merhamet kokmakta! Sen hassas, sen kırılgan; sen aleme aşina, derde hepten aşina, bu yüzden boydan boya keder, boydan boya acı yağmakta, ruhun etrafa kanlı […]

Bir Avuç -1 / Ramazan Seydaoğlu

Aralık 2006 Yazıları’ndan…    Bana Adını Söyle Sende bir şey var. Beni ilk bakışta mesteden .. Seni böyle çekici kılan esrarın adını söyler misin? Bakışlarınla herşeyi alıp götürüyorsun benden. Kör-kötürüm oluyorum. Renkler soluyor gözlerimde. Sesler kabalaşıyor kulaklarımda. En güzel çiçekler ve rengarenk kelebekler birer toz gibi uçup gidiyor Gecenin karanlığı mı yoksa adın… Ki her […]

Taşları Tuğra, Toprağı Sikke Bursa / Rukiye Yıldız

  Çıkarsın Bursa’nın sokaklarına, başlarsın zamanın yıpranmış elleri ile topladığı hafıza bahçesinin meyvelerinden yemeğe. Her adımda ecdadın bilge ve hami ruhunun soluklarını hissedersin ensende. Elimi attığım şu yaşlı çınarda kaç kişinin parmak izi gizlidir, dedem Osmangazi’nin, Orhangazi’nin, Murat Hüdavendigâr’ın… Acaba şu bastığım toprak Bizans’tan, Selçukludan neler gizledi bağrının en kuytularına. Şu taşa Orhangazi sırtını dayayıp […]

Anne Ölme / Şerife Teber

  Bir çığlık oldum, haykırdım yedi cihana. Annemin beyaz gömleği kanlara boyanırken, ürküp koşan insanlara kaydı göz bebeklerim. Hangi dille acıyı anlatabilirim? İnsanlık hangi dille acıyı anlayabilir bilemedim. Çığlıklar içinde koşup çare ararken, çaresizliğim sardı dört bir yana. Koca bir boşlukta çırpınırken Anne Ölme diyebildim. Küçücük bedenim, engel olamadı akan kanlara. Yüreğime damladı acı acı. […]

Deniz Kabuğu / Havva Kalaycı

Bazen geçmişten hatırası olan bir eşyayı bulup çıkarırız gün yüzüne. Eski bir kitap, resim, saat, yüzük vs. Onu ilk gördüğümüz anda ne kadar da seviniriz. Sevinmekle de kalmaz hemen koruyup saklamaya yelteniriz. Hatıralarımızda kaldığı gibi çocuklarımıza saklarız. Aslında korumaya çalıştığımız bir yüzük, bir saat, bir eşya değildir, onun bize hatırlattıkları, hafızamızda canlandırdıklarını muhafaza edebilme gayretidir. […]

Kahve Köpüğü / Faik Kumru

   Bazen iki köpük arasına sinen harfleri okumaya merak salarız. Alfabede olmayan harfleri anlamlandırmaya çalışır, ona göre bir yol çizeriz yürümek için. Bazen hayatımızı, taşmaya yakın bir kahvenin köpüğünü üfleyip söndürdüğümüz gibi rüzgârın önünde sürüklenen kuru bir yaprak misali değersiz kılabiliyoruz. Darbı mesel olmuş, hepsi birbirinden güzel ve hayatın tecrübesi kokan atasözlerimizden “bir fincan kahvenin […]

Bir Niyazımın İzdüşümü / Gülüm Çamlısoy

En hazin meltemi taktım koluma, Kırık bir busede takılı aklım öte yandan; Yine de sırların gıyabında en demli mevki, Varlığın teamülünde saklı tuttuğum. Gözden ırak bir küme. En aykırısından bir ıslık çalıyorum Yüz görümü mutlak bir sevince sığmak adına O gürültülü aksanıyla demir alırken Sırlı bir geceye… Farkındalık yaratan gördüğümden ziyade görmekten imtina ettiğim bir […]