Bir Çağrının Yankısı: “Azîzân” / Hatice Kübra Aydın

Tasavvufa hayatımın her döneminde ilgi duymuşumdur. Mutlak yaratıcıya götüren bir yolsa tasavvuf, ilgi duymam kaçınılmaz olmalıdır zaten. Ancak öğrendim ki tasavvuf; bir ilim değil, bir yaşam biçimi imiş. Ve tasavvuf aslında en iyi Peygamber Efendimiz’i (sav), O’nun Ehli Beyt’ini, Ashab-ı Kiram’ı ve Onlar’a âşık olanları tanımakla anlaşılırmış. Manevi bir susuzluğa düşmüş, sağda solda çılgınca susuzluğumu […]

Aşk Bezirgânları / Ayşe Rahşan Gürel

Bir Ülküye Çağıran Dev Adamlar… “Tarih, sıradan ve sorumluluk sahibi insanların yazdığı bir kitaptır” denilmiştir. Doğrudur; ümmetler, milletler, devletler, kendi nefislerini değil, milletini kurtarmaya sevdalı birkaç iyi adamın hürmetine ayakta kalır. Onların bizden farkı, her şart altında sorumluluklarına sahip çıkmayı bilmeleridir. İnsan ancak bağ kurarak yaşayabilir. Bu zihne konan ilahi bir programdır âdeta. Her ruh, […]

Ablasını Arayan Uygur Rushan Abbas / DergiZan

Yeryüzünde Müslümanlara yapılan zulümlerin had sayfaya ulaştığı bir dönemde maalesef etkili bir destek veremiyor ve mazlum halklara yeterli bir şekilde elimizi uzatamıyoruz.  Avrupa ülkeleri kendi aralarındaki coğrafi sınırları sadece kağıt üzerinde tutuyor, ülkeler arasında kapılar sorunsuz açıkken, Müslüman coğrafyasında sınırlara mayınlar döşeniyor, elektrikli tellerle kapatılıyor ve dahası kan ve gözyaşları seller gibi akıyor. Kudüs, Arakan, Çeçenistan, […]

Efendimizi Tanımak ve Gençlere Tanıtmak / Sadettin Turhan

Biz meselelerimizde Efendimiz (s.a.v.)’den uzaklaştık ve kendimize başka yoldaşlar, başka önderler, başka kılavuzlar, başka örnekler aramaya başladık. Aslında bir membadan uzaklaştığımız müddetçe o membaın temizliğinden şüphe edilmeye başlar. Köylerde yaşayanlar bilir. Dağın başından ufak bir su çıkar ona göze derler. Gözeden içilen suyun tadı ile alttaki çeşmelere gelen suyun tadı mutlaka ve mutlaka çok farklıdır. […]

Haydi, Kalk, Dön Kâbe’ye! / Sadettin Turhan

Seni senden alamayacaklar, dağları, taşları sana yurt edemeyecekler. Aklına hükmedemeyecekler, sana ezayı, cefayı vatan edemeyecekler. Sana hüsran ve hicran yaşatamayacaklar. Sana ıstırabın şerbetinden içiremeyecekler. İmtihan için geldiğin dünyadan, başarısız olarak gönderemeyecekler. Sevdiğin Efendinin yolundan ayıramayacaklar. Haydi, kalk, dön Kâbe’ye! Sana inayeti olacak Allah’ın. Kalbin sultanın aşkı, gönlün Rahman’ın sevdası, ömrün iman coşkusu ile dolacak. Haydi, kalk Kâbe’ye dön! Rahmet […]

Peygamber ile Problemlerin Üstesinden Gelmek / Sadettin Turhan

Bugünkü problemlerin üstesinden gelmek için ne gibi stratejiler uygulanabilir? Önümüzde muazzam bir strateji kitabı var. Her yönüyle düşünülmüş, tetkik edilmiş, irdelenmiş, sabitlenmiş, örneklenmiş ve daha önce başarıları milyonlarca kez test edilmiş bir strateji kitabı! Bu kitabı çok iyi algılamamız gerekiyor. Bu kitap Kur’an’dır ve Kur’an’ı bize anlatan, bu strateji kitabını bize tek tek nakşeden bir […]

Aşk Olsun / Osman Avanoğlu

Rükneddin Şecasi aşkı; ‘’Bardağa dolan ilk şarabı, sakinin sarhoş bakışlarından ödünç aldılar. Dünyanın neresinde bir gönül derdi varsa onları bir araya topladılar, adına AŞK dediler.’’ diye tarif eder. Aşkı tarif etmek, kelimelere dökmek mümkün mü? Aşk sadece bu kadar mı? Bu olsa olsa insani aşktır. Aşk cümlelere, kitaplara sığmaz. Aşk ucu bucağı görünmez, geri dönüşü […]

Peygamberin Muhabbet Yönü / Sadettin Turhan

Sahabeler! Ne güzel örnekler değil mi? Cahiliye dö­neminde Peygambere düşmanlık beslerken, O’nun muhabbetine şahit olduktan sonra; dizinin dibinde ya­şamaları, her hareketini en ince bir kamera şeklinde iz­lemeleri, kayıt altına almaları, O’nun muhabbetinin en güzel örneği değil midir? Bütün sahabelerde O’nun sözlerine ve davranışları­na aşırı özene dair örnekler mevcut. Mesela Ukkaşe’yi unutmayalım! Efendimiz (s.a.v.)’in sırtındaki mührü […]

‘Gülün Dikene Katlanması Onu Güzel Kokulu Yaptı’ / Amine Ateş Kabaktepe

İnsanoğlu dünyaya imtihan edilmek için gönderilmiştir. Bu imtihanın bir gereği olarak, sıkıntı, acı, zorluk, üzüntü ve musibetlere karşı dayanmak, katlanmak, direnmek, tahammül etmek, nefsine hâkim olmak… Yapılan haksızlıklara karşı ani tepkilerden aceleden ve telaştan uzak durmak gerekir. Yüce Rabbimiz bu gerçeği bize “Gerçekten biz insanı zorluk içinde yarattık.” (Beled Suresi 90/4) buyurmak suretiyle ifade etmiştir. […]

Hangi Emel Tul-i Emel? / Nur Dinçkan

Fani dünyanın fani insanları  olarak hep sınırsız hayaller kurup, durarız.  Hayallerde  mutluluklar üzerine kurulur zaten.  Gerçekleşmesi imkansız gibi de olsa, sonucunun sükut-u hayal olduğunu bile bile yine de vazgeçmeyiz hayallerimizden.   Ama daha gerçekçi olabilenlerimiz daha az hayal kurarak daha az üzülmeyi başarırlar.  Sınırlı olan insan hayatına sınırsız işler sığdırılamaz.  En iyisi, lüzumlu işler planlanmalı ve […]

Biz Kimiz / Elif Ekşi Zorer

Gidenlere veda ederken, hep hüzünlendik biz. Hep bir muhasebesini yaptık, ardından el salladığımız o yegânelerimizin. Yeni bir yılın geleceğini bilmek, hüzünlerimizin sırtını sıvazlayamadı. Acı hatıralara, dil yaralarına su serpemedi, merhem süremedi yürek yanıklarına, yoklukların cebine harçlık bırakamadı yeni seneye dair hayaller…    Şimdi giden koca bir yılın ardından, düğün dernek modunda, haddi aşan tavırların sebebi […]

Huzurlu muyuz Gerçekten? / BukreNur Yılmaz

Huzuru duyduğu kadar vicdan sahibidir insan. Peki ya, vicdanı olgunlaştırmak, huzur kıvamına getirebilmek için nasıl bir yol izliyoruz? “İnsan bedel ödediği kadar insandır” diyor; insan olmanın insan kalabilmenin gerekliliklerini sorgulatan bir yazısında Ahmet Polat. Ödediğimiz veya ödeyeceğimiz bedellerde bizi niyetten eyleme taşıyamıyor ise ne kadar hakkını verebiliriz ki, insan olmanın?. Çünkü her insan sınanmakla mükellef […]

Doğru Bilenen Yanlışlar – 4 / Ziya Doğan

Günlük konuşmalarımızda ve zihin haritamızda sıklıkla iki kavramı karıştırıyor ve birbirlerinin yerine kullanıyoruz. Bu da doğru bilinen yanlışlara kapı aralıyor. Yazı dizimizin bu dördüncü bölümünde hırs ve azim kavramlarını ele alacağız. Azim, sözlük anlamı itibariyle bir kimsenin bir işteki engelleri yenme isteği ve kararı demektir. Hırs, bir şeyi arzu etme, ona aşırı derecede tutkun olma, […]

Etme Noksan, Çekme Zahmet / Sadettin Turhan

Bizler düzen ve intizam konusunda, insanlar ile olan görüşmelerimizi Allah’ın şeriatına göre düzenlemezsek, verilen nimetlerin kadrini ve kıymetini bilmezsek, gelecek nimetleri kendi elimizle bela ve musibetlere çevirir, sonrada altından kalkamayacağımız faturalarla yüzleşmek zorunda kalırız. Bu durum, insanın imanında, toplum hayatında ciddi tahribata neden olacaktır. Yüce Rabb’im, insanı dünyada yalnız bırakmamış. İlk insanı peygamber olarak görevlendirip […]

Doğru Bilinen Yanlışlar-3 / Ziya Doğan

İnsan kulaktan dolma bilgileri kullanmayı ve yaymayı sever. Kendisine gelen her hangi bir bilgiyi araştırma ve sorgulama zahmetine girmez. Yazı dizimizin bu üçüncü bölümünde zevk ve mutluluk kavramlarını irdeleyeceğiz. İnsan hayatında haz ve fayda vardır. Haz; anlık ve sürekli hazlar olmak üzere iki kısma ayrılır. Anlık hazlar; somut, anlık, güçlü ve tüketime dayalıyken, sürekli hazlar […]

Doğru Bilinen Yanlışlar-2 /

Yazı dizisinin bu bölümünde nasip ve kısmet kavramlarını ele alacağım. Bilindiği gibi kavram, düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımına nedir. Hayatı anlamlandırma ve ifade etmede kullanılan bu ‘genel tasarım’, hatalı kullanıldığında ise düşünme/düşünce sistemini hatalı/eksik kılabilmektedir. Uzakdoğu’nun bilgesi Konfüçyüs, “Toplum, isim ve kavramları yanlış telaffuz etmek ve kullanmakla bozulur” der. Maksadım, kavram yanılgılarını bertaraf edip, […]

Udhiyyeden Kurbiyyete / Nur Dinçkan

  Zilhicce ayının 10, 11, 12. günleri içinde  Allah için kesilen  hayvana  UDHİYYE denir. Esasında  “udhiyye”  kuşluk  vakti  kesilen  hayvan  demektir.  Allah  için  kesilen  bu  hayvanlarla  Allah’a  yaklaşıldığı, yani  kurbiyyet  kazanıldığı  için   kurban  denilmiştir.  Kur’an-ı  Kerim’de  Hac suresi /37. ayetde  Allah (c.c.) şöyle  buyurmaktadır: “Bu  hayvanların  ne etleri,  ne de kanları   Allah’a  ulaşacaktır.  Allah’a  ulaşacak  […]

Hayat Kısa, Zaman Dar, Bu Hayat  Teknesinde Yapılacak Hizmet Çok / Sadettin Turhan

 Hep yarını düşünürdü, yarın için çalıştı, yarından ümitliydi, yarın için planları vardı. “Hele bir yarın olsun” derdi. Ama yarını göremedi, çünkü unuttuğu gün olan “bugün” öldü. Bir gün bizler de önünden geçtiğimiz mezarlıkta yerimizi alacağız. Bizim için de birileri gelip “Vah vah! Pek de gençmiş” diyecek. Bizim için de “Belki bir Fatiha’ya ihtiyacı vardır” deyip […]