Uzaktan Sevmeye Devam Et / Gürhan Gürses

-Uzak durmak en iyisi dedi senden çünkü sana iyi gelmiyorum. Ne kadar özlediğimi görmüyordu. Nasıl kavrulduğumu… Bir avuç su olmasını beklerken yarılmış dudaklarıma çöl oluyordu isteyerek. -Nasıl istersen öyle olsun. dedim. Aslında paslı bir bıçakla göğsümü yarıp kaburgalarımı parçalayıp göstermek isterdim yüreğimi. Göğüme mavi ve saksıma çiçek olduğunu bilemezdi ki! Hep uzakta durmayı seçiyordu. Yağmurumda […]

101 Numara / Hatice Kösecik

Batı Karadeniz de şirin bir ilçe burası. Yemyeşil, düzeni seven,  insanı çalışkan olan bir ilçe. Bir otel odasından içeri giriyoruz savcı ve adamları, otel personeli ve adli tabip olarak ben. İçeride bir koku var, tuhaf, derinden gelen ölüm kokusu ve sessizliği. Tanıyorum artık bu kesif ve nahoş kokuyu, tanımaz olaydım. İstemiyorum ama görev icabı. O […]

Selam / Benzer Yusifova Toroslar

“Selam”.. Sessizlik çöktü etrafa. Kimse cesaret edemedi sesizliği bozmaya. Sesizlikten sanki duvarlar üşüdü. Sesizlik konuşuyordu adeta kulakları tırmalayan sesi ile. Neler konuşuyordu, neler anlatıyordu? Yaşananları, yaşanmışlıkları birbir yüzlerine vuruyordu. Birer birer söküp koparıyordu kabuk bağlamış Ask yaralarını .. Gözlerini yere dikmiş titrek sesle sordu Adam; -Nasıl gidiyor hayat ?? Boğazına düğümlenmiş “hiç”i zorla yutkundu Kadın. […]

Adım Ayla / Dr. Hatice Kösecik

“Ben tımarhaneye yatmak istemiyorum doktor hanım. Burası tımarhane biliyorum.” -Neredeyiz Ayben Hanım? Hangi şehirdeyiz? -İstanbulda, oğlum ve gelinim getirdi beni, oysa evde bakıcılarla kalıyordum. En son akciğer enfeksiyonu geçirdim, hastanede yattım, biraz daha iyileşeyim diye getirdiler beni buraya. Oysaki Bursa’da güzel bir bakım evindeydik. İlk geldiğinde burasının Bursa olduğunun farkında değildi belliki.   İstanbulda iki bakıcısıyla […]

Torpağ Başına Muallim (Yeşil Mendil) / Cihangir Boz

Her zamanki yollardan, her zamanki magruslarla görev yaptığım beldede indim. Yıllarca doğunun köylerinde görev yaptıktan sonra  tayinim bu şirin, güzel ve zengin kasabaya çıkmıştı.  Tezek kokuları yerine baygın ıhlamur kokuları; Minik derelerin kenarında hasbel kader uzayan iki üç kavak ağacı ile soğuk kış günleri çıplak kalan  söğüt ağaçları yerine, kızıl çamlar, palamutlar, gürgenlerle dolu orman […]

Amele Pazarındaki Çoban -1 / Mustafa Alagöz

Eskiden Iğdır Ovası’nda büyük ölçüde pamuk ekilmekteydi. Aras Irmağı’nın bin yıllardır taşıdığı verimli alüvyon toprakları sayesinde buralarda her şey yetişirdi. Sıcak ikliminden dolayı halk arasında buraya doğunun Çukurova’sı denmiştir. Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda ovada çeltik tarımı da yaygındır. Sonradan yetkililerce sıtmaya karşı alınan önlemler dâhilinde çeltik ekimine son verilmiştir. Böylece pamuk üretimine daha da ağırlık […]

Bekir / Cihangir Boz

Öğretmenler odasında öğle tatilinde telaşla yiyeceklerimizi masaya diziyoruz. Her ağızdan sınıfı ve öğrencileri hakkında yorumlar, serzenişler…  Koridorlardaki sessizlik, öğrencilerin gelmesini beklercesine mesaiye başlamıştı. .. Sefer tasında getirdiğim kuru fasulyeyi itinayla masaya koydum. Kaşığımı peçeteyle temizlerken gayri ihtiyarı pencereden okul bahçesine baktım. Öğrencim Bekir bahçede tek başına elindeki taşları atıp tutarak oynuyor. Merakla pencereyi açtım ve kendime […]

Taze Ekmek Kokusu / Mustafa Alagöz

İlkbaharda renkarenk çiçeklerle bezenen yazın ise güneşte bozaran, bir yamaçta kurulmuş bir köyün okulunda çalışıyordum.  Köyün nüfusu arttıkça, tek katlı iki derslik ve müdür odasından ibaret olan okul yetersiz kalmış, aynı bahçede farklı tarihlerde iki ayrı derslik daha yapılmıştı. Okulun çeşmesi, bahçede olup kışın etrafa sıçrayan suların donması ile oluşan kristal bir tepenin içine gömülür, […]

Ey Gecenin Şehinşahı / Gürhan Gürses

Geceye içini döken bir adam tanıdım. Karanlığı karanlık eden… Hüznü daha bir hüzünlü kılan… Acıya acı katan… ‘Her şey yalan’ der’di. Buydu derdi. – Ey ay! Karanlığın imparatorluğuna karşı çıkan ve aydınlığın bayrağını karanlığın tam da ortasına diken ay! Duyuyor musun beni? Kaybedecek hiçbir şeyim yok. Sevildiğimi zannediyordum aslında hiç sevilmediğimi anladım. Bunları zorla söylüyordu. […]

Beni Mezarıma Geri Götür / Gürhan Gürses

Mezardaydım. Soyutlamıştım herkesten kendimi. Saç sakal iç içe girmişti. Yemeden içmeden kesilmiştim. Bir deri bir kemik kalmıştım. Ne kimseyle görüşecek gücüm ne de biriyle dertleşecek dermanım kalmıştı. Diri diri kendimi gömmüştüm. Göğüm hep kapalıydı. Çiçeklerim hep soluktu. Ne bir eş vardı başımı aynı yastığa koyduğum, ne de bir arkadaş vardı ekmeği ortasından bölüp paylaştığım. Yaşamın […]

Bir İnsan Başkasini Nasil Sever Bu Kadar / Gürhan Gürses

  Bir insan başkasını nasıl sever bu kadar? diye sordu bana yanımda duran ve antik bir Yunan tanrısı heykeli gibi duran adam. Göğe baktığında onun resmini görürcesine, suya baktığında hâkeza… Hesapsız sever. Kitapsız. diye yanıtlayıverdim gayriihtiyari. Ama anlayamıyorum ya da bize nasip olmadığı için kabullenemiyorum bu sevmeyi. Heybesi kalbi olan bir adam oraya sadece sevgisini […]

Hep Bir Eksik Sevin / Gürhan Gürses

Hep sabit bir noktaya bakıyordu adam. Gözlerini hiç kırpmadan gelmesi gereken ama bir türlü gelmeyen birisini bekliyordu. Bir insan bu kadar mı tutkuyla beklenilirdi? Bir bekleme bu kadar mı güzel olurdu? Dakikalarca, saatlerce aynı noktaya bakmak her kalbin işi değildir. Ve bunu günlerce, haftalarca hatta aylarca sürdürebilmek de herkesin işi değildir. Gözleri yaşlanmıştı. Çok beklemekten […]

Sen Bana Hep Geç Kaldın / Gürhan Gürses

Alnındaki çizgiler yaşadığı onca hüznün yıllara tekabül eden birer çentiğiydi adeta. Dudağındaki yarı tebessüm tamamlanmamış bir sevdanın emaneten bıraktığı bir nişaneydi. Gözlerindeki hüzün ise yüreğinin tapu senediydi. İşte bu hüzün kılıklı, yalnızlık kokulu ve sessizlik dolu adam gömleğini yırtmış,  göğsünü yumrukluyordu sert bir şekilde. İçi sevda doluydu. Mahallenin ortasındaydı ama kabadayı değildi. Aşkını ilan ediyordu […]

Sol Yanım Ağrıyor Annem! / Dr. Hatice Kösecik

Bugün dünyadaki ağacının gölgesinden sessizce yol alışının yirminci yılıdır annem! Sanki daha dün seni oturtum zorla tekli sallanan koltuğuna da; ”Hadi gel annem, seninle iyi anlaşan ana kız gibi, şöyle miss gibi kokan, yanında kuşlokumu kakuleli türk kahvesi içelim. Sen yeter ki otur karşıma da kız yine bana, söylen, ama içmesen de içiyor gibi yap. […]

Uçurumun Kenarındayım Anne! / Dr. Hatice Kösecik

“Hey sana diyorum, kalksana be. Senin evin, çocukların yok mu? Burası benim bölgem, rahat bırak beni. Yaylan hadi!” Hem söyleniyor hem de ayağıyla dürtüyordu kendi sokağında, kendi metruk binasında sızmış olan Oğuz’u. Hemen hemen iki günde bir gelir, ilacını çeker, kafayı da demleyince yatardı Cemal’in eski yırtık kanepesinde. Oysa daha yeni almıştı otu genç adam. […]

Bir Buğday Tanesi / Gürhan Gürses  

Çok iddialısın böyle sevmek gerçekçi değil günümüz dünyası için. dedi ama yüreğimi bilmiyordu. Can içim, yüreğim kitap değil ki açıp okuyasın ya da defter değil ki kalemi eline gerekli yerleri düzeltesin. Ne kadar sevdiğimi bir ben bilirim, bir de Rabbim bilir, diye cevapladım ve devam ettim. ‘O zaman dedim seni iddiasız seviyorum.’ Nasıl? Dinle o […]

Sahipsiz Çiçekler / Sevgi Ataş

Sen gittin ya.. Bahçedeki  sardunyalar hiç  çiçek  açmadı. Sonra bütün  yaprakları  kurudu. Saksısında bir kök kalmış,  hayat  bulmak için  bir yudum suya hasret. Ama su verecek kimse yok. Herkes kendi telaşında.  Oğlanlar arkadaşlarla takılıp, araba modelini değiştirmek için  ince ince araştırarak kılı kırk  yarıyorlar.  Kızlar yeni eve taşınmak  hayalinde,  içine  yeni de eşyalar tabii.. Ev […]

Ben Sana Benziyorum Anne! / Dr. Hatice Kösecik

Gözleri karanlık gecenin içinden her an çıkabilecek ufacık bir ışığı arıyordu adeta. Yine üzgün yine ağlamaklıydı yüreği. Oysa izin yoktu ona, ağlayıp da aileyi üzmeye izin yoktu. Duygularını bastır bastırabildiğin kadar diye öğrenmişti annesinden. Aynur hemşire de aynısını yapıyordu işte. Hem de tam da annesinden kopyaladığı gibi. Yıllar yılı kızdığı annesine ne çok da benzemeye […]