Taze Ekmek Kokusu / Mustafa Alagöz

İlkbaharda renkarenk çiçeklerle bezenen yazın ise güneşte bozaran, bir yamaçta kurulmuş bir köyün okulunda çalışıyordum.  Köyün nüfusu arttıkça, tek katlı iki derslik ve müdür odasından ibaret olan okul yetersiz kalmış, aynı bahçede farklı tarihlerde iki ayrı derslik daha yapılmıştı. Okulun çeşmesi, bahçede olup kışın etrafa sıçrayan suların donması ile oluşan kristal bir tepenin içine gömülür, […]

Ey Gecenin Şehinşahı / Gürhan Gürses

Geceye içini döken bir adam tanıdım. Karanlığı karanlık eden… Hüznü daha bir hüzünlü kılan… Acıya acı katan… ‘Her şey yalan’ der’di. Buydu derdi. – Ey ay! Karanlığın imparatorluğuna karşı çıkan ve aydınlığın bayrağını karanlığın tam da ortasına diken ay! Duyuyor musun beni? Kaybedecek hiçbir şeyim yok. Sevildiğimi zannediyordum aslında hiç sevilmediğimi anladım. Bunları zorla söylüyordu. […]

Beni Mezarıma Geri Götür / Gürhan Gürses

Mezardaydım. Soyutlamıştım herkesten kendimi. Saç sakal iç içe girmişti. Yemeden içmeden kesilmiştim. Bir deri bir kemik kalmıştım. Ne kimseyle görüşecek gücüm ne de biriyle dertleşecek dermanım kalmıştı. Diri diri kendimi gömmüştüm. Göğüm hep kapalıydı. Çiçeklerim hep soluktu. Ne bir eş vardı başımı aynı yastığa koyduğum, ne de bir arkadaş vardı ekmeği ortasından bölüp paylaştığım. Yaşamın […]

Karanfil Kokulu Adam / Merve Akyel

Karanfil kokusu, belki de fesleğen tenindeki sinmiş huzur kokusu… Alışagelmişin dışında dudak kıvrımı bir tebessüm busesi… Ayrılık vakti görüntüler bir film şeridi gibi… İçim yangın yeri…  Bu acı kemiklerimi sızlattı. Bir fotoğraf karşımda eski bir fotoğraf. Masanın üstünü güzelliğiyle ve o zarif tebessümüyle süsleyen… “Bu kadar susmak ve bu acıyı ötelemek niye?” dedi Tomris[i] “Vazgeçmek […]

Bir İnsan Başkasini Nasil Sever Bu Kadar / Gürhan Gürses

  Bir insan başkasını nasıl sever bu kadar? diye sordu bana yanımda duran ve antik bir Yunan tanrısı heykeli gibi duran adam. Göğe baktığında onun resmini görürcesine, suya baktığında hâkeza… Hesapsız sever. Kitapsız. diye yanıtlayıverdim gayriihtiyari. Ama anlayamıyorum ya da bize nasip olmadığı için kabullenemiyorum bu sevmeyi. Heybesi kalbi olan bir adam oraya sadece sevgisini […]

Hep Bir Eksik Sevin / Gürhan Gürses

Hep sabit bir noktaya bakıyordu adam. Gözlerini hiç kırpmadan gelmesi gereken ama bir türlü gelmeyen birisini bekliyordu. Bir insan bu kadar mı tutkuyla beklenilirdi? Bir bekleme bu kadar mı güzel olurdu? Dakikalarca, saatlerce aynı noktaya bakmak her kalbin işi değildir. Ve bunu günlerce, haftalarca hatta aylarca sürdürebilmek de herkesin işi değildir. Gözleri yaşlanmıştı. Çok beklemekten […]

Sen Bana Hep Geç Kaldın / Gürhan Gürses

Alnındaki çizgiler yaşadığı onca hüznün yıllara tekabül eden birer çentiğiydi adeta. Dudağındaki yarı tebessüm tamamlanmamış bir sevdanın emaneten bıraktığı bir nişaneydi. Gözlerindeki hüzün ise yüreğinin tapu senediydi. İşte bu hüzün kılıklı, yalnızlık kokulu ve sessizlik dolu adam gömleğini yırtmış,  göğsünü yumrukluyordu sert bir şekilde. İçi sevda doluydu. Mahallenin ortasındaydı ama kabadayı değildi. Aşkını ilan ediyordu […]

Sol Yanım Ağrıyor Annem! / Dr. Hatice Kösecik

Bugün dünyadaki ağacının gölgesinden sessizce yol alışının yirminci yılıdır annem! Sanki daha dün seni oturtum zorla tekli sallanan koltuğuna da; ”Hadi gel annem, seninle iyi anlaşan ana kız gibi, şöyle miss gibi kokan, yanında kuşlokumu kakuleli türk kahvesi içelim. Sen yeter ki otur karşıma da kız yine bana, söylen, ama içmesen de içiyor gibi yap. […]

Uçurumun Kenarındayım Anne! / Dr. Hatice Kösecik

“Hey sana diyorum, kalksana be. Senin evin, çocukların yok mu? Burası benim bölgem, rahat bırak beni. Yaylan hadi!” Hem söyleniyor hem de ayağıyla dürtüyordu kendi sokağında, kendi metruk binasında sızmış olan Oğuz’u. Hemen hemen iki günde bir gelir, ilacını çeker, kafayı da demleyince yatardı Cemal’in eski yırtık kanepesinde. Oysa daha yeni almıştı otu genç adam. […]

Bir Buğday Tanesi / Gürhan Gürses  

Çok iddialısın böyle sevmek gerçekçi değil günümüz dünyası için. dedi ama yüreğimi bilmiyordu. Can içim, yüreğim kitap değil ki açıp okuyasın ya da defter değil ki kalemi eline gerekli yerleri düzeltesin. Ne kadar sevdiğimi bir ben bilirim, bir de Rabbim bilir, diye cevapladım ve devam ettim. ‘O zaman dedim seni iddiasız seviyorum.’ Nasıl? Dinle o […]

Sahipsiz Çiçekler / Sevgi Ataş

Sen gittin ya.. Bahçedeki  sardunyalar hiç  çiçek  açmadı. Sonra bütün  yaprakları  kurudu. Saksısında bir kök kalmış,  hayat  bulmak için  bir yudum suya hasret. Ama su verecek kimse yok. Herkes kendi telaşında.  Oğlanlar arkadaşlarla takılıp, araba modelini değiştirmek için  ince ince araştırarak kılı kırk  yarıyorlar.  Kızlar yeni eve taşınmak  hayalinde,  içine  yeni de eşyalar tabii.. Ev […]

Ben Sana Benziyorum Anne! / Dr. Hatice Kösecik

Gözleri karanlık gecenin içinden her an çıkabilecek ufacık bir ışığı arıyordu adeta. Yine üzgün yine ağlamaklıydı yüreği. Oysa izin yoktu ona, ağlayıp da aileyi üzmeye izin yoktu. Duygularını bastır bastırabildiğin kadar diye öğrenmişti annesinden. Aynur hemşire de aynısını yapıyordu işte. Hem de tam da annesinden kopyaladığı gibi. Yıllar yılı kızdığı annesine ne çok da benzemeye […]

Çivit Mavisi / Gürhan Gürses

– Beni sev, sınırsız sev ama! Sende sevilmek dünyanın en tatlı yemişini yemek gibi bir şey olsa gerek, en tatlı suyunu içmek ve en tatlı havasını solumak… – O kadar değilim abartma! – Sen öylesin ki bana! Ne bir kelime fazla söylüyorum en de eksik, inan bana. Bütün kalbimle bunu söylüyorum. Dünyadaki bütün insanları bir […]

Gecenin Karanlığı İçinin Yangısını Yansıtıyordu / Hatice Kösecik

Ortalık zifiri renk almıştı adeta. Sanki yıldızlar küsmüş, kendilerini imha etmişlerdi. Söndürmüşlerdi ışıklarını kırgın gönle ağlıyorlardı. Yine yapmıştı yapacağını kocam dediği adam Zeynep’in. Kıyasıya vurmuş, hıncını çıkarmıştı bir zamanlar ‘çılgın gibi seviyorum’ dediği kadına. Vurdukça siniri daha da artmış kendini kaybetmişti Ahmet. Zeynep on yedi yıldır, evliliğin ilk üç ayı geçip gerçekleri gördüğü andan beri […]

Beyaz Arabalı Genç / M. Latif BAKIŞ

Bir zamanlar toy bir delikanlı vardı, yüreği sevgi ve iyi niyetle dolu. Kıt kanaat geçindiği dünyada ne bir beyaz atı vardı ve ne de beyaz bir arabası… Ama engîn hülyaları vardı. Kainat kadar geniş yüreğinin en ücra köşelerinde gezdirirdi sevdiklerini. Hayalini gâh kanatlı bir boynuzlu at yapıp gökyüzünden ay ve yıldızlar devşirirdi sevdiklerinin saçlarına; gâh […]

Bu Dünyada Aşkta Kaybeden Ahrette Kaybettiğini Kazanır / Gürhan Gürses

Yanına oturmuştum. Bana zamane bir derviş gibi geliyordu hali yahut bir münzevi… Dua ediyordu, benim farkımda bile değildi. Huşu içindeydi, huzur… Gözlerini kapamıştı, maneviyatın ikliminde dolanıyordu ruhu. Bir kartala benzerdi eğer teşbihte bulunsaydık ruhu için. Kanatları kocaman, gagası keskin mi keskin bir kartala. Öyle görünüyordu ama içini tahmin etmek zor değildi. Kanadı kocamandı, gagası sipsivriydi […]

Filistin’de Ramazan’ın İlk Günü: Sessiz Çığlık! / Prof. Dr. Hamdi Temel

Filistin topraklarında Ramazan ayının ilk günü oruçlu olayım diye niyetlendim. Gazze’deki Ulu Cami’ de orucumu açayım düşüncesinde idim. Ve kendimi Gazze sokaklarında yürürken buldum. Ama bu yıkık sokaklarda yürürken her zamanki gibi aldığım taze sebze ve meyveler yoktu.  Gözlerim manavları ya da buram buram yeşillik kokan mahalle pazarlarını arıyordu. Galiba ramazan ayının ilk günü olması […]

Bir Babanın Son Bakışı / Muhittin Ece

Tarih 23 Ekim 2011… Üniversite okuduğum için ailemden ve memleketimden uzaklardayım… Kayseri’deyim. Bir pazar günü… O kara habere bankalar caddesinde yakalandım… Saat 13:45 telefonum çaldı… Birkaç gün önce tartıştığım bir memleketlim arıyordu beni… Onun adını görünce hem sevindim hem de istem dışı bir kibir kapladı benliğimi… Telefon çaldıkça kibrim tavan yapıyordu..Adeta zafer kazanmış bir komutan edasıyla savaş […]