Yaşıyoruz Öyleyse Varız / Hatice Eğilmez Kaya

“Ay, yeniden dolun olacak ve sabahında yine gülümseyecek bir karanfil budağına…”   Yaşıyoruz öyleyse varız, desek de bu sav, ölünce yok olacağız demek değil. Aksine içinde bulunduğumuz ânı; yani ne geçmişi ne de geleceği, şimdiki zamanı işaret eden bir durum belirlemesi.  Maddenin katı, sıvı ya da gaz hallerinin varlığı ve farklılığı gibi bir şey. Zaten […]

Müzisyen Beyaz Bulut / Hatice Eğilmez Kaya

Eskiden çok eskiden, atlar henüz ehlileştirilmeden; yemyeşil bir ovada, Beyaz Bulut adında müzisyen bir at yaşarmış. Yeleleri, kuyruğu, başı, göğsü bembeyaz olduğundan anne babası ona Beyaz Bulut adını vermiş. Onun yaşadığı yıllarda atlar özgür ve hep birlikte, o kırdan bu kıra gezerlermiş. Bu yüzden Beyaz Bulut tıpkı adı gibi sürekli hareket halindeymiş. Bilirsiniz özgürlük hava […]

Pamuktan Bir Kalp / Hatice Eğilmez Kaya

Ilık bir mayıs sabahında parktaki yavru serçeler neşe içinde oyun oynuyorlarmış. Hep birlikte parkın çimlerine bir konuyor, bir uçuşuyorlarmış. Bu oyun aslında onlar için oldukça eğlenceli bir yarışmaymış. Güneş, sabahın ilk ışıklarını dünyaya göndermekten son derece mutlu ve onurluymuş. Seher rüzgârı, gördüğü her çiçeğin başını okşuyor, her ağaca içten bir “merhaba” diyormuş. Kelebekler, arılar, uğur […]

Yaşlı Ebabilin Vefası / Hatice Eğilmez Kaya

Siz hiç ebabil gördünüz mü, bilmem. Doğrusu ben görmedim. Belki de görmüşümdür de neye benzediğini tam olarak bilmediğim için görmedim sanıyorumdur. Eskiden, çok eskiden ebabiller dünyamızda yaşarmış. Bilmeyiz ki sonradan nesilleri mi tükendi, yoksa bize mi küstüler? Görünmez olmuşlar gözlerimize. Zaten onlar her zaman pek utangaç kuşlarmış. Öyle halk içine pek çıkmazlarmış. Ufacık endamları, mini […]

Sarı Kedinin Rüyası / Hatice Eğilmez Kaya

Geçmiş zamanın içinde gözleri balköpüğü renginde minicik bir Sarı Kedi yaşarmış. Sarı Kedi’nin tüyleri yumuşacık, gıdısı ve patileri bembeyazmış. Herkes onu çok severmiş. Bazen aynaya baktığında o da kendisi için “Ne sevimli bir yüz bu, galiba dünyada benden güzel bir kedi yok.” diye düşünürmüş. Kendini beğenmiş olmak ne kadar da kötüymüş meğer. Evde kardeşleriyle, okulda […]

Dostluk Ne Güzeldir Ne Güzel / Hatice Eğilmez Kaya

Serin bir akşamüstü anne leylek, yavruları için yiyecek aramaktan dönüyormuş.  Güneş yumuşacık ellerini üzerimizden çekti çekecekmiş. Havanın kararmasından ve evlatlarının yalnız kalmalarından endişelenen anne leyleğin sevecen yüreğinde aceleci bir telaş varmış ki sormayın gitsin. Ağzındaki neredeyse kendi kilosu kadar olan yemek parçalarına aldırmadan uçtukça uçuyormuş.  Hatta bir ara üzerinden hızla geçen bir uçağa yetişebileceği duygusuna […]

Geç Açan Çiçek / Hatice Eğilmez Kaya

Yemyeşil bir ormana yine bahar gelmiş. Güneş; ışıklarını cömert, adil ve sevecen bir dokunuşla ormandaki her çiçeğe, her ağaca, her böceğe, her kuşa, her tırtıla, her kelebeğe sunmuş. Sabahın olduğunu üzerlerine vuran gün ışığından ve durmadan şakıyan kuşların güzel seslerinden anlayan kır çiçekleri uyanıp etraflarına neşe ile bakınmışlar. “Günaydın arkadaşlar!” demiş birisi. “Sana da günaydın.” […]

Ay Işığı Suya İndiğinde / Hatice Eğilmez Kaya

Sıcacık bir yaz gecesinde ay ışığı serinlemek için suya inmiş. Önce gümüş rengi ellerini ve aydınlık yüzünü dalgalarda yıkamış. Sonra boylu boyunca denizin üzerine uzanmış. Bütün yıldızlar ay ışığının üzerinde neşe ile dans ediyorlarmış. Oradan geçen yavru bir ceylan sudaki ışıltılı yansımayı görmüş. O kadar hayran kalmış ki ona, bir parçasını alıp evine götürmek istemiş. […]

Altın Kalpli Ressam Şahin / Hatice Eğilmez Kaya

  Geçmiş zaman ülkelerinden birinde. Ressam bir şahin yaşarmış. Keskin gözleri, maharetli parmakları olan bu şahin, aynı zamanda çok iyi kalpliymiş. Kendisine kötülük yapanlara bile kızamaz, onların iyiliklerini istermiş. Hatta bir gün arkadaşı serçe ile konuşurlarken uzaktan akrabası olan bir şahinin kendisini üzdüğünden söz etmiş. Serçe öfkelenip. “Umarım başına olumsuz bir iş gelir de akıllanır.”  […]

Meğer Sevilmek İstiyormuş / Hatice Eğilmez Kaya

Ayın gümüş rengi ışıklarıyla, en kuytu köşeleri bile aydınlattığı, bir yaz gecesi yaşanıyormuş. Şirin mi şirin bir meltem, ormandaki bütün yuvaların kapılarını çalıyormuş tek tek. “Haydi!” diyormuş evlerinde oturanlara. “Çıkın dışarı gezin. Ne duruyorsunuz? Bakın ne tatlı esiyorum. Bilirsiniz, yaz mevsimi çarçabuk geçiverir. Bu güzel havada hiç içeri kapanılır mı?” Meltemin samimi çağrısını işiten genç […]

İki Kuş Bir Adam / Hatice Eğilmez Kaya

  Zamanın birinde birbirlerine sırtlarını dönmüş; aklı kıt, bencil ve aynı zamanda tembel iki kuş varmış. Türleri de birbirine pek yakınmış üstelik. Biri kanarya ise biri bülbülmüş mesela. Ya da biri kumru diğeri güvercin… Bunlar sabah akşam aynı nakaratı olan aynı tuhaf şarkıyı söylerlermiş. Şarkının nakaratı şöyleymiş: “Öteki bana gelsin, ben ona gitmem. Öteki bana […]