Yaralar ve Yaraya Deva Olanlar / H. Kübra Aydın

Kıymet verdiğim, yaralara deva Hocam der ki: “Her yara, sahibine özeldir ve yaralarıyla güçlenir insan. Ve insan en çok da yaraları sebebiyle sevilesidir.”Çok acıyor dediniz mi hiç? İşte burası, tam da burası, dokunduğun yer işte, evet orası çok acıyor… Bunu diyebilmek için dokunulması lazım yaranın tam üstüne ama acıtmadan… Kanatmak için değil sarmak için… Bir […]

Yusuf Olsan On İki Yıl Zindan / H. Kübra Aydın

  Dağ başını duman alır, başı görülmez olur ya sisten; tıpkı onun gibi, insanın başını da düşünceler alır bazan. Hiç geçmeyecek gibi durur dertler; omuzlar çöker, taşıyamayacakmış, altında ezilecekmiş gibi hisseder kendini insan. Ben de bu düşülmemesi gereken hale düşerim sık sık. Sonra şimşek gibi çakar hocamın sözü; beynim, kalbim ve ruhum hep bir ağızdan […]

Hayal Bu ya / H.Kübra Aydın

Güneş perde arasından yüzüme vuruyor… Sabah olmuş belli, mutfaktan geliyor annemin güzel sesi. Kapatayım gözlerimi, öperek uyandırsın annem beni. Babam yine bulamamış pantalonuna uygun çorabı. Sesi geliyor uzaktan: “Hanım hanım ne yaptın benim çorapları?” Annem kızmaya niyetli: “Ne yapacağım ben senin çorapları?” Ardından kahkaha sesi… Ya hu bitmez bunların didişmesi… Uyansam mı, baksana unuttular beni. […]

Bir Çağrının Yankısı: “Azîzân” / Hatice Kübra Aydın

Tasavvufa hayatımın her döneminde ilgi duymuşumdur. Mutlak yaratıcıya götüren bir yolsa tasavvuf, ilgi duymam kaçınılmaz olmalıdır zaten. Ancak öğrendim ki tasavvuf; bir ilim değil, bir yaşam biçimi imiş. Ve tasavvuf aslında en iyi Peygamber Efendimiz’i (sav), O’nun Ehli Beyt’ini, Ashab-ı Kiram’ı ve Onlar’a âşık olanları tanımakla anlaşılırmış. Manevi bir susuzluğa düşmüş, sağda solda çılgınca susuzluğumu […]

Yazmak İlaçtır / H. Kübra Aydın

Bazen insanın kafasına silah dayasalar hani, iki cümleyi bir araya getirip de yazamaz. Bazen de cümleler zihinde, gönülde ‘yaz beni’ diye haykırırlar da; kafasını yastığına koymuş, derin uykulara dalmaya hazırlanan insan yazmaya üşeniverir. Eğer talihliyse bir nebze yazılacak olanlar, sıyrılıverir kucak açmış yastıktan ve başlar yazmaya insan… Ne yazıldığının, nasıl ve nereye yazıldığının pek bir […]

Peygamber Çiçeği’me / H. Kübra Aydın

Bir insan, çok sevdiği bir insanın yahut yaratılmış herhangi bir mahlukatın yanında iken bile ona karşı özlem duyar mı? Duyar; duyar çünkü birazdan ayrılacağını bilir. Bunu bildiği için de kavuşsa da içinde ince bir hüzün taşır. Bu hep böyle olmuştur. Gerçek sevgi nedir, nasıl bir şeydir, bir gün biter mi? Bu sorulara ancak insanın yüreği […]

Ustam’a / H. Kübra Aydın

‘Yarın geç olmakla meşhur’ demiş büyük usta Nuri Pakdil… Bugün bu sözünü kendi yokluğuyla idrak ettirdi. Ve ben; bir gün ‘olmayabilirim’in, ‘yazamayabilirim’in endişesini taşımaya başladım ve ardından kendi ustamı anlatmaya koyuldum kalemim döndüğünce, yüreğimden süzüldüğünce… Her talihli kulun bir ustası vardır: bir kaya parçasından sanat eseri çıkardığı gibi ya da maharetli elleriyle çömleğe en güzel […]

En Güzel Ödev / Kübra Aydın

Sare adında güzel bir kız çocuğu vardı. Sare güler yüzlü, merhametli; ailesi, arkadaşları ve öğretmenleri tarafından çok sevilen bir çocuktu. Aynı zamanda okulunu çok seven, çalışkan ve ödevlerini düzenli bir şekilde yapan bir öğrenciydi. Bir gün Esra Öğretmen, Sare ve arkadaşlarına bazı güzel davranışları özümsetebilmek için bir ödev verdi. Onlara sevgi, sabır ve vefa kavramlarının […]

Haziranda Ölmek Zor Derler, Peki Ya Doğmak? / Kübra Aydın

Bir haziran sonu gözlerimi açmışım, yürekleri buz tutmuş insanların yaşadığı dünya denen diyara… Çok da isteyerek gelmediğimi belli etmişim vaktinden çok sonra doğarak… Sanki bütün ayların hüznü haziran sonuna toplanmış gibi, hepsini özümsemiş yüreğim… Yıllar yılları kovalarken hüznüm çehreme yansımış. Dudak kıvrımı gülüşlerimde bir tutam hüzün varmış… Ve sonra dünyayı kurtarabilecek kadar güçlü, kolumu kaldıramayacak […]

Sensiz Geçen Kaçıncı Bayram Bu? / Kübra Aydın

Kaç yıl geçti üzerinden, kaç yıl sensizlikle boğuştu bu beden bilmiyorum. Bakma sen benim bu kendini bilmez sözlerime… Bilmez olur muyum hiç! Koskoca on yedi yıl altı ay on iki gün geçti o karanlık sabahın üzerinden. Biliyor musun dedem, senin beni bıraktığın o sabah, yağmur yağmıştı ya hani seni uğurlarken… Sen sakın arkandan ağlamadım sanma; […]

Düğüm / Kübra Aydın

Bir akşamüstü Sahildeki balık lokantasında Ya da boğaza karşı Çaylarımızı yudumladığımız O, sımsıcak çay ocağında Düğüm oluyorsun boğazıma Gözlerim buğulanıyor Gözyaşlarım kor gibi düşüyor yüreğime Yanıyorum Öyle bir yanış ki bu Kül oluyorum… Benden geriye sen kalıyorsun Ve sen yine bir balık lokantasında Düğüm oluyorsun boğazıma Bu gönderiyi paylaşın:

Senden Başka / Kübra Aydın

Unutursun bir gün; En çok da “Unutamam” dediklerini. Unuturlar seni de… Hayat bu; Çok şey öğretir insana. Ruhun kalbine sıkıştığında Sabrı öğrenirsin Bülbül dilin lâl olur Söyleyemezsin… Boğazında düğümlenir hasretin, Gözlerin nemlenir Gizleyemezsin… Dalar gidersin uzaklara Beklersin… Bazen de, Sen gidersin uzaklara Yolcu olursun duraksız yollarda Hayat bu; Çok şey öğretir insana Sevginin beraberinde getirdiği […]

Derdi Olmasa Bulutların / Kübra Aydın

Yürüyorum şemsiye açmadan Yağmur çiseliyor Islanmaya başlıyorum Süzülüyor saçlarımdan damlalar Yürüyorum şemsiye açmadan . Düşünüyorum sonra Bir derdi olmasa dökmezdi böyle içini gökyüzü Gürlemezdi kararıp kararıp Ve şimşek çakmazdi gökyüzünü yararcasına Dert biliyorum derdini Her damlasını yüreğime akıtıyorum Ve ben yine Yürüyorum şemsiye açmadan. Bu gönderiyi paylaşın: