Bir Nida Çağırın Efendiler / Kübra Öztaş

Bir nida çağırın efendiler Ezelden keza cürmünüz dursun pas tutmuş ise kulağınız gönülden ırak diliniz de sussun Sözünüzde Kâbil’den kalma bir riya katrandan kara, yahut bilmem ne bela sonsuz kelam içinde hep en kötü, en eza Meryem’in bahtından düştü ise bana Müjgânla süzülür gözlerimden heyula İlahi! bu ne elem bir vaka Derdi başka ise senden, […]

Garip / Kübra Öztaş

Özüm dilsiz bir seyyah Kanar durur yarelerim. Senden gayrı yoktur sema Sızlar durur yarelerim. Umut gülüm künde açar. Şerbetten güzeldir özün. Deryalarda sübyan gezer. Ay noksandır tamdır özün. Bismişahı evvel yazar. Künde beş vakittir sözün. Asya da yağız at coşar. Felek biçer bana yazgın. Çehreme düştü hüzün. Künü kara görür gözüm. gönül zarım dertli sazım […]

Sessiz Kıyı / Kübra Öztaş

Sessiz kıyılarından süzülür güneş martılar güne hasret geceden Gün yine küskün gölgesinde raks eden varlığıma fayrap dalgalar vururken kıyılarıma yağız atlar şahlanır kalenin burcunda. Bin ahından firar eder mecrim Mecrim loş ışıklı kaldırımların sesi sessiz yüreğim Dilim vahanın sırtında bir kuyu. Yüce kadim Yusuf masalı Leyla’nın korlanmış sabrı sevmesinin yüzsuyu sarp kayalıkların mor sümbülü bahçelerin […]

Afitab / Kübra Öztaş

Didarına rast gelende gözlerim Ben böyle edebi kimden gözlerim. Mahcup asude nihandır gül zar-ın Ben böyle afitab-ı nerde bileyim. Deryaya düşüp rast gelsin sözlerim Kalemine kelamım dolsun dillerim. Gökkubbenin sesi haktır bilirim. Ben böyle semaya nerde bakayım. Yar dilinde solmaz vahdet-i islam Şol toprakta ayrılmış canana esham Figan eder viranda onlarca sübyan Ben böyle cihanda […]

Münakaşa / Kübra Öztaş

Ben-i âdemden bu yana beşer değil mi nankör olan? büyük hatadan beri hak ve batıl serüveni ne olacak balçığa bulanmış ruhun ahvali? neden yıkar insan adab-ı muaşeret bendini gök kubbenin altından gayrı göçüp gitme vakti İlahi! cehalet kol gezerken alem-i cihanda yakmasın mı ateşler mahşer gününde? zülfünü savuranla harlanacaksa cehennem cem-i cuma seyre mi dalacak […]

Hızır / Kübra Öztaş

Buralardan geçmedin mi hızır Dünya çekilmez dünya sahte dünya kendine hazır Sensizlik karanlık karga sesinde kelebeğin kanat çırpışında Hatmilerin kokusunda bile Her gece ağlar çocuklar dünya nezaretimde Ve ben durmadan anarım seni şen kahkahaya şakımayan çocuk çehresinde Buralardan geçmediysen hızır Sıcak çaya demlenir yarım kalır bardaklar Darağacında sallanır çamura bulanmış vicdanlar Analarda göz yaşı babalarda […]