Cumartesi Tatili / Mehmet Faruk Habiboğlu

Bugün Cumartesi değil o yüzden bir şey yazmıyorum. Kafamı bozmayın, yazmıyorum dedim! Zaten cumartesileri yazıyorum diye cumalar bana kızıyor. Pazarlar ters ters bakıyor, diğer günler “bizden uzak dur” diyor. Yaza yaza yaz da bitiyor bu arada. Henüz tatil yüzü görmedim. Yahu her şey ateş pahası, ne tatili? Çok istiyorsan, evde balkona bir leğen su koy […]

Kısa Yazar (Ama Sen ‘Uzun’ der, Okumazsın) / M. Faruk Habiboğlu

Arkadaşına anlatır gibi yazamıyorsan hiç yazma bence. Bir yazar olmakla bir aşçı olmak arasında derin bir benzerlik var, insan kendine yemek yapınca değil başkaları için yapınca aşçı olur. Yazdığını da başkalarıyla paylaşırsan yazar olabilirsin. Tabi iyi aşçı olduğu gibi iyi yazara olmak da ayrı bir konu. Herkes yazar ama herkes yazar olamaz. Ve herkes iyi […]

Deli mi Ne? / Mehmet Faruk Habiboğlu

“Her deli üstünü başını parçalamaz” derler bizim buralarda. Hem hepimiz biraz deli değil miyiz zaten? Hayatın karşımıza çıkardığı durumlarda, özellikle çıkmazlarda delirmemek içten bile değil! Ama ben yine de seviyorum seni. Bu sabah yine kahvaltı yapmadan çıktım evden. Yürürken sigaranın daha zararlı olduğuna aldırmadan çektim dumanı ciğerlerime, otobüs durağına varana dek. Durak kalabalık değil nedense, […]

Cumartesiden Kalanlar / M. Faruk Habiboğlu

Hepimiz ayrı ayrı terziler dolaşırız ama sonunda aynı model beyaz elbiseler biçilir bize. Öyleyse bu model telaşı neden? Bu afra tafra kime? Toprak bizle hercümerç. Topraktan geldik ve toprağa gideceğiz. Kazık çakan yok ki! Önemli olan çamur olmamak.. Sonra alçakta olmalı ama alçalmamalı. Kibrimiz hakir çok şükür. Bıkmaksızın sevgi kuşanmalıyız. Bizi sevmeyen kendi bilir tabi. […]

Şairler Yalnız ve Yorgun Ölür / Faruk Habiboğlu

  Şairler yalnız ve yorgun ölür Tümce bu Pendik’te bir balkon Her üç dakikada bir geçen uçağın Gölgesi duvara vuruyor Martılar mütemadiyen aç Bugün sınbaharın son ayından bir gün Tütünün sabrı var parmaklarımda Ben en çok parmaklarını özlüyorum Niye kekremsi ağzımın tadı Niye benden o kadar uzaktasın Niye böyle olduk ki biz Kim bunlar Bu […]

Cumartesiden Kalanlar / M. Faruk Habiboğlu

Ziyandayız Emanetiz dünyada. Allah bizi bize emanet etti. Aklımızı gönlümüze, gönlümüzü aklımıza. Sonra bize dedi ki “aklını kullan ve kalp gözünü aç!”. Halbuki öyle bir zamandayız ki, akıl nadasta gönül kirada! Yazık ediyoruz kendimize, tüketiyoruz bir yandan hayatı bir yandan kendimizi üstelik ne kadar farkındayız. Ziyandayız! Ziyandayız! Bu gönderiyi paylaşın:

Cumartesiden Kalanlar / M. Faruk Habiboğlu

Ah Keşke   Bir ben vardır bende benden özge… Bir yerden duymuşum veya okumuşum sanırım. Psikologlara göre çift kişilik hali. Filozoflar bir dolu ahkam keser bu konuda. Şair diliyle ne desek bilmem ki… Hani bazen seyredersin kendini yukarıdan. Bu koşturan, didinen biçare adam kim? Keşkelerin girdabında boğulmuş bu adam, iyikilere ne kadar uzak! Şu gittiğim […]

Cumartesi’den Kalanlar / Mehmet Faruk Habiboğlu

Ben Sana Geç Kaldım Efendim Bir zaman ben sana gelmiştim efendim Kapına, yoluna diz kırmıştım. İster bir dilenci, ister bir seyyah, ister bir yolcu olarak ben. Ve sen edanla, edebinle bir hancı misali açmıştın gönül kapılarını. Nerden bilebilirdik ki rüyaymış, hülyaymış.  Kalbimiz kanmış.. Bize çok görmüşlerdi vuslatı! Ben seni yitirmiştim efendim.. Oysa kendimi de yitirmekmiş […]

Cumartesi’den Kalanlar / M. Faruk Habiboğlu

DÜŞÜN   Sabaha kadar uyuyamayanlar ya gece vardiyasındadır yahut düşünce vardiyasında. Emekçilere saygımız sonsuz da… Düşüne düşüne düşer düşüne işte! Düşünmek düşmeye gebe; düşündükçe düşersin, düştükçe düşlersin de ne olur sonunda işin? “Düşünüyorum öyleyse varım” diyen filozof büyük laf etmiş! Ama bir kamyon arkası yazı var ki hikmetini sen düşün: Düşün ne kadarsın? Düşlediğin kadarsın! […]

Cumartesi’den Kalanlar / M. Faruk Habiboğlu

Ziyandayız  Emanetiz dünyada. Allah bizi bize emanet etti. Aklımızı gönlümüze, gönlümüzü aklımıza. Sonra bize dedi ki “aklını kullan ve kalp gözünü aç!”. Halbuki öyle bir zamandayız ki, akıl nadasta gönül kirada! Yazık ediyoruz kendimize, tüketiyoruz bir yandan hayatı bir yandan kendimizi üstelik ne kadar farkındayız. Ziyandayız! Ziyandayız! Bu gönderiyi paylaşın:

Yaşamak Değil Yaşamak / Mehmet Faruk Habiboğlu

Gece, saat 00:27. Dört duvar ve duvarın her birinde tablolar. Birinde Kaplumbağa Terbiyecisi birinde çocuklar. Benim çocuklarım; Fulya, Dilara, Tolga, Batuhan. Odanın bir yanında masa ve ben oturmuş karalama defterine yazmakla meşgul. Beynimde binbir türlü düşünce. Kızlarımdan ve oğullarımdan uzak olmak zor. Yalnız yaşamak zor. Ve ben her gece böyle tütünle hemhal. Arada bir, bir […]

Kızıl Saçlı Bir Kadın Geçti / Mehmet Faruk Habiboğlu

Kızıl saçlı bir kadın geçti az önce bu sokaktan Sanki bin ışık süzüldü şafaktan Sanki uzaktan bir deli rüzgar esti Çıplak dallarda kuşların gözleri buz kesti Kentteki tüm saatlerde akrep ve yelkovan durdu Güneş hışımla bulutlara buyurdu: Kapatın beni gözlerim kamaşıyor! Ötelerden bir keman sesi buralara ulaşıyor… Yavru kediler durup dinledi kadından esen kokuyu Yüreğim […]

Sen / Mehmet Faruk Habiboğlu

Bu şehir artık seni anlatmıyor.. Önceden.. Kaldırımlarda sen siluetinde dolaşırdı kadınlar oysa. Bütün sokaklar sana açılırdı, bütün caddeler, bulvarlar senin adını taşırdı. Apartmanların isimleri sendin. Ve balkonlardan her dem sen el sallardın. Otobüs duraklarında seni beklerdi insanlar ben gibi ve otobüs tabelalarında senin ismin. Biz ya sana gelirdik yahut senden dönerdik. Vitrinlerini senin resimlerinle süslerdi […]

Beni Bu Şehir Kesmiyor / M. Faruk Habiboğlu

Beni bu şehir kesmiyor Yıldızları yabancı gecelerin Sokakları taş döşemeli değil Burda şefkat rüzgarları hiç esmiyor. Bütün kaldırımlarda yabancı çehreler Bu anneler, çocuklar, adamlar kim Bu otobüs durağı, bu kent mezarlığı ne O aşina bakışlar, taşlar nerdeler? Bir Eski Çarşı, sanki tiyatro sahnesi Köhne deniz kokusu, martı hıçkırığı Arabalara açık caddeler, vuslata kapalı Çığlık çığlığa […]

İnadına Kahkaha / Mehmet Faruk Habiboğlu

Kahkaha atan kadınların vardır kalbinde bir yara. En çok gülen dudaklardan sızar acılar, en çok kırılgan bakışlar gizler hüsranı. Ve ben her gece seni sayıklayıp duruyorum balkonda tütünle hemhal olurken. Ve ben en çok seni Allah’a ısmarlıyorum. Vizon boynuzundan tespihim var adını tane tane sayıkladığım, bir dua gibi mırıldandığım. Gel demiyorum seni beklerken, gelmeyeceksin, bile […]

O Kadar / Mehmet Faruk Habiboğlu

Ben ki matematiği sevmiyorum İşinize gelirse Suyu sek içiyorum Ekmeği katıksız yiyorum İşinize gelirse Her gece kitap okuyorum Bir elma ısırıyorum Gecenin ilerleyen bir anında Pencereden uzaklara bakıyorum İşinize gelirse Her gece geç uyuyorum Rüyamda seni görüyorum Mutlu oluyorum O kadar. 30.05.2018   Bu gönderiyi paylaşın:

Asûde Serzeniş / Mehmet Faruk Habiboğlu

Sükût ki aşka dairdir. Hüzne verilmiş sözümüz vardır. Hüzün şairin kalbinin ritmi. Kapılar ki, iç içe kapalı.. Canandan öteye bakan gözümüz vardır. Bir siyahi Leyla’ya kandığımız yeter! Vuslat hangi bahardır? Ve hangi hârdır? Ziyâsında yıkandığımız; ateşinde yandığımız yârin nazârı.. Yâr.. Yâr diye, ağyâra kandığımız yetmez mi? Visâl-i muammâ işte! Yine de sükût dilimize kilit vurmuş. […]