En Uzak Köşesinden / Mustafa Işık

bana, üşümüş gecelerde göğün köşesinden sarkan yıldızlar biriktirin, ki ben akşamı dağ ardına uçuran esmer yürekli şairim hangi ovanın serinliği seher yelinin suskun yanı ve nerede saklanır zaman ağlar halimle iyi bilirim hangi eylül biriktirir ki gitmenin en çok hüznünü gözlerimi yıkamaya daha kaç vakitsiz yağmur içeyim sevdayı nar gibi kızıla kesen o zalim ellerini […]

Gece, İhtiyar Saat / Mustafa Işık

yâdınla ağlar gecenin hesabı yok nazarımda ufuklar sır, sen gidince meyveye uzanan dal gök nişanesi dumanlı dağ halesidir gözlerimde yanımda kıymeti kalmadı güneşin göğün çeşmesi kesilir göğsümde başlar ihtiyarın geceye hikayesi koynumda çok nisan eskittiğim vaktin ah’a yüz tuttuğu anında kuşların kanat çırpınışları durur sağanağa omuzdur evin kapısı delilik dedikleri böyle güzellik gölgesiyle yarış tozlu […]

Gecenin Saçları / Mustafa Işık

Geceyi sana bırakıp gideceğim yıldızlar da gidecek gözlerimi, atların yorgunluğundan arta kalan bir avuç denizköpüğünde yıkayacağım karanlığın öfkesiyle kanat çırpan aşkın kırılgan kuşlarında kalacak aklım yüreğim gecenin saçında çarmıha gerilen bir azizenin duasında alnımın ortasında öpedururken çocuklar yarım yamalak cemrelerde gözlerimi bırakıp gideceğim geceyi sana bırakıp gideceğim yıldızlar da gidecek, yankısına şiir sesimi soylu sehere […]

Yarısı Ağıt / Mustafa Işık

pirim diline dolanmış bu öykü kaç ağıtın nefesi, biliyor musun kendini ağaca vuran rüzgârdan her gece göze çekilmiş mille ölüp her sabah ezber kalkan âdemden vakitlerimle serinleyip duran kaç adam var şu dünyada yedi dağın ardı kıvrılan yoldan gelip geçen akşamdan toplayıp kapıma gelen kaç maktul vebalidir bilirsin pirim, atlar ki bozkırın yalın ayaklı çocukları […]

Zelal / Mustafa Işık

feleğin, bilmeden ayna düşürdüğü suyun en berrak yeridir gözlerin kâkülünde güzelinden güller yüzün ki vaha serinliği, zelal her sabah orada başlar gün kuşları ve çiçekleri öper leyla deme gördüğün her güzele sonra çöle dönüşür gülistan yüreğim ayaklanır, yollara düşer parmağımda oltu taşı tespih ceylanı vurulmuş onca dağ aramıza haramiler diker senin yan bakışın, zelal ayrılık […]

Acziyet Anatomisi / Mustafa Işık

İnsan bazen külleri yama tutmaz anka diyarından geçer bazen de ağrılı bir azı dişi duvardaki öksürüklü akrebi çiğnemekten aciz kalır henüz sınanmamış ustura mezarlıktan artan ıslığı acemice kesmeye kalkar öyle karanlık ki kanatların gökteki turna sürüsü, ey! yere inmek isterken bulutlar şerha şerha yarılan göğüsten dağları öksürüğe boğar her çocuk anneye ölüm borçludur sesimiz göğe […]

Papatyaları Sevmelisiniz, Şairler! / Mustafa Işık

-Bak ki anlayasın, gör ki tanıyasın.    Şairler ki sözün şahı, padişahıdır. İçinde yaşadığı toplumun aydını, ustası ve üstadıdır. Düşünen, güzel söz söyleyen ve sözü dinlenen bir kişi olarak kabul ve saygı görür her vakit. Şair yaşadığı dünyayı, olayları ve insanları herkesten farklı algılayandır. Herkesin aynada gördüğünü duvarda görmeye muktedir olandır. Yaşamaya alışmayandır, dünyaya yabanî […]

Ararat’a Öykü / Mustafa Işık

Savruk yelesiyle dörtnala uçarı sağrısı köpükten ak kısraklar ölüm şaklar kırbaç şafağında Ararat’ı gözlerinden öperdi Vakit zemheri, uzanırdı bir el eski zaman masalıydı okunan kan damlayan sarnıçlarda, ak sarılarla nergisler salınır en güzel türkü dağlara yakılırdı Bir dağ nasıl uyanır bilemem neresinden öpülür ki şaha kalkınca beyaz at, bu bir seyyahın kavlidir vedalar utanırdı sahibinden […]

Yaktı da Gitti / Mustafa Işık

Felek beni sana meftûn eylerken Dikenler canımı yaktı da gitti Gözyaşım geceden gizli akarken Hayalin yüzüme baktı da gitti Sen gece düşünde en güzel rüya Ömrümü sükûtun rengine boya Kadehin duası dilimde güya Dilim boğazıma aktı da gitti Gökteki tek diri İsa Mesih’ken Çalınmamış sûra nişane iken Karınca yuvası harabelikken Süleyman ordusu yıktı da gitti […]

Ölüm, Dosdoğru Vaattir / Mustafa Işık

– belki de bu…   Gözleri serin toprak gibiydi, nefesi çöl çorağı.. durduk yere birikiyordu yorgunluğu, sırtında kat be kat apartman boyuydu hayatın hengâmesi.  Ama dilinde eksilmezdi, her sabah ‘belki de bu…’ deyişi. Bu sabah da yine mutlu günleri hayal eden mahzun bir hâl içindeyken etrafındaki kalabalık giderek artıyordu. Caddenin başındaydı, upuzun bir cadde… Meçhule […]

Halep ve Çocuk / Mustafa Işık

-sizinle cennete gelemem bayım.. Gecenin bir yerinde dile gelen feryattı, dünyayı çatısı yıldız akan vadiye döndüren. Harabeden bir şehri haritanın bağrında silip atmaya yeminliydiler, zamane Ebreheler. Dağları aşıp gelen nazlı sevgiliyi sıkıca bağrına basmak gibiydi hasretliğin adı. Bu yüreğin en asil misafiriydin hey gidi, haydi destursuz içeri gir, yüreğim dört duvar. Ama bil ki cümle […]

Dünyanın Renkleri / Mustafa Işık

siyah beyaz fotoğrafa nakış dünyanın bütün renkleri suskunluğum kadar kanar utangaç ömrümün halleri artık hiç kimseyim / ya da herkes kadar arıyorum yitirdiğim yağmurun izini gece tenhası gönle misafir cebelitarık bekler gemiye bir ziyad bile olamadın bak, durdu zaman rüzgârı gün batımına gök eksildi gözlerinle seyir vaktidir dünyanın onca rengini at yelesinde taze hayat işte, […]

Fesih Vural’ın Yazın Dünyasına Yolculuk / Mustafa Işık

Şiirin az sözle çok anlam ifadesinin yolu olduğu hepimizin malumudur ve yazılması için hiçbir neden yoktur şiirin. Söz ustasının terennümü her zaman gönül alıcıdır. Yaşama dair izlerin varlığı bize bu terennümle gönül bahçelerinin zenginliklerinin kapısını açar. Şiir, yaşamayı beceremeyenlerin nefes alışıdır sözü şair Fesih VURAL ile ezber bozar.  Gerçek anlamıyla bir ab-ı hayattır şiir ülkesi […]

Yara Yürekte Büyür Önce / Mustafa Işık

Annem, mus’af huzuru evimizin duvarında asılı, çatlamamış sabır taşıydı yorgunluk yüklü ayakları, cennetten elma koparmaya uzanıverirdi parmakları her sabah dilinden öperdi göğe havalanan üveyikleri bir yara önce yürekte büyür, derdi annem / her düş gerçeğin inilmez kuyusu taş atmaya kıyamazdı geceydi katilin en büyüğü elinde alaca günbatımıyla durmadan gündüzü biçerdi doğan güneşle her seher anneme […]

Süveyla / Mustafa Işık

süveyla en uzun yolculuğuna mushafları okuyarak başlar merhametin pınarında kibele’den kalma bir ayindir yüreğindeki heyula saçlarında uçuk sevda kokusu dudağında yitik sevda sözleri o tufandan kalma ayete vurgun süveyla sürgün yüreklerden sürgün sevgili elleri koynunda saklı muamma bir duvarcı ustasının hünerli parmaklarıyla taranmış saçlarından fısıldanır her dem güneşi vurulmuş vahanın kuşları o kuşlar ki kanatlarında […]

Dilhıraş Beste / Mustafa Işık

ayazlar sükûnetin habercisi giderek daha uzaktım sesine cebimde uykular sabır kırığı en zarif gül nakşı avuçlarımda feleğin ağzıyla tüner dergâha kıyametimi beklerdim sen ilk kurban anka’yı vururdun vururdun anka’yı dağı yakardın dağı yakardın da ladesi kırardın yağmurlar indirirdin ayaklarıma toy cerendin dünya terkindeydi terkinde dünya tufana koşardın bütün masalları sahici kılardın senin gidişine benim sel […]

Ronahi / Mustafa Işık

ronahi, harami kesilen yolda giderek kısalan bakışımıza sürme çekilmiş bir çift gözle yarım kalmış aydınlık ben ki gerilmiş iple duvardan duvara tarih şeridine mührün izi silinmiş hükümdar adımı yaşatma telaşındaydım yarım bırakılan her sigara dudağıma vebaldi, ronahi adın, yolumu aydınlatmaya huzmesinde umut saçılır ışık ay şavkında resmetmiştim yüzünün bilmediğim güzelliğini o zaman çocuklar oyuna daha […]

Bulunur Elbet / Mustafa Işık

Dünyanın zehrini emerek büyüdüm, adıma ad verirdin dudağa yapış kelamla, çatlayıp durdu sabır taşı yaprağın teni rüzgara emanetti Ben ki ezberi eksik hafız Mushaf’ın kutsallığında bulurdum seni, gitmeliydim bu seherde heybemde hep uzak şehrin talihi yollar beni beklerdi, saatler ki uyandırmaya hep geç kalırdı Mağara tenhalığı terkedilmiş fırtınada, kentler de ölümlüdür diye özlemler, eski dilden […]