Uzun Oğlan / Nilüfer Zontul Aktaş

Hadi anlat dedeciğim demiştim… Biz yaşadıklarımızı değil sadece, dinlediklerimizi de koyduk yüreğimizin bir köşesine… Çünkü orada dedeler, nineler ve daha niceleri var. 80 -90  yıl evveller… Dedem zamanın varlıklı ailelerinden imiş. Soyadı uzun. Bu soyadıyla dedemin fiziği uyuşmayınca nasıl bir anı düşmüş kâğıdıma… Nalburiye dükkanında zamanın nal çivi zincir vs ihtiyaçlarını giderir ticaret için ise […]

Bıçak / Nilüfer Zontul Aktaş

Bazen kör, bazen acı bir dokunuştur bu bıçak, Kesikler görünmez, bir o vardır bir de sen… Acıtır, kanatır inceden ve derinden… Saplanır yüreğe! Sökercesine… Kahırdır, ölümdür bu dokunuş, Akar da kan! Sır vermez… Saplanır! Şehadete susamışa saplanır gibi… Dokunuşu tebessümdür, Sevgiliye bürünmedir kesikler… Ve ölüm gelir ak.. ak.. Sevda akarda taşar, Yaralardan ak bir aşk […]

Okumak Arlı ve Sırlı Bir İşti Ana’nın Ruhunda / Nilüfer Zontul Aktaş

Sadece kâğıda nakşolmuş olan mı okunurdu acep… Okunmayı bekleyen nice nice şeyler yok muydu? Kâğıtların kalemlerin sırrına vakıf olmuş okuyanlar yok muydu? Vardı işte! Belki ciltlere bile dokunmadan. en sessiz ruhlarla okurlardı onlar… Analardan sözedişim… Ne salih evlatlar yetiştirirdi işte o analar okuma yazma bilmeden… onlar okurdu yürekleriyle elleriyle gözleriyle tüm bedenleriyle.. satır satır samimiyetle […]

Düzeltmek Sevmektir / Nilüfer A. Zontul

İşlemeli cevizden yapılı çeyiz sandığını ara ara açardı annem. Dört gözle beklediğim anlardan biriydi o anlar bayram misali. Üzerindeki bir deste misali yataklar indikten sonra, süslü anahtarın dönmesiyle ağır ağır açılan kapakla yayılan emek kokusu… Bir lavanta dalı, bir ekmek buğusu gibi emek, göz nuru işler işte, zamana işlenen… Teker teker dokunurdu elleriyle düzeltirdi annecan’ım. […]

Gaz Lambası / Nilüfer A. Zontul

Masumiyetin adı çocuk, Yüzlerindeki berraklıktan, Gözlerindeki ışıktan Kırpıp kırpıp maske yapıyorum kendime… Çirkinliklere batmamak için çabalayan bedenlerimize, Bir tutam şefkat, bir tutam sevgi ve sadakat sürebilsin diye… Çocukken elektrikler kesilirdi sıkça. Ve biz gaz lambası eşliğinde duvarda gölge oyunları oynardık. Benzettiğimiz hayvanların kulaklarını kanatlarını oynattıkça mutluluğun en koyusunu yaşardık. Onu söndürmek bile bile yarıştı. Uyumadan […]

Kürsü / Nilüfer Zontul Aktaş

Yıllar öncesi… Darende… Ve sonbahar gelirdi en zarif haliyle. Yeşile hissettirmeden/ sarıya boyayarak.. Teneke sobalar kurulurdu işte.. Şimdiki sobalar gibi ısısı kalıcı olmasa da… Minik bebeler çocuklar yaşlılar vardı evlerde.. .Ne genişti aileler, evler… Hava ısısını yitirdikçe insanlar farklı çözüm yolları bulmuşlardı. Bunlardan biri idi KÜRSÜ.. Dört ayaklı tahtadan yapılan kürsünün alt kısmında bir raf […]

Elizya II / Nilüfer Zontul Aktaş

Kalbe gömülenlerin de mezarı süslenmeli Basılmamalı toprağına elizya Kara bir gürültü ile uyanırken sabah Değmemeli ona! Ne gök gürültüsü Ne de delici bir ah… Neminden aldığın gözlerin de ıslak Kuru bir diyar kalmamalı oralar Kaç begonvil kaç zambak yetişir Kaç gelincik Kırmızının düşünde Kaç lale kaç sümbül bilir misin elizya Gül demiyorum diyemiyorum Diktiğim her […]

Selam Olsun / Nilüfer Zontul Aktaş

Kibirle yoktur işimiz Kara toprak gidişimiz Sevgi alış verişimiz Duyanlara selam olsun… Kırılırsa sana yürek Yapışır teninde gömlek Aşka yol bulanla ölmek Gelenlere selam olsun… Dünya hali pek yamandır Kulluk içinde anlamdır Yokluğa da alışmandır Diyenlere selam olsun… Yüreklerin demi çoktur Sırrın eşiğinde oktur Aşka düşen gönül toktur Erenlere selam olsun… Sızılardan geçe geçe Aşk […]