Eylül / Ramazan Seydaoğlu

Artık meyvesi hep soğuktur mevsimlerin ıhlamur dallarında üşütmüş rüzgârlar. hamaklardan düşen yapraklardan yayılır eylül dizelerde bir yangın adı olur. ** Gecelerce sürecek masallar zamanı kimine aşk libası kime şah fermanı dağ başlarında pusuda bekler harami buruk hüzünlere doğumun adı olur. *** Dalına uçup konan her kuş melul olur nice sevdalar ki yitip gider kaybolur her […]

Bir Avuç -1 / Ramazan Seydaoğlu

Aralık 2006 Yazıları’ndan…    Bana Adını Söyle Sende bir şey var. Beni ilk bakışta mesteden .. Seni böyle çekici kılan esrarın adını söyler misin? Bakışlarınla herşeyi alıp götürüyorsun benden. Kör-kötürüm oluyorum. Renkler soluyor gözlerimde. Sesler kabalaşıyor kulaklarımda. En güzel çiçekler ve rengarenk kelebekler birer toz gibi uçup gidiyor Gecenin karanlığı mı yoksa adın… Ki her […]

Sol Göğsümün Üstünde Mahpus Bir Şiir: Mia / Ramazan Seydaoğlu

Derler ki: “Şiirin manası şairin karnındadır.” Her şiirin bir mahremiyeti, şairde gizli kalması gereken yönleri vardır. Biri senden şiirin öyküsünü istediğinde şair kamplumbağa gibi içine çekilir ve kalın bir kabuğun altından sadece sönük bir bakışla etrafını süzer ve o kadarcık bir bağlantı izni verir. Benim Mia şiirimin o kadar gizlenecek ve saklanacak ve mahremiyet arzedecek […]

Kendini Çöllere Başıboş Vuracak Şair Yüreğimi Durduran, Mısraları Önümde Dağ Gibi Duran Şair Müştehir Karakaya / Ramazan Seydaoğlu

“kenan kuyusunda bir gece/ yusuf oldum gizlice” bu iki dize nerelere götürmez ki sizi?  Zaman tüneline girip binlerce yıl öncesine; Mezopotamya’dan başlayıp uçsuz bucaksız çöllerden geçerek Filistin’e, oradan sahralardan, dağlardan uzanıp ehramlara ve o efsanevi debdebeli fiavunların yaşadıkları Mısır’a… “Kardeşimizi kurtlar yedi” dedikten sonra her gün saatlerce kırları dolaşarak yakaladığı kurtları tek tek sorgulayan Yakup’a […]

Kuşların Ahı Yılanlara Kalmaz! / Ramazan Seydaoğlu

Ovalar sonsuza dek uzayıp gidiyor sanki.. Etraflarında uzanan sıradağlar olmazsa bulutları tutup getirecekler gibi… Dağların doruklarından akıp gelen buz gibi soğuk sular kayaları salise salise okşayıp kemiriyor ama ismi ve cismiyle sadece bir taş olan kayaların bunlardan haberin bile yok. Kayalar başlarına betondan şapkalar geçirmiş gibi duruyorlar. Delik deşik bedenlerinde türlü türlü hayvanat ve nebatat […]

Gidersen / Ramazan Seydaoğlu

ismail’e…   gidersen karlar yağsın korkulu bir hal alsın yıldızlar çılgına dönsün gri bulutlar varsın alem uykusuz kalsın otur şu taşa anlat bana bırak yağmur olsun gözyaşların çocukça bir şeyler diliyorum sakın gülmeyesin ağlamalarıma sihirli lambadan çıkarsan bekliyorum eh işte en son bunu da yaptım çizerken gülümsemelerini bu defterden kendimi çizip attım   Bu gönderiyi […]

Ey Gece / Ramazan Seydaoğlu

Ey gece, Can dostum, sinesini her zaman minetsizce açan maşukum. Başımı şefkatle okşayarak bağrına basan, onulmaz dertlerimi usul usul dinleyen, beni teselli eden dert ortağım. Bir gün bile sıkılmadın, “yeter, öf!” bile demedin. En küçük bir bıkkınlık işareti bile göstermedin. Her zaman sana güvendim. Başucumda durdun sancılı anlarımda sabahı zor ettiğim zamanlarda.  Gündüzün beklenti ve […]

Çamura, Ateşe ve Dumana Dair Yazılar – 2

Bazen oturup düşünürsün.. Ya da düşünmezsin belki de. Geçmişin gelir kurulur gözünün önüne tüm ihtişamıyla! Senden öç alırcasına bakar gözlerinin içine. Hem de öyle keskin bakışları var ki… Deli edercesine, çileden çıkarırcasına bakar. Gözlerini kaçırırsın. Yüzleşmek istemezsin, geride durursun, ama o sen bakmasan da o gözlerinin içine bakıyor öyle dimdik ve kaçırdığın yüzüne bir kapak olur […]

Çamura, Ateşe ve Dumana Dair Yazılar – 1 / Ramazan Seydaoğlu

Siz nesiniz biliyor musunuz? Var gibi olan varlığınız yok, görünen cisminiz serap, kafatasınızın içinde dolanan dolaplar dolusu saman aklınızla aslında siz bir hiçsiniz… Bir dumansınız belki sadece, yanmış bir saman yığınının dumanı… Hah şu da olabilirsiniz; yanmış samanların üzerine yağmurdan medet umarak başkalaşım geçirmiş bir çamur yığınısınız. İçten içe yanan bir saman aleviniz var o […]

Yüreğim Yanıyor / Ramazan Seydaoğlu

– andolsun ki asır zülüm asrıdır – Yüreğimin bir yanında Basra yanıyor Saf tutmuş akbabalar tünemiş ocağıma Fırat olmuş yaşlar sığmıyor gözlerime Yüreğim Kerkük olmuş, Musul olmuş Yüreğim buruk bir mahşere dönmüş Mahzun çocukları ağlarken şehrin İnsanlıkta duygu temelli kaybolmuş Yüreğimin bir yanında Bağdat yanıyor Bombalar yağıyor gökten bombalar Sahip çıkmadığım kentlerime anne Eyvahlar olsun […]

Ben Niye Böyleyim? / Ramazan Seydaoğlu

Bilmem ben niye böyleyim? Olmayacak dualara amin diyorum ya! Pilot olmak istiyorum sanki.. Yok yok astronot… Senden istediğim felek, yüzüme gülerken arkamdan mezarımı kazmayan bir yüz.. “Dostum” derken gerçekten dost olmayı başaran bir insan. “Aşkım” derken aşkın erdemini kavrayabilen bir sevgili. Bilmem ben niye böyleyim? Her yüze güleni dost sandım. Herkesi kendime can ciğer arkadaş… […]

Bir Karanfille Hasbihal  / Ramazan Seydaoğlu

Bir çiçekçi kadının elinde sallanan bir karanfil dalıyım büyümeden koparıldım dalımdam üç kuruş için toprağımdan koparıldım beş kuruşluk menfaate satıldım sonra yerlere atıldım hırpalandım gözyaşlarına boğuldum Sahte sevdalara nişan oldum toprağımda can bulmadan tazeliğimi yaşamadan toprak oldum olsun diyorsun, olsun bakalım ama acıların dilleri aynı olur gözyaşları hep aynı Söyle ey ıtırlı çiçeği ömrümün gizemini […]

Parantezde Bir Kadın / Ramazan Seydaoğlu

Etekleri deniz kokmalı kadının elleri balık bakışları eritmeli buzulları ölesi dost ve sıcak Bırakırken kendini uykunun derin kollarına rüyalarını süslemeli erkeğinin ve uygunsuz esen rüzgara kanmamalı kapılmamalı hazan yaprağı gibi zamana anadolu’ya kapıldığı kadar Sonra sevmeli belki yavrusunu sever gibi insanları ellerini uzatmalı sevecen benimle savaşmalı belki vurulunca göğsümden ak bir güvercin gibi uçmalı yaramdan […]

Ebelik / Ramazan Seydaoğlu

Gül dalı her biriniz Elleriniz, parmaklarınız Güneşe renk verir Altın sarısı saçlarınız. Toprağı seversiniz Avuç avuç taşırsınız Suyla buluşturunca Saraylara ulaşırsınız. En güzel oyundur Sizin için birliktelik Umurunuzda mı ki dünya Elim sende ebelik! 03/10/2016 Darıca Bu gönderiyi paylaşın:

Yolun Sonunda Uyanmak / Ramazan Seydaoğlu

Sana yükünü taşıyamayacağımız kadar ağır veballerle geliyoruz Rabbim. Elimizde insanlığa karşı işlenmiş nice suçları alarak … Sınırsız evreninde bir nokta kadar küçük olan yeryüzünü türlü türlü desiselerle boyadık. Mavi bir gezegen olan dünyada işlenmedik günah bırakmadık. Kendine halife seçtiğin insanlığı, haklarını katlettik bunca yıldır. Kızıl bir gezegen oldu acıyla ayyuka çıkan ahlardan dünyamız. Rabbim, Yeryüzünde […]

Seni Düşünüyorum / Ramazan Seydaoğlu

Seni düşünüyorum içimde derinlerden akıp gelen bir özlem.. Hangi sağnak yağmurla yağacaksın belli değil. Hangi fırtınayla eseceksin bilinmez. Seni düşünüyorum içimde zapt edilemez bir acı.. Acılar bir barajın arkasındaki devasa su kütlesi gibi birikmiş içimde. Duvarları zayıf bir barajın yıkılması gibi, sabrımın da sınırları zayıflanmış, zorlanıyorum… Yıkıldı yıkılacak… Seni düşünüyorum içimde dağlar kadar birikmiş öfke… […]