Yorulur İnsan / Rukiye Yıldız 

“İnsan”  beşer, aciz, muhtaç, ölümlü, gücü sınırlı… Yemeden içmeden yaşayamaz insan, bedeni, ruhu, aklı hep bir şeylere muhtaç… Yemek yemez ise bedeni zayıflar, bir şeyler öğrenmez ise aklı,  takdir edilmez ise azmi… Su içmezse midesi… Sevilmezse ruhu zayıflar. Sınırlıdır her şeyi, yorulur insanın en büyük becerisi… Yorulur çok yürüyünce bacakları, yorulur çok sevince kalbi, yorulur […]

Hangisinin Adı Eylül / Rukiye Yıldız

Sonbaharda açan güllerin ömrü kısa mı olur, o yüzden midir Eylül’ün adı hüzün, hüznün adı Eylül? Eylülün güneşi de mi solgundur ağaçlardaki yapraklar gibi?  Kaç eylül geçti? Kaç hüzün yaprakları döküldü gönlüme? Kaç kez geçtim çamurlu yollardan gazelleri çiğneyerek.. İçimde kaç hüznü ağırladım yaprak hışırtıları arasında… Damla damla kalemim kelime sızdırırken, içimde fırtına beni alabora etti. […]

Taşları Tuğra, Toprağı Sikke Bursa / Rukiye Yıldız

  Çıkarsın Bursa’nın sokaklarına, başlarsın zamanın yıpranmış elleri ile topladığı hafıza bahçesinin meyvelerinden yemeğe. Her adımda ecdadın bilge ve hami ruhunun soluklarını hissedersin ensende. Elimi attığım şu yaşlı çınarda kaç kişinin parmak izi gizlidir, dedem Osmangazi’nin, Orhangazi’nin, Murat Hüdavendigâr’ın… Acaba şu bastığım toprak Bizans’tan, Selçukludan neler gizledi bağrının en kuytularına. Şu taşa Orhangazi sırtını dayayıp […]