serpil_ozturk_ozkucuk_0b

Tut ki Şahmeran / Serpil Öztürk Özküçük

Sağ elim mavi gökyüzü Sol elim yangın yeri Ben büyüdüm Ayaklarım yok Tut ki Şahmeran’ım Kollarım ve parmaklarım Ah sen güzel kadın Cemşabı bulmuşken Yılanların koynunda En güzel sırrı taktım Boynuna Sus sus ey iyilik Ben merhamet ülkesinin Yalnız  yolcusu İhbar mektubum gitmiş Kaderim dost dilinin ucunda Eyy yalnızlık türküsü söyleyen Saz Muhbir adım okumuş […]

serpil_ozturk_ozkucuk_0

Yoksun Diye / Serpil Öztürk Özküçük

Yoksun diye güneş bulutların arkasına saklanmış Rüzgar öfkeyle esiyor Kırık bir makam çalıyor Güzin teyze Pencereden sen bakıyorsun Evet Bir de bahara gücenen Gaillardialar. Öptüm yokluğundan Sana küsmüyorum Çiçek bahara ne kadar gücenik kalır Hadi ! Mayıs ,bak Haziran’a çeyrek var Ben yıkık şehirler gibi Sen uzaksın iklimime Karda açan Kardelen kadar. Bu gönderiyi paylaşın:

serpil_ozturk_ozkucuk_meryem

Doruklarda Meryem Yalnızlığı / Serpil Öztürk Özküçük

Ahmet Ağır hocama ithafen Çiğdemler kokuyor dağlar Meryem örtülerimizi giyip Çıkma vakti Loo looo sesleri yankılanırken Düz ovadan Meleşen davar sesleri böler Böler kör hayallerimi Çoban ıslığı ürkütür Kaçak benliğimi En kuytu köşelerde aramak seni Doruklarına çıkmak Dağların Beyaz urganlar sarıp boğazıma Haksızlıklara gebe bu çağda Meryem yalnızlığını Yaşamak istiyorum. Bu gönderiyi paylaşın:

serpil_ozturk_ozkucuk_sekva

Şekva / Serpil Öztürk Özküçük

Güle güle ey Çek git ülkemden Çık dehlizlerimden Öyle aşağılıyorum ki Şimdi! Kurduğumuz en güzel cümleleri. Beş para etmezmiş hayalin bile. Çekil! Denizlerimden , alabora gemilerim Sebep sen değil… Öyle aşağılıyorum ki! Bende kalan silüetini. Ve yangın yeri tüm hikayem Namluyu dayadım aşka Haps ettim sevdayı Saçlarım savrulur Gece gardiyan Sen en azılı suçlu Git […]

serpil_mülteci

Bir Mülteci Yüreğim / Serpil Öztürk Özküçük

Yağmalanmış bir kervan Kervanda yanık insanlar Yüreğini Yakmış, yıkmış, kanatmış hârami Derin bir susku var çölde Yıkılmış çadırlar İnsan ve hayvan ölüleri Tut kalbimizi anne Dumanlar tütüyor bak enkaz altında bir kadın sırtında bebesi Şaşkın Şaşkın bakmakta Çığlık çığlığa atlar tükenmiş umut azıkları Gördün mü anne Orada sönmüş bir ateş İzbe bir kum tarlasında susuz […]

serpil_ kalede_yetim

Kale’de Yetim / Serpil Öztürk Özküçük

  Sıcak Ekmeğın Buğusu Kadar Kıymetli Fakir Çocukluğuma!. Senden Sonra … Ovalarda pamuk kokusu genzi sızlatmıyor… Gülüşün kalmış, Bir çift altın parlaklığında. Yolun sağındaki dut ağacında. Su durgun o da artık çağlamıyor Diktiğin asmalarda üzüm de yok Hem neden çocukluğum Ceviz ağacında asılı kalmış sallanıyor darda. Çoban Şıho geçiyor yine taşlı bahçeden Koyunlar da sessiz […]

heybem

Gül Budağından Heybem / Serpil Öztürk Özküçük

Gül Budağından Heybem   Sırtımdaki heybe yıkık, dökük taşırım işte. Hüzünler biriktiririm ağır aksak bir hamal suskunluğunda seherin Menzile kurulu saat susmuş andelib gibiyim beklerken gül budağını vuslata çeyrek var. Sermayem hüzün saat çaldı çalacak boşalt heybeni saç diyorum. vasıl olamasam da yâre Gülistan’ına hasretim yağdı yağacak… Açtı sırrını zeytin yaprağı sardı vahiyle kulaklarımı “Hüzünler […]

serpil

Devriye / Serpil Öztürk Özküçük

Senden ayrıldığım gün… başladı benim hicretim, Baba sülbünden başlayıp;ana rahmindeki… Hüzünlü bekleyişim… Ve ettiğim yeminleri unutarak… Kall-u Belada! Ve yine senden utanarak… İnna lillahi Sana döneceğim, Yüzüm yok ey AŞK.! Görüyorsun biliyorum Seninleyim adını haykırarak Bitmedi sürüyor hicretim, Yüreğim susmuş… Müphem ve de… Hüzünlü gurbetteyim. Bu gönderiyi paylaşın: